Aydın ENGİN
Bu kadar. Kupkuru bir cümle: Kemal Daysal öldü.
İçinizden kimilerinin “O da kim kuzum” dediğini duyar gibiyim.
Kimilerinin de yüreğinin burkulduğunu, gözlerinin ıslandığını, içten bir acıyı seslendiren iç çekişini görür gibiyim...
Bense “Yazdıklarımı iyi seçemeyişim nedendir acep? Bilgisayar ekranı mı buğulandı, benim gözler mi” gibi sorularla oyalanıp kederimi “Daysal yöntemi” ile hafifletmeye çabalamaktayım.
* * *
Beş gündür Türkiye’de değildim. Yokluğumda CHP Kurultay’ı toplanmış, “ulusalcı kanat” denmeyi hakedenler açık ara ile yenik düşmüş. Hocalı cankırımını protesto etme bahanesinin ardına saklananlar Taksim Meydanı’nda toplanıp kurt ulumaları işliğinde ırkçılık tarihine yeni bir sayfa eklemiş; Hocalı’da ölenlerin bile kemiklerini sızlatacak bir utancı “başarı” ile kotarmışlar. Eğitim sisteminde kızları okuldan kurtaracak AKP manevrası ile Galatasaray – Beşiktaş derbisi aynı günlere denk düşmüş; “4+4+4 mü iyidir yoksa 4-4-2 taktiği ile mi oynamak mı” bir arada tartışılır olmuş. Kar yine başlamış.
Yani her biri keyifle yazılacak bir dizi olay bu beş günde olup bitmiş. Yazıya oturulmuş. İlk satırlar yazılırken telefon çalmış. Çok eskilerden, çok iyi bir yol arkadaşı, Bektaş Avşar, hıçkırıklarını zor tutarak kara haberi ulaştırmış: “Aydın, bil istedim, Kemal Daysal öldü. Ben yeni ameliyat oldum, kalkamam, cenazeye gidemem. Cenaze bugün Ceyhan’da kaldırılacak. Bil istedim...”
Bildim... Yazdığım üç beş satırı çöpe attım.
Kemal Daysal’ı yazacağım...
* * *
Kemal Daysal’ı yazıyorum. Oysa yediği içtiği ayrı gitmeyen, sık sık buluşan bir arkadaşlığımız yoktu ve olmadı.
Tanıdığımda DİSK’te yöneticiydi. DİSK’i DİSK yapan kadroların ikinci kuşağındandı. Kurucu kuşağın sendikal bilinci ağır basıyor; “Sarı sendikacılık”a karşı “devrimci sendikacılık”ın bayrağını taşıyor ve yükseltiyorlardı. Kemal Daysal’ın kuşağı ise sendikal bilinci siyasal bilinçle tamamladı. Gençtiler ve ataktılar. Türkiye’de işçi sınıfının en zorlu ve... Ve evet, en “şanlı” günlerini yaşatan kuşaktandılar.
Türkiye’de sosyalist hareketin de en canlı, en umutlu günleriydi. Daysal’ın da içinde yer aldığı ekip çok farklı siyasal akım ve çizgilerin birbirleriyle kıyasıya yarıştığı o günlerde DİSK gemisini Türkiye Komünist Partisi (TKP) iskelesine yanaştırdılar ve halatları sağlam bağladılar.
DİSK’in sosyalist soldaki partilerden “biri” ile bu kadar sıkı ve organik bağlar kurmasınının çokça ve sertçe eleştirildiği günlerdi. 2012 Şubat’ında ölümünün ardından Kemal Daysal için bana “Yazmalısın” dedirten, gözlerimi ıslatan ve yüreğimi burkan konuşma da o günlerdeydi:
- Partinin Türkiye Komünist Partisi olması, olmaması umurumda değil Aydın. Ben bu partiye programını bile doğru dürüst okumadan girdim. Çünkü uluslararası komünist hareketin kabul edilmiş bir örgütünün çatısı altında olmak ve var gücümle onun güçlenmesi için çalışmak ise benim çok umurumdur ve ödevimdir...
Bugün, çoğu o günlerde ya doğmamış ya bebek yaşta olanlara bu cümleler bir anlam taşımayabilir. Dünya komünist hareketinin darmadağın olduğu, dünya sosyalist sisteminin çöktüğü şu günlerde Daysal’ın aktardığım görüşleri “Eeee, n’olmuş yani” gibisinden bir dudak büzmesiyle de karşılanabilir.
Ama 1970’li yıllarda Türkiye solunda bu mantık, bu siyasal tercihin “nedeni” önemliydi ve anlamlıydı. Benim için daha da önemlisi, o günlerde bir TKP üyesinin, Kemal Daysal’ın, “Ben TKP’ye değil, Dünya komünist hareketine katıldım ve beni ilgilendiren de bundan ibarettir” demesi, diyebilmesidir. O günlerde böyle konuşan birinin “istenmeyen adam” ilan edilmesine kimse şaşmazdı. Ama böyle konuşabilen birine epey kişi şaşardı.
Bunu niye önemsediğimi, niye bu kadar ayrıntılı aktardığımı genç kuşaklara anlatmak için 25-30 Tırmık yazmak gerekir ve yine yetmeyebilir. O yüzden sadece bilinsin istedim.
O kadar...
* * *
Sonra 12 Eylül geldi. Kimilerine hapishane, işkence yolu göründü. Benim gibi ve Daysal gibi paçayıkıl payı kurtaranlar içinse siyasal göçmenlik yılları başladı. Ben Almanya’da, o Fransa’da. Ben Frankfurt’ta, o Paris’te...
Frankfurt Avrupa’nın hava demiryolu trafiğinin merkezidir. O yüzden yolumuz çok kesişti. Daysal’ın kıskanılası mizah ve kara mizah duygusu ile o günlerde tanıştım. “Türkiye’ye dönünce Kemal Daysal anekdotları diye bir kitap yazacağım” dedim. Güldü, “Öyleyse bir tane daha anlatayım. O kitaba iyi gider” dedi ve anlattı.
Epey kıdemli bir siyasal göçmen olmasına rağmen Fransızcayı öğrenememişti. O bu durumu “Hemen hemen hiç” diye tanımlıyordu. Ancak “Mösyö, parle vous français” (=Bayım, Fransızca biliyor musunuz) cümlesini mükemmel, bir Parisli kadar aksansız söylemeyi öğrenmişti. Almanya’ya yolu düştüğünde karşısındaki Alman’a kendinden kesinlikle emin bir edayla soruyordu:
- Mösyö parle vous français?
Mükemmeliyetçi Almanlar anadili konuşmuyorsa bu soruyu “Yazık ki hayır” diye cevaplar. Daysal fırsatı kaçırmaz, “Ah bir bilseydiniz şakır şakır konuşurduk ama ne çare...” diyen ve garibim Almanı küçümseyen bir gülücüğün ardından “Tarzanca”ya geçip işini hallederdi.
Frankfurt aktarmalı bir tren yolculuğunda Frankfurt tren garının hangi peronundan, hangi trene bineceğini çıkaramamış aynı numaraya başvurmuştu:
- Mösyö parle vous français?
Alman tren görevlisi oyunu bozdu, “Evet, buyrun” deyiverdi. Daysal saniye sektirmedi, adamın elini sıktı ve katıksız bir Türkçe ile cevap verdi:
- Valla kardeş tebrik ederim, ama sahiden tebrik ederim yani...
* * *
Kemal Daysal, benim sohbeti keyifli, bilinci duru, yüreği hem yufka hem sert yol arkadaşım, bak, yazıyı ne sulu gözlü, ne somurtuk bitirdim. Tam senin istediğin gibi oldu. Dün gittiğin yerde okuyunca gülümseyeceksin, biliyorum. Seni böyle andığım için bana keyifle göz kırpacaksın, biliyorum. Kederimi “Daysal yöntemi” ile hafiflettiğimi anlayacaksın, biliyorum...
Yeniden buluşacağımız güne kadar hoşçakal...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları




































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2022
29.01.2022
28.01.2022
18.01.2022
17.01.2022
3.01.2022
24.12.2021
13.12.2021
6.12.2021
4.12.2021