Baskın ORAN
Galiba öyle. Sanatçı Şanar Yurdatapan’la birlikte kendisine tazminat davası açtık, Erdoğan’a lazım oldu.
Dava açtık, çünkü Erdoğan, barış isteyen bir mektubu AKP milletvekillerine postalayan ve isimleri basında açıkça yer alan 170 bilim insanı ve sanatçı için Ocak 2018 Çorum AKP il kongresindeki konuşmasında şu müessif terimleri kullanmıştı:
“Be ahlaksızlar. Be adiler Be vicdansızlar. Ahlaksızlar. Riyakarlar. Sahtekarlar. Fikir soytarıları. Teröristlere canlı kalkan. Terör örgütlerine yardakçılık. Profesör olsan ne yazar, sanatçı olsan ne yazar. Hainler”.
***
Mahkemede, Erdoğan’ın avukatı bu sözlerin hakaret sayılamayacağını iddia etti: 1) Bu ifadeler isim vererek söylenmemiştir, hakarete girmez; 2) Söyledikleri, cumhurbaşkanımızın ifade özgürlüğünü kullanmasıdır”.
Bunlardan birincisini duyunca, hemen şu soru geliyor insanın aklına: “Peki, kime etti o hakaretleri, açıklasın”.
İkinci iddiaya gelince, davanın sonucu ne olursa olsun, o, büyük zaferimizin ilanı.
Büyük zafer, çünkü en basit eleştiriyi kendisine hakaret veya “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” vs. sayan cumhurbaşkanı, mahkemeye verilince ifade özgürlüğüne sığındı.
Beyaz Show’a telefon edip “Çocuklar ölmesin” diyen Ayşe Öğretmen’in, süt ve ürünleri alerjisiyle doğan 6 aylık yavrusuyla 15 ay yatacağı cezaevine (AYM müdahale etmezse) bugün gireceği bir ülkede yapıyor bunu.
Erdoğan’ın avukatının bu iki iddiasını avukatım Oya Aydın Göktaş’ın cevap dilekçesinden okuyarak sırayla mütalaa edelim ve yasa hükmü ile Yargı içtihadını görelim:
***
1) Birinci savunmanın hukuktaki adı, “matufiyet” meselesidir. Yani, hakaretin kime yöneltildiği.
TCK Md. 126/1 aynen şöyle diyor: “Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya isnat üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa, hem ismi belirtilmiş ve hem de hakaret açıklanmış sayılır.”
Nitekim, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 06.10.2005 tarih ve 4263-10379 sayılı kararı ve bunu onayan Hukuk Genel Kurulu, hakaret sayılması için isimlerin açıkça belirtilmesine gerek olmadığını açıklamıştır.
Orhan Pamuk, “Türkler, bu topraklarda 30.000 Kürdü ve 1 milyon Ermeni'yi öldürdü” sözleri nedeniyle mahkum edilmiştir, çünkü yine Yargıtay 4. Hukuk ve Hukuk Genel Kurulu 13.05.2009 tarihli kararında (2009/4-120 Esas -2009/193), dava açan kişilerin Türk milletine mensup olmalarını matufiyet için yeterli saymıştır.
Dahası, Şubat 2011’de “AKP’ye % 50 çıkmış. Aslında, Aziz Nesin kriterlerine göre % 60 çıkması lazım” diyen Müjdat Gezen’e başta Bekir Bozdağ olmak üzere 15 AKP’linin açtığı dava, “Matufiyet yoktur” diye Ankara 21. Asliye Hukuk tarafından reddedilince Yargıtay 4. Hukuk bu kararı bozmuş ve sonunda, “Matufiyet vardır. Davalı, AK Partiye oy verenleri aptal olmakla itham etmiştir" denerek Müjdat Gezen davalıların her birine 4.000 TL ödemeye mahkum edilmiştir.
Bu kararlara bakıldığında, matufiyet koşulunun gerçekleşmesi bakımından, ismin açıklanmasına gerek olmadığı, kimin kastedildiğinin belli olduğu durumlarda matufiyet şartının açıkça oluştuğu yönünde yerleşmiş bir içtihat olduğu görülmektedir.
Sanırım bu hususta bu kadarı yeter.
***
2) İkinci savunmaya, yani “Bu sözler cumhurbaşkanımızın ifade özgürlüğüne girer”e gelince:
AİHS Md. 10 ifade özgürlüğüne ilişkindir ve burada ifade özgürlüğünü sınırlamanın temel ölçütü, başkalarının kişilik haklarını ihlaldir. Diğer yandan AİHM, devlet görevlilerine ilişkin hakaret davalarında şu ölçütleri uygular:
a) Devlet başkanları da diğer kişilerle eşittir; ayrıcalıklı kılınamazlar;
b) Siyasi kişiler olarak daha fazla eleştiriye katlanmak zorundadırlar;
c) İfade özgürlüğünü kullanırken konumları ve etki alanları itibariyle daha dikkatli olmak zorundadırlar.
Yani, devlet başkanları “eleştiri” yaparlarken, sokaktaki yurttaş kadar “rahat” davranamazlar.
Bu ilkeler, Erdoğan söz konusu olunca Türkiye’de yüz seksen derece tersine işliyor. Kendisine her söylenen laf hakaret sayılıyor, ama kendisi hakaret edince dava reddediliyor.
Örneğin, Ocak 2016’da “Bu suça ortak olmayacağız” diyen 1.128 akademisyene yukarıdakilere çok benzer biçimde ettiği hakaretlere, benim de dahil olduğum 4 akademisyenin açtığı dava 13.12.2016’da reddedildi. Gerekçe: “Doğrudan davacıların kişiliğine yönelik hiçbir söz söylenmemiştir” (Ankara 3. Asliye Hukuk, 2016/347). Yani, matufiyet yoktur diyor.
İstinaf’a gittik, o da aynı yönde karar verdi. Dava şimdi Yargıtay’da. 2. Ceza Dairesi “Ulan sözü sövme suçunu oluşturur” demiş bir Yargıtay bakalım ne yapacak şimdi.
İnanmayacaksınız ama, 170 imzacı olayında Şanar Yurdatapan’ın yaptığı suç duyurusunu savcı işleme koymayı reddetti! Hangi yetkiyle yaptı bunu, anlaşılabilir gibi değil. Ve bu yüzden itiraz bile edilemiyor, olay orada tıkanıyor. Tek yapılacak iş, savcıyı HSK’ye şikayet etmek.
Bu arada, Şanar kim? 1997’de Siirt’te okuduğu şiir yüzünden mahkum olan Erdoğan’ın suçuna iştirak etme dilekçesi verdiği için DGM’de yargılanmış kişi!
***
2000 yılında cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla sadece 4 kovuşturma yapılmışken, Adalet Bakanlığının açıkladığına göre Haziran 2017’de TCK Md. 299 kullanılarak dava açılanların sayısı 3.658 idi. Mart 2017 itibariyle, açılan 2.673 davanın 1.505’i karara bağlanmış ve bunlardan sadece 280’inde beraat çıkmıştı. Üstelik, bu “hakaret”ler neleri içeriyor, buyurun bakın:
“Erdoğan gelirse çay vermem” diyen kantinci tutuklanıyor. Afişlerini yırttıkları için 12 ile 13 yaşında iki çocuk 1 yıl 2 aydan 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Facebook’ta hakaret ettiği iddiasıyla 13 yaşındaki bir çocuğa 3 yıl 6 ay ceza verildi de, yaşı nedeniyle yarıya indirildi.
***
Konuyu, kulaklara küpe olacak bir AİHM kararıyla bitirelim:
AİHM, 15.03.2011 tarih ve 2034/07 sayılı Otegi Mondragon/İspanya kararında, devlet başkanlarının aşırı korunmasıyla ilgili içtihadını hatırlatarak, devletin tarafsızlığını temsil eden İspanya Kralı’nın diğer insanlardan ayrıcalıklı bir korumadan yararlanamayacağına karar verdi.
Bundan başka ne söylense-yazılsa sanırım bir fazladır.
Ama belki de, kim bilir, “Çorum’daki ifadelerden sadece birini ben sayın cumhurbaşkanına söylesem, bu benim ifade özgürlüğüme girer mi?” diye sorulabilir…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları


































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.09.2025
25.04.2025
4.04.2025
28.03.2025
14.03.2025
27.02.2025
27.12.2024
14.11.2024
1.11.2024
25.10.2024