Berat ÖZİPEK
Şeytanın Avukatı’nı izleyenler hatırlayacaktır.
Başarılı bir taşra avukatı, tacize uğradığından şikâyet eden bir genç kızın ifadesindeki çelişkilerden yararlanarak onun davayı kaybetmesini sağlıyordu. Üstelik de suçlanan öğretmenin tacizci olduğunu fark ettiği halde.
Onun yaptığı, adaleti yükselme hırsına kurban etmekti.
***
Gezi olayları sırasında Kabataş’ta tacize uğradığını söyleyen kadın doğru mu söylüyor, yoksa yalan mı?
Eldeki görüntü kayıtları onun ifadesindeki gibi deri giysili insanların saldırıp üzerine işediklerini kanıtlamıyorsa, bu onun tacize uğramadığı sonucuna varmak için yeterli midir?
Şayet abartıyorsa bu onun kötü niyetli olduğunu mu gösterir, yoksa gerçeklik algısının zedelendiğini mi?
***
Yıllar önce üniversitede araştırma görevlisi dört arkadaşımın yaşadığı bir trafik kazasını hatırlıyorum.
Arabayı kullanan arkadaş, polise verdiği ilk ifadede içkili olduklarını, kendisinin de yol boyunca aşırı hız ve sürekli hatalı sollama yaptığını söylediğinde, diğer arkadaşları şaşırmıştı. Çünkü söylediklerinin hiçbiri doğru değildi. Belki kazanın dehşetiyle, belki de suçluluk duygusuyla (çünkü arka koltukta otururken kaza anında camdan fırlayan arkadaşın öldüğünü sanmıştı) kendi aleyhine ipe sapa gelmez sözler söylüyordu.
O ifade verirken arkadaşlarının fazla itiraz etmelerine gerek kalmamıştı. Çünkü polis, karşısındaki kişinin travma geçirdiğini anlayıp kalemi bırakmıştı.
İnsan karmaşık ve bir o kadar da kırılgan bir varlık. Bazen anlaşılmaz biçimde davranabiliyor, gerçeğe aykırı sözler söyleyebiliyor. Ama her zaman yalan olsun diye değil, sahiden gerçek ile hayal olanı birbirine karıştırdığından.
***
Kabataş’ta o kadın ne yaşadı?
Şu an sadece eldeki görüntü kayıtlarının o ifadeyi doğrulamadığını biliyoruz, bir şekilde bir tacizin yaşanmadığını değil.
Adli Tıp Raporu’na göre bedeninde morluklar olduğu bilgisi verilen bir kadın var ve tacize uğradığını söylüyor.
Ortada ya bir yalan var, ya gerçek; belki tamamen hayal, belki de abartılı bir gerçek.
***
Ben “bir kadın tacize uğradım dediyse mutlaka uğramıştır” diyenlerden değilim.
Bu konuda her durumda geçerli tek bir kural ihdas edilebileceği kanaatinde de değilim.
Ama kadının fazlasıyla abartılı görünen ve görüntü kayıtlarıyla doğrulanamayan ifadelerine itiraz etmekle kalmayıp, bir de onu yalancı ilan etmenin veya olmamıştır demenin, hem mantığa hem vicdana aykırı olduğunu söylüyorum.
Gazetecilere gelince, görüntüleri izlediğini söyleyip şimdi çark edenlere dönüp açıklama beklemek ve yapamıyorsa onları en ağır biçimde eleştirmek doğrudur; ama kadının beyanını haberleştiren kadın gazetecileri “Kabataş yalancıları” ilan etmek zalimliktir.
Geçenlerde bir TV kanalında Enver Aysever’in haksız saldırılarına maruz kalan Halime Kökçe haklı olarak, “siz bütün taciz vakalarında mobese kaydı veya doktor raporu mu istiyorsunuz?” diye soruyordu.
Bu soru önemliydi; çünkü muhatabının çelişkisi, inanıp inanmamanın bakan gözle de ilgili olduğu gerçeğine ışık tutuyordu.
***
Gerçekten de inanıp inanmamak, akıl ve mantık kadar, dünya görüşü ve bakan gözle de ilgili.
“Gezi Parkı”nda yaşananlar ile “Gezi olayları”nda yaşananların farklı olduğu, ikincisinde pek çok başörtülü kadının hakaret ve saldırıya uğradığı yönünde haberlerin geldiği, twitterda başörtülü kadınların “oradan geçmeyin, orası güvenli değil” türünden paylaşımlarda bulundukları o günlerde de bu şikâyetlerin hiçbirine inanmayanlar vardı.
Belki islamofobik önyargılarından dolayı nefret ettikleri bir kesimden mağduriyet payesini bile esirgediklerinden, belki de şanlı “Gezi direnişi”ne leke sürdürmeme kaygısından.
***
İşte bu anlamda Kabataş tartışması, bizim medeni görünen ama özünde çirkin ve ayrımcı olan yüzümüze ışık tuttu.
Bir an için her şey yalan sayalım.
Bu olay üzerinden sosyal medyada adeta cinsiyetçi, ırkçı, ayrımcı bir lağım patlaması yaşandığını görmüyor musunuz?
Ya sözde mizah adına erkek cinselliğini merkez alan, kadını şeyleştiren, tacizi olağanlaştırma ve gülünç bir duruma indirgeyip sıradanlaştırma anlamına gelen o korkunç paylaşımları?
Bir nefret sağanağı altında olduğumuzu görmüyor musunuz?
Peki bu olay vesilesiyle açığa çıkan hiyerarşik, buyurgan ve küstah erkek cinselliği ve eril dille kadına şiddet arasındaki bağı?
Sırf hükümete ve onu destekleyen medyaya giydirebilmek için bu konuda yazıp çizerken meselenin bu boyutuna tek söz etmemenin ahlaki problemini?
Kemalist, islamofobik kesimler, fırsatını bulmuşken, bütün o “ötekilerin” kadınlarının tüm zamanlardaki mağduriyet şikâyetlerini bu olay üzerinden yalanlamaya çalışıyorlar.
Gülen Cemaati de bu olay üzerinden hükümete vurmaya çalışıyor. Bu amaçla, geçenlerde twitterda cinsiyetçi ve islamofobik unsurlarla beraber Kabataş’ın “TT” olmasına onlar da epeyce katkıda bulundu. Zaman’dan Kerim Gün, arka planda oryantalist önyargıyı yansıtan peçeli ama aynı zamanda bacakları meydanda bir kadın (iktidar partisinin milletvekili adayı “Mağdure”nin sembolize ettiği oryantalist tahayyüldeki örtünme ile çıplaklığın biraradalığı) ile ön planda pos bıyıklı, maço görünümlü, deri giysili, sırıtan bir erkek figürünü içeren cinsiyetçi bir imaj paylaştı.
Ne demeli? Anladık, “kamp” değiştirdiniz, olabilir, ama geçtiğiniz “kampın” hastalıklarını ne çabuk içselleştirdiniz böyle? Bu paylaşımlardaki kötülüğü görmüyor musunuz?
Haydi o gazeteci görmedi diyelim, ama diğerleri de onu uyarıp “ayıptır, bu cinsiyetçi islamofobik paylaşımları Avrupalı ırkçı dergilerle buradaki oligarşinin yerli oryantalist mizah dergileri yapsın” dememiş olmalı ki o paylaşım hâlâ yerinde duruyor.
***
Kabataş’ın çok ötesinde bir sorun bizimki.
Bu olay üzerinden, çarşaflı kadının sergide teşhir malzemesi olarak kullanıldığı, tesettürlü kadın imajlarının porno sitelerden alınmış erkek cinselliğine ilişkin görsellerle kolajlanarak sosyal medyada rahatlıkla paylaşıldığı bir ülkeden söz ediyorum.
Bunun bazı kadınlara mubah görüldüğü, kadına şiddet olarak görülmediği, başka bir zaman “bilim adamı” dense düzeltip “bilim insanı” dedirtecek duyarlılıktaki, bir vakitler oturup kalktığımız pek çok insan hakları savunucusundan, bu kötülük rutin olarak devam ederken kayda değer bir tepkinin gelmediği bir ülkeden…
Adaleti yükselme hırsına kurban eden o avukatın yaptığı gibi, bütün o saygıdeğer toplumsal cinsiyet söylemlerinin hükümetle kavgaya kurban edildiği riyakar 8 Mart’ların ülkesi burası.
Kutlu olsun!
.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
24.01.2026
6.01.2026
5.12.2025
2.12.2025
1.08.2025
28.07.2025
13.07.2025
28.06.2025
21.05.2025
20.02.2025