Berrin Sönmez
Eril distopya denilen yıkıcı bölücü ideolojiye kaynak aktaran belediyelere kayyım atanmasını da mümkün. Bunu beklemeliyiz bence.
8 Ekim tarihinde “Yine Bir Cinsel İstismar Davası” başlığıyla sizleri haberdar ettiğim davanın bir duruşması daha geride kaldı. Hatırlayanlar olacaktır Gazete Duvar’ın aynı zamanda Ankara temsilciliğini yürüten yazarı Özlem Akarsu Çelik 15 Ekim tarihli yazısında “O çocuğu utanmadan mahkemeye getirmişler” başlığıyla aynı davayı kaleme almış ve nefis üslubuyla bire bir yansıtmıştı, o gün mahkeme salonunda yaşananları. İşte o dava için önceki gün (15 Aralık Perşembe) yine Ankara Adliyesindeydik.
Bir önceki duruşmada avukat arkadaşımızın sosyal inceleme raporu talebi de reddedildiğinden dava dosyası tamamlanmış sayılıp karara geçilme ihtimali kuvvetliydi. Çocuğumuz, yüksek güvenlikli (jiletli tellerle çevrili) bir bakımevinde ve kurum yöneticileri tarafından avukatla dahi görüştürülmeden korunuyor, devlet tarafından. Ancak cinsel istismar suçunu 15 yaşından küçük bir çocuğa karşı işlemiş, suçlarını ikrar ve itiraf etmiş sanıklar, kanunun açık hükmüne de aykırı olarak tutuksuz yargılanmaktaydı. Tutuklamaya gerek görmemişti mahkeme. Ve bu tutuksuz yargılanan sanıklar da sanık avukatları da gelmedi Perşembe günkü duruşmaya. Gene mikrofonlar açılmadan, mırıl mırıl konuşmalarla sanıklar ve avukatları bulunmayan duruşma sürerken zihnim bunun ne çeşit bir taktik olduğuyla meşguldü. Aynı zamanda da duruşmaya gelmedikleri için gıyaben tutuklama kararı verileceğini düşünüyordum saf saf. Hani hiç değilse bir sonraki duruşmaya mevcutlu getirilmelerine karar verilirdi. O mırıltılardan seçebildiğim kadarıyla beklentilerim gerçekleşmedi. İstismarcıların keyfince adalet 28 Şubata kadar, 2,5 ay daha ertelendi sadece.
Bu duruşmanın tek kazanımı Av. Seren Yıldız Öztürk’ün, bir kere daha ret edilmiş olsa bile, mağdur çocuk için sosyal inceleme raporu talebini yinelerken bu defa gerekçesini de açıklayabildiği kısacık bir zamana sahip olabilmesiydi. Uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülükle suça itelenen çocuklar için uygulanan sosyal inceleme raporunun, suç mağduru çocuklar için de uygulanmasının hukuki zorunluluk olduğunu, hiç değilse mahkeme kayıtlarına geçirebildi. Savcı, duruşmanın seyrini etkilemeyeceği gerekçesiyle, sosyal inceleme raporunun reddini talep etti ve mahkeme heyeti de aynı gerekçeyle reddine karar verdi. Muhtemelen ilk ifade sırasında gerçekleştirilen sosyal görüşmeci raporuyla yetinmek kolay geliyor. Oysa sosyal inceleme raporu her bir vak’anın kendine mahsus özelliklerini değerlendirebilmek için gerekli. Çocuğun içinde bulunduğu şartları anlamayı mümkün kılabilecek ve suçun mahiyetini tümüyle gözler önüne serebilecek önemli bir prosedür. Ağır ceza mahkemelerinin cinsel istismar mağduru çocuklar için de sosyal incelemenin gerekli olduğuna ikna edilmesi için Adalet Bakanlığınca konuya ilişkin bir genelge yayınlaması gerekiyor anlaşılan.
SOSYAL MECRALARDA ÇOCUK İSTİSMARINA ERİL BAKIŞ
Sosyal paylaşım sitesinde kendi duvarımdan yaptığım paylaşımla yukarıdaki davayı izlemeye aldığımızı belirtmem bile garip tepkiler aldı. Aslında kadınlara çağrı niyetiyle duruşmayı hatırlattığım gönderiye, erkeklerden gelen itirazlar, eril tahakkümün ne denli diri yaşamakta olduğunu bir kere daha anlamamızı sağlıyor. Daha çok işimiz olduğunu görüyoruz. Meğer Halep hakkında ve Suriye iç savaşında şiddete uğrayana kadınlar ve çocuklar hakkında yazmak yerine çocuk istismarı davasını izlemeye çağırmakmış asıl çocuk istismarı. Halep rejimin eline geçtiği zaman ölümlere ağlayıp mağduriyetleri görenler ile Halep Esad rejiminin eline geçtiğinde zafer çığlığı atıp Halep’in kurtuluşunu kutlarken yüz binlerin katlini görmezden gelen iki ayrı(!) siyaset kadınlığı sigaya çekiyor. Oradaki kadına şiddeti gördünse buradakini araçsallaştırdın. Eğer buradakini gördüysen oradakini araçsallaştırdın. Güya karşıt cephelerden kadınları bombardıman eden iki aynı kafa, ikisi de eril militer zihniyet. Beş yıllık Suriye iç savaşını, on bin yıllık ataerkiyle savaşımızı perdelemek için kullanıyorlar.
Sosyal mecralarda düşmanlıkların kolay kurulup zor yıkıldığı bilindiğinden hiç üzerinde durmak gerekmez belki. Ancak Kütahya belediyesinin nikah masasında ücretsiz dağıttığı evlilik kitabı, meclis kürsüsünden gündemimize düşünce fikrim değişti. O aynı sığ zihniyet her görüldüğü yerde ifşa ve ret edilmeli. Görmezden gelerek değiştirmek mümkün olmayacak. CHP milletvekilinin gündeme getirdiği kitap hakkında meclis başkan vekilinin birlikte takip etmek yönündeki destekleyici tavrı önemli umarım aynı kararlılıkla sürdürülür bu ortak tavır.
Milli Eğitim Bakanının sözleri düşündürücü. Fikir ve ifade hürriyeti anlamına gelebilecek cümleler sarf etmesi pek çok açıdan önemli. Bunca gazeteci ve yazarın hapishanede olduğu ülkede bir bakan ifade hürriyetinden söz ediyorsa gelecek için ümitlenebiliriz. Muhtemelen OHAL kapsamında fikir ve ifade hürriyetini genişletecek KHK hazırlanıyor ki sayın bakan konuyu bu şekilde ele aldı. Sevinmeliyiz sanırım. Üstelik salt kadını aşağılayan değil aynı zamanda medeni kanuna muhalif şekilde çok eşliliği teklif eden fikirlerin bile özgünlük kapsamında ele alınması sevincimizi önemli derecede katlamalı:
“Çok eşlilik yararlıdır, hatta huysuz karısı olan erkek kadını boşayıp başka bir erkeğe bela etmek yerine, ikinci eşi alıp ilk eşin rekabet duygularını harekete geçirip onu dize getirse daha iyi olmaz mı”
Asıl önemlisi hiç kimse bu evlilik kitaplarını satın almaya değer görmüyor olmalı ki bazı belediyeler bunları ücretsiz dağıtıyor diye de sevinebiliriz.
Diğer taraftan meseleye biraz daha ciddiyetle yaklaşıp erkek aklını, kötücül hayallerle dolduran bu tür kitapların ne denli tehlikeli olduğunu idrak etmek de mümkün. Eril distopya diyebileceğimiz mahut ideolojiyle toplumsal ve hukuksal gerçekliği yıkıcı, kadınların toplum hayatının dışına itilmesine yol açarak toplumsal bütünlüğü bölücü faaliyetleri nedeniyle örgütsel doküman niteliğindeki bu kitabı halka dağıtan belediyelerin suç işlediği de dikkatlerden kaçmayabilir şu OHAL döneminde. Eril distopya denilen yıkıcı bölücü ideolojiye kaynak aktaran belediyelere kayyım atanmasını da mümkün. Bunu beklemeliyiz bence.
Özgürlüklerin genişletilmesi belki bir hayal ama mevcut şartlarda örgütsel dokümanın yayılması ve kamu kaynaklarını örgüte aktarılması, apaçık bir gerçek. Bu kitapları halka dağıtan belediyelere kayyım atanması gerçekçi bir beklenti.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları




























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
13.12.2025
22.11.2025
3.11.2025
19.10.2025
12.10.2025
4.10.2025
21.09.2025
23.08.2025
17.08.2025
10.08.2025