Celal BAŞLANGIÇ
Diyarbakır DGM'nin duruşma salonunda üç sanık vardı.
Suçlulara ayrılan tahta parmaklığın arkasındaki üç kişiden biriyle diğer iki kişi arasına jandarmalar girmişti. Çünkü cezaevinde ayrı koğuşlarda yatıyorlardı. Bu yüzden konuşmaları yasaktı.
Dört aydan bu yana tutuklu olan üç sanık da gazeteciydi ve ilk kez duruşmaya çıkıyorlardı.
ATV'den K.K., Demokrasi gazetesinden Z.B. ve A.S...
Üçü de Diyarbakır muhabirleriydiler. Yapmadıkları bir röportajdan dolayı tutuklanmışlardı.
Bir sonraki duruşmada Ankara'dan başka bir gazeteci yargılanacaktı. Demokrasi'nin Ankara Haber Müdürü T.D.
O da yaptığı bir röportajdan dolayı yargılanıyordu ama, yaptığı bir röportaja iki ayrı DGM iki ayrı dava açmıştı.
Ne olmuştu da gazeteciler yapmadıkları röportajdan dolayı tutuklanıyor, yargılanıyorlardı?
Öykü, ATV Diyarbakır temsilcisi Nevzat Bingöl'ün telefonun çalmasıyla başlıyor. İstanbul'dan merkezden arıyorlar N.B.'yi.
"Bizi Abdullah kod adlı bir itirafçı aradı. Yaptıklarından pişmanmış. Her şeyi anlatacakmış. Senin numaranı verdik, bir araştır bakalım."
Bir süre sonra "Abdullah" kod adlı itirafçı arıyor N.B.'yi. Yanına kameramanı K.K.'yi alıyor. Görüşmelerden edinilen izlenimler İstanbul'a aktarılıyor. Sonra da İstanbul'dan gelen bir ekip "Abdullah" kod adlı itirafçıyla röportaj yapıyor. İstanbul'dan gelen başka bir kameraman da çekiyor.
Sonra Demokrasi'nin İstanbul'daki merkezini arıyor "Abdullah" kod adlı itirafçı. Gazetenin merkezi Diyarbakır Bürosundaki A.S. ve Z.B.'ı arıyor. Biraz sonra Diyarbakır Bürosuna telefon ediyor itirafçı.
Gerisini gazeteci A.S.'den dinleyelim:
"Toros Et Lokantası'nda buluştuk. Bir sürü cinayet işlediğini, şimdi vicdan azabı çektiğini söyledi. Bazı resmi ve sivil polislerle çekilmiş fotoğrafını gösterdi. Konuşurken 'burası benim için tehlikeli' dedi. Demir Oteli'nin restoranına gittik. Musa Anter cinayetine karıştığını anlattı. 'Beni kullandılar' diye yakındı. Sonrada gazetenin merkezinde T.D. ile haber müdürümüz gelince T.B. ile birlikte ayrıldık."
İşte bu üç gazeteci yaptıkları, daha doğrusu yapmadıkları röportajdan dolayı "PKK'ye yardım ve yataklıktan" tutuklanıyorlar.
Çünkü itirafçılar M.İ. (Abdullah) ve M.D. verdikleri ifadelerde "Yanlarında PKK'lılar vardı. Bizi ve ailemizi öldürmekle tehdit ettiler. Ezberlettikleri eylemleri yapmış gibi anlattık. Adlarını bize öğrettikleri resmi görevlileri suçladık" demişlerdi.
Gerçi İstanbul'da görüştükleri 25'ten fazla gazeteciyi benzer biçimde suçlamışlardı ama, İstanbul'da gazetecilik yapmakla Diyarbakır'da gazetecilik yapmak arasında bu kadar fark olsundu!
Bu davada itirafçı M.İ. ve M.D. tanık olarak görünüyordu. Suçladıkları gazeteciler de "PKK'ye yardım ve yataklık"tan yargılanıyorlardı. Ama aynı günlerde bu itirafçılar Şanar Yurdatapan'la birlikte "PKK'ye yardım ve yataklıktan" sanık olarak yargılanıyorlardı İstanbul DGM'de.
Sonunda ilk duruşma sona eriyor, tutuklu üç gazeteci serbest bırakılıyordu.
Arkadan bir duruşma daha geliyordu aynı olayla ilgili. Demokrasi'den T.D. itirafçılarla yaptığı bir röportaj nedeniyle iki kez gözaltına alınmış Terörle Mücadele'de iki kez gözleri bağlı sorgulanmış, hakkında iki ayrı DGM'de, iki ayrı dava açılmıştı.
İşte Diyarbakır'da gazeteci olmak, işte muhalif gazeteci olmak... Sonra gelsin yapılmamış röportajın davası, yapılan bir röportajın iki davası...
19. Metin Göktepe Gazetecilik Ödülleri için jüri toplantımıza başlarken Avukat Fikret İlkiz arşivinden çıkardığı 12 Ekim 1997'de Radikal İki'de yayınlanan bu yazımı çıkartıp önüme koydu.
Olay, tipik bir Devlet Güvenlik Mahkemesi, özellikle Diyarbakır DGM yargılanmasıydı.
Metin Göktepe Jürisi olarak toplandığımızda önümüze gelen haberlerden, görüntülerden de anlaşılıyordu ki artık 1990'lı yıllarda değildik.
2015'li, 2016'lı yıllar çok daha kan revan içindeydi ve gazetecilik "ölümüne" yapılıyordu.
İMC TV'den Refik Tekin, yıkıntılar arasından ceset toplayan siviller vurulurken çekmişti görüntüyü ve çekerken kendi de vurulmuştu. Buna karşın çekimi bırakmamıştı. Tam ödüllüktü görüntüleri.
Bir başka görüntü de DİHA'dan Devran Toptaş'a aitti. Devran, Diyarbakır Barosu Başkanının vurulma anını çekmişti. Herkes birbirine silah doğrulturken o kamerasını bırakmamış, çatışma ortasında görüntü kaydetmişti.
Önümüzdeki fotoğraflar da kuşatılmış, yanmış, yıkılmış Kürt kentlerindendi. AFP'den İlyas Akengin'in Cizre'de çektiği fotoğraf bir çatışmadan çok şiddetli bir deprem geçirip kat kat çökmüş bir binanın önündeki sivilleri gösteriyordu.
Sertaç Kayar'ın fotoğrafında ise battal boy mavi bir çöp torbasına evinden kurtarabildiklerini doldurmuş bir çocuk Sur'a giren zırhlı araca büyük bir hüzünle bakıyordu. Sertaç Kayar fotoğrafına "Savaşa yorgun bir bakış" adını vermişti.
Geçmiş yıllarda şimdi "berhava olmuş" merkez medyadan da ödül alan gazeteciler olurdu ama artık bu damar tümüyle yok olmuştu.
Çünkü artık medyanın neredeyse yüzde 80'inin habercilik yapma gibi bir derdi kalmamıştı ve bu da gazetecilik yarışmalarında değerlendirilen eserlere de yansıyordu.
Hatta o kadar yansıyordu ki, örneğin Can Dündar'la Erdem Gül'ün 25 Mart'taki davasına katılan diplomatları eleştirirken Cumhurbaşkanı Erdoğan "İstanbul’daki konsoloslar mahkemeye geliyor. Siz kimsiniz ya, sizin ne işiniz var orada?” diyordu.
Bu konuşmanın hemen ardından Erdoğan'ın İstanbul Belediye Başkanı olduğu dönemde okuduğu bir şiir nedeniyle 10 ay hapis cezası alması üzerine dönemin ABD Başkonsolosu Carolyn Huggins tarafından ziyaret edildiğini gösteren fotoğraflar sosyal medyada dönmeye başladı.
Sadece Huggins'le değil, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Denetim Komisyonu Türkiye Raportörleri Andreas Barsony ve Walter Schwimmer'in Türkiye'deki düşünce suçu ihlallerine Erdoğan'ın durumunu örnek gösterdikleri fotoğraflar da yayınlanmıştı sosyal medyada.
"Çelişki" aslında gazeteciliğin en değerli beslenme kaynaklarının başında geliyordu. Hele siyasi habercilikte politikacıların "çelişki"si bulunmaz bir fırsattı.
Ama ertesi gün Erdoğan'ın 1998'den kalma fotoğraflarının, yani bugün yaşadığı büyük "çelişki"sinin görüntülerinden tek kare yoktu gazetelerin birinci sayfalarında. Bir tek Cumhuriyet değerlendirmişti Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu fotoğrafını kapak sayfasından.
Ama elbette bütün baskılara, açılan davalara, vurulan gazetecilere rağmen gerçek gazeteciliği sürdürenler de vardı.
Jüri Özel Ödüllerinden biri de haber peşinde koştururken "heyacanlı" olduğu için gözaltına alınan ve aylardır tutuklu olan JİNHA'nın genç muhabiri Beritan Canözer'e verilmişti.
Artık bölgede "yapılmış" hatta "yapılmamış" röportajlardan dolayı gazeteci tutuklama dönemi geçmişti. Artık yaptıkları haberden rahatsız oldukları gazetecileri "yalan haber yaptı", "çok heyacanlı" gibi gerekçelerle gözaltına alıp facebook'u ve twitter'i taranıyor, yaptığı bir paylaşımdan dolayı ya "cumhurbaşkanına hakaret"ten ya da "bölücü terör örgütü propagandası"ndan tutuklanıyor.
Bölgenin dört bir yanında bu türden sudan gerekçelerle tutuklanan gazeteci öyküleri var.
Enkaz altında kalanların da, görüntü alırken vurulanların da sayısı giderek artıyor.
İşte bunlardan biri olan Beritan Canözer'in de bugün tutuklandığı o davada ilk duruşması var.
Aynı zamanda sekizinci haftasını dolduran "Haber Nöbeti"nin de finali yapılacak.
Göktepe Gazetecilik Yarışmasıda Jüri Özel Ödülü alan ve şimdilik tutuklanmaktan kıl payı kurtulan Can Dündar da hem Haber Nöbeti'nin sonuna, hem de bugün yapılacak olan Beritan'ın ilk duruşmasına katılmak üzere Diyarbakır'a gelenler arasındaydı.
Dün akşam hem Diyarbakırlı gazeteciler, hem de Haber Nöbeti'ne katılan İstanbullu gazetecilerin buluşması vardı. Toplu halde sekiz haftada, 70'e yakın gazetecinin katıldığı Haber Nöbeti sürecinin değerlendirilmesi ve nasıl sürdürüleceğinin tartışması vardı.
Fehim Işık'ın verdiği sayılara göre, sekiz haftalık Haber Nöbeti boyunca 200'e yakın yazılı ve görüntülü haber çıkmıştı medyada. 20'ye yakın özel televizyon programı gerçekleştirilmişti.
Aslında Türkiyeli gazeteciler Haber Nöbeti ile 21. yüzyıldaki en büyük birlikteliklerinin ilkini gerçekleştiriyorlardı.
1990'lı yıllardaki dayanışmanın, Metin Gökte davasını izlemenin, buradan hareketle oluşturulan Gazeteciler Meclisi'nin çabaları 2000'li yıllara varamamıştı tam olarak.
Yıllar süren suskunluk, gazetecilerin işten atılmaları, gazetelerin, televizyonların iktidar tarafından ele geçirilmesi, yapılan onca baskı ancak 2016'ya gelindiğinde Haber Nöbeti olarak bir tür başkaldırı olarak ortaya çıktı.
Haber Nöbeti'yle Türkiyeli gazeteciler bir kez daha gösteriyordu ki hiçbir baskı, hiçbir zulüm gazeteciliği yok edemez, en fazla gazetecilerin kalemlerini biraz daha biler, daha keskinleştirir.
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021