Celal BAŞLANGIÇ
Özel Harekat Timi basıyor köyü.
Muhtarı bulup "Boşalt" diyorlar.
Köylülere haber vermeye, bir araya toplamaya çalışıyor muhtar; "Devlet köyümüzü boşaltıyor, toparlanın" diyecek.
Bir anda alev alıyor köydeki evler.
Koca bir köyün halkı, bir anda evsiz, eşyasız, giysisiz, yersiz, yurtsuz kalıyor.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuruyor Kelekçi köylüleri; "Devletin güvenlik güçleri köyümüzü tamamen yaktı" diye.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu konudaki savunması standart:
"Köylüler kendi istekleriyle köylerini boşaltmışlardır, PKK da evleri ateşe vermiştir."
Dava sonucunda AİHM Türkiye'yi; özel hayatın, aile hayatının, mülkiyet hakkının korunmasını ihlalden mahkum ediyor.
Gelelim Türkiye Cumhuriyeti'nin AİHM'de bir başka mahkumiyetine...
Eşref Yaşa, Diyarbakır'ın Ofis semtinde Bulvar Büfe'yi işletiyor.
Diğer muhalif gazetelerle birlikte Özgür Gündem Gazetesi'ni sattığı için polis tarafından tehdit ediliyor.
Bu tehditten kısa bir süre sonra büfesi yakılıyor.
Ardından oğluyla birlikte bisikletle büfesine doğru giderken silahlı saldırıya uğrayıp yaralanıyor.
Saldırganların kendisini tehdit eden polis memurları olduğu yolunda ifade veriyor hastanede yatarken.
Bu olaydan sonra büfenin işletmesini amcası Haşim Yaşa devralıyor.
Birkaç ay sonra ona da silahlı saldırı yapılıyor. Yaşamını yitiriyor amca Yaşa.
Eşref Yaşa da asıl hedefin kendisi olduğunu, saldırıyı yapan polisler tarafından aynı gün gözaltına alındığını; kötü muamele görüp tehdit edildiğini anlatıyor.
Olaylar bununla da bitmiyor.
İki saldırıdan sonra büfeyi işletme görevini devralan 13 yaşındaki Yalçın Yaşa da öldürülüyor. Olay yerinde bulunan ağabeyi 16 yaşındaki Yahya Yaşa da ağır yaralanıyor.
Bütün bu saldırılardan sonra ilgilenecek kimse kalmadığı için Bulvar Büfe'yi satıyor Yaşa ailesi.
AİHM'e kadar uzanan bu davada Türkiye yine "yeterli ve etkili soruşturma yapmamak"tan, "yaşam hakkının ihlali"ne kadar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin birçok maddesinden mahkum oluyor.
1992 ve 1993 yıllarından başlayan ve Türkiye'nin AİHM'de mahkumiyetlerini içeren örnekler böylece uzayıp gidiyor.
Bir masanın etrafında toplanmış "1990'larda Gazetecilik Pratikleri ve İnsan Hakları"nı tartışıyoruz.

Toplantıyı düzenleyen Hafıza Merkezi. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Gülden Gürsoy "1990'lardaki insan hakları ihlallerine ilişkin haberlerin içerik analizi"ne ilişkin sunum yaparken veriyor bu örnekleri.
AİHM'de Türkiye'nin mahkumiyetiyle sonuçlanan olaylar arasında gözaltında tecavüzden, kaybedilmeye, TSK uçakları tarafından bombalanan Kürt köylerinde onlarca insanın katledilmesine kadar uzanan çeşitli örnekler var.
Bütün bu yaşanan kanlı olayların, katliamların üzerinden neredeyse 25 yıl geçmiş.
Hadi diyelim ki bunlar "Eski Türkiye"ye özgü olaylardı.
Ya "Yeni Türkiye"? Daha mı az kanlı; dünkü, hatta evvelsi günkü Türkiye'den?
Ne yazık ki hayır!
Bu toplantıdan bir gün önce; 11 Mayıs, Çarşamba günü muhabirlerinden, ajanslarından, televizyonlarına kadar ağır saldırıya uğrayan Kürt medyasının günlük gazetesi Özgür Gündem'le dayanışma amacıyla "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği"ni üstlenmiştim.

(Özgür Gündem'in Yazı İşleri Masasında "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği...")

Gazetenin Yazı İşleri masasına bir gün içersinde akan haberler bile korkunçtu.
O güne ilişkin izlenimleri kağıda dökünce, ortaya çıkan tablo herkesi ürkütecek nitelikteydi.
Özgür Gündem Gazetesi'ndeki "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği"ne ilişkin bir günlük izlenimlerim bile insana "Bu ne zulüm, bu ne kan, bu ne ölüm; doymadınız mı artık!" dedirtecek aşamayı çoktan geçmişti. Buyrun...
AKP DEVLETİNDE GAZETECİLİK; KİMİ TANKIN, KİMİ HALKIN YANINDA
Masanın üzerinden sanki kan kokusu, yanık kokusu, barut kokusu geliyor.
Neredeyse dünyanın bütün kötülükleri gelip toplanmışlar bir masasının üzerine; cinayet, katliam, çatışma,hukuksuzluk, insan hakları ihlalleri, baskı, şiddet, siyasi soykırım...
Bakınca anlıyorsunuz; sağlık hakkı, eğitim hakkı, seyahat hakkı, mülk edinme hakkı, barınma hakkı, beslenme hakkı, çalışma hakkı, kanun önünde kendini savunma hakkı, haberleşme hakkı, hatta en vahimi yaşama hakkı ortadan kaldırılmış.
Yok yok, bütün bunlar girdiğiniz bir korku filminde yer alan kurmaca sahnelerden değil....
Bunların hepsi neredeyse var; Özgür Gündem Gazetesi'nde sabah toplantısının yapıldığı Yazı İşleri masasının üzerinde yer alan "Türkiye gündemi"nde.
Baskıların, gözaltıların, tutuklamaların, ölümlerin, cenazelerin değişmez gündem olduğu bir ülkede 11 Mayıs 2016, Çarşamba gününün payına düşen...
AKP iktidarının, Özgür Gündem'e yönelik baskılarına karşı başlatılan direnişe bir günlük "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği" kampanyası çerçevesinde omuz vermek için gazetenin Yazı İşleri masasındayım.
Önüne gelen "Gündem"in maddelerini görünce insanın ilk refleksi "Acaba en kabus günü mü seçtim" oluyor ama, biraz sakinleşince, bu ülkenin neredeyse bir senedir zaten daha iyisini yaşamadığını fark ediyorsun.
Bir günde bu ülke insanın başına neler gelmiş... Neler yok ki "gündem"de...
Gever'den zorla göç ettirilen yurttaşlar, TSK'nın 23 gün önce yaptığı "Operasyon bitti" açıklamasını hatırlatarak "Eğer bittiyse biz neden evlerimize dönemiyoruz" diye tepki göstermişler.
Amed'in Sur ilçesinde yaşamını yitirip kimlikleri belirlenmeden Dilok'ta defnedilen ve DNA eşleşmesi sonucu kimlikleri saptanan Gündüz Akmeşe ve Halit Güneş'in aileleri cenazelerini almak için yola çıkmışlar.
Özellikle Kürt kentlerinde 100'den fazla belediyeye sahip olan DBP Genel Başkanı gözaltına alınmış. Partinin Diyarbakır'daki Genel Merkezi basılmış. Her yerden gelen Kürt Siyasi Hareketi'ne yönelik "soykırım" girişimi artık tavan yapmış. Gazete hazırlanırken gündeme ek bir haber daha geliyor; Yüksek'in gözaltı süresi 24 saat uzatılmış.
Amed kent merkezinde zırhlı polis aracına yönelik bombalı saldırıda yaşamını yitiren üç sivil toprağa verilecek. Aralarında DBP'li Bismil Belediyesi Meclis Üyesi de var. Gün içinde akan haberler arasında yer alıyor saldırıyı HPG'nin üstlendiği.
Antalya'da bir ihbar mektubuyla başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra 12'si tutuklanan 17 çocuk hakkında savcılık tarafından iddianame hazırlanmış. "Örgüt üyeliği ve propagandası"yla suçlanan çocukların telefon görüşmelerindeki "Akşam maç var" sözü eylem hazırlığı için şifreli konuşma olarak değerlendirmiş. Avukat Hakan Evcin, çocukların işkence altında ifadelerinin alındığını söylemiş...
"Sur direnişinde katledilen ve cenazeleri aylar süren girişimlerin ardından Dilok'tan alınan Turgay Girçek ve Cihat Morgül'ün cenazeleri Yeniköy Mezarlığı'nda defnedilecek.
"Gündem"in Türkiye'ye ilişkin "Politika/Hak İhlali" bölümündeki maddeler böyle uzayıp gidiyor.
Zaten muhalif gazeteciler, Kürt gazeteciler "gündem"in bir başlığını "Politika/Hak İhlali" diye açarak bu ülkede yaşadıkları gerçeği yeteri kadar ortaya koymuşlar aslında.
Bir de "gündem"lerinin "Yaşam" bölümündeki ilk maddesine bakarak hayatımızın yıkımla, kanla, ölümle ne denli kuşatıldığını daha iyi anlayabiliriz:
"Hazex'te soykırım saldırılarının izleri silinmeye devam ederken, yakılıp yıkılan evlerin enkazından geriye kalanların toplandığı hurdalık alan ise yaşatılan vahşetin resmi. Yıkıntılardan geriye kalan buzdolabı, çamaşır makinesi, fırın, televizyon, çelik kapı, su depoları ve tencere gibi eşyalar hurdacılar için yeni ekmek kapısı oldu."
Böyle uzayıp gidiyor "Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni" olduğum Çarşamba günkü Özgür Gündem Gazetesi'nin günlük haber akışı.
Eğer gündem maddelerinin böyle oluştuğu bir ülkede yaşıyorsanız, kendinize "gazeteciyim" diyorsanız, azıcık vicdanınız da varsa nasıl bir gazete yaparsınız?
Oturur her birinde ayrı bir insan dramının, kanın, gözyaşının, adaletsizliğin, baskının, katliamın satır satır yer aldığı bu "haber gündemi"nden iyisiyle, kötüsüyle; doğrusuyla yanlışıyla ancak Özgür Gündem gibi bir gazete yaparsınız.
Başka türlüsünü yapmak için sadece mesleğinize değil, insanlığınıza da ihanet etmeniz gerekiyor.
AKP devleti bu ülkede gazetecilere iki seçenek bıraktı; birincisi tankın yanında, ikincisi de halkın yanında gazetecilik.
Türkiye'de "halkın yanında" gazetecilik yapmanın bedeli ağır.
Ama ödenmez değil!...
CELAL BAŞLANGIÇ | HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021