Celal BAŞLANGIÇ
Asıl adı Cizire Botan’mış.
Nüfusa da öyle yazdırmak istemişler. Kabul etmemiş nüfus memuru. Çaresiz “Cemile” diye geçmiş kayıtlara.
Cizre’de sokağa çıkma yasağı başlayıp elektrikler kesildikten sonra Özel Harekat Timlerinin zırhlı araçları iki mahalleye operasyona başlamışlar.
Cizire Botan’ın yani Cemile’nin evleri bu iki mahalleye bakan yamaçtaymış. O saatlerde kentte elektrik olan az sayıda yerlerden biri de onların sokağıymış.
Biraz yukarıdan baktıkları mahallelere operasyon başlayınca yamaçta oturanlar sokağa çıkıp; tencere, tava, çanak, çömlek ne geçirdilerse ellerine büyük bir gürültü çıkarmaya başlamışlar protesto amaçlı.
Cizire Botan da katılıyor protestoya.
“Çanak çömlek çalıyordu o da. Hatta o an gülerken görüntüleri de var” diye anlatıyor annesi Emine Çağırga:
“Birden ‘vıy anne’ diyerek kapıya yığıldı. Zırhlı polis araçlarından ateş açılıyordu üzerimize. Evin içine çektik. Bağırdım, yardım istedim ama Cemile kollarımda can verdi.”
Sabaha kadar kızının cansız bedeniyle el ele, koyun koyuna yatıyor. Göz damarları kuruyor ağlamaktan.
Ertesi gün Cemile’nin bedeni şişmeye başlıyor sıcaktan.
Saçlarına ve ellerine kına yakıyor, yıkayıp kefenliyor çocuğunun ölü bedenini.
Ancak Cizre’de çatışmalar sürüyor. Sokağa çıkma yasağı var. Çıkan vuruluyor. Cenazeyi defnetmek imkansız.
Yas tutmak yerine ölen çocuklarını toprağa vermeye olanak bulacakları güne kadar kokmadan nasıl saklayacaklarının yollarını arıyorlar.
Sonunda bir çözüm bulunuyor. Cemile’nin amcasının evinde bir derin dondurucu var. Onu taşıyorlar evlerine. Cemile’yi kefeniyle buzdolabına koyuyorlar.
Hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan “Çözüm süreci buzdolabında” dedikten yaklaşık bir ay sonra 10 yaşındaki Cemile kefeniyle giriyor Cizre’nin Cudi Mahallesi’ndeki evlerine getirilen buzdolabının içine.
Bütün bir aile buzdolabındaki Cemile’yle birlikte üç gün evlerinden çıkmadan bekliyorlar çatışmaların bitmesini.
Televizyonda dönemin başbakanının demecini duydukça bir daha kahroluyorlar:
“Cizre’de sivil kayıp yok.”
Neden sonra karşılaştığımızda tepkisini dile getiriyordu Cemile’nin annesi Emine Çağırga:
“Başbakan gelip kızımı görsün, o küçük çocuk nasıl terörist olabilir? Kızımın cenazesi günlerdir dolapta, dünya alem gelip onu görmeli ve terörist olmadığını bilmeli.”
Sadece kendi çocuğu için değil, o günlerde Cizre’de ölen diğer sivillerin de adlarını anıyor:
“10 yaşındaki çocuk, yedi çocuk annesi Maşallah, onun gelini Zeynep, 70 yaşındaki yaşlı adam da mı terörist?”
1992’deki çatışmalı süreçte de evlerine bomba isabet etmiş Çağırga ailesinin.
Baba Ramazan o tarihteki patlamada annesini, babasını, erkek ve kız kardeşlerini, yengesini, yeğenini ve 10 yaşındaki kızı Fatma’yı yitirmiş o patlamada.
İşte kızı Fatma’nın 10 yaşında bir bombayla yaşamını yitirmesinden 13 yıl sonra doğan kızı Cemile’yi de yine 10 yaşında yitirmişti.
Baran, Cemile’nin ağabeyi. Nasıl Cemile’ye gerçek adını olan Cizire Botan’ı yazmadıysa nüfus memuru, Baran’ın da gerçek adını yazmamış nüfus kaydına, “terörist adı” diye. Onun için kimliğinde “Behrem” yazıyor.
İşte Baran da 1992’de evlerine bomba isabet ettiğinde henüz bir yaşındaymış ve dizinden yaralanmış.
7 Eylül 2015’te yani tam 23 yıl sonra yine evlerine isabet eden bir “105’lik havan topu” ve açılan ateş sonucu yitirdiği 10 yaşındaki kız kardeşinin buzdolabındaki cansız bedeninin bir fotoğrafını çekip sosyal medyaya koyuyor.
Hemen AK troller “O fotoğraf Cizre’den değil Gazze’den” diye yalanlama furyası başlatıyorlar.
O günlerde sitem ediyordu Baran:
“Focebook’da, Twitter’da o cenazenin Cemile’nin değil, Filistinli, Gazzeli bir çocuğun cenazesi olduğu yönündeki yanıltıcı yorumlar yapılıyor. Doğrudur, biz de sekiz gün boyunca Gazze koşullarında yaşadık ve aynı onlar gibi biz de çocuklarımızın cenazesini derin donduruculara, soğuk hava depolarına bırakmak zorunda kaldık.”
“Çözüm süreci buzdolabına kaldırılınca” bir kan gölüne dönmüştü Türkiye.
Ve 10 yaşındaki çocukların cansız bedenleri sıcaktan bozulmasın diye buzdolabında saklanır olmuştu.
Türkiye’nin açılan yaraları hala kanamaya devam ediyor.
Aradığı barışı bir türlü bulamayan Türkiye’de 24 Haziran seçimlerine beş kala meydanlara çıkıp buzdolabı satışından refah göstergesi çıkarmaya çalışıyor.
Seçim meydanlarında nutuk atıyor:
“Buzdolabı satışı neydi? 1 milyon 88 bin. Nereye çıktı? 3 milyar 107 bine yükseldi. Demek ki fakir fukara değil, eğer her eve elhamdülillah buzdolabı giriyorsa refah seviyesi var demektir.”
Artık insanlık refah seviyesini satılan buzdolabı sayısıyla ölçmüyor.
Neymiş? 3 milyar 107 bine yükselmiş buzdolabı satışı.
Eğer o buzdolaplarından bir tanesi, sadece biri 10 yaşındaki bir çocuğun kanlı tabutu oluyorsa hiçbir değeri yok geriye kalan 3 milyar 106 bin 999 buzdolabının.
Yerin dibine batsın senin buzdolabın!
Yazarlar
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları






































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021