Celal BAŞLANGIÇ
Koyunla keçi “çitten atlama” oynuyorlarmış.
Bir koyun atlamış, ardından keçi. Sonra bir daha atlamış koyun, ardından da keçi…
Oyun böyle sürüp giderken sıra tekrar koyuna gelmiş.
Koşmuş koyun, fırlamış çitin üstüne doğru. Ancak yeteri kadar yükselememiş, ayağı çite takılmış, kafa üstü yere çakılmış.
Çakılırken de kuyruğu ters dönmüş ve poposu görünmüş.
Keçi başlamış gülmeye; “Popon göründü, popon göründü” diye.
Bunun üzerine koyun, keçiye dönüp “Ulan ne gülüyorsun, senin popon hep açık ya” demiş mi, bilmiyoruz.
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle olsa gerek dün AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “İnsanlığın Medeniyeti” konulu toplantıda yaptığı konuşmayı dinlerken aklıma geldi bu keçiyle koyunun “çitten atlama” oyunuyla ilgili fıkra, kendimi tutamadım, yüksek sesle güldüm.
“İnsanlara haklarını kullandırmayan toplumlar medeni olamaz” diyordu Erdoğan, sonra da ekliyordu:
“İnsanı eşrefi mahlukat olarak gören bir medeniyetten insan düşmanlığı çıkmaz. Ak Parti insanın yanında yer almıştır.”
İnsan “pes” demekten kendini alamıyor gerçekten.
Türkiye’yi insan hakları ve hukuk açısından getirdiği içler acısı duruma bakmadan “Batı medeniyeti”ni eleştiriyordu:
“İstanbul’da yaşanan Gezi eylemlerinde insan hakları savunuculuğuna özellikle soyunanlar, Paris’te yaşananlar karşısında kör, sağır ve dilsiz hale dönüştüler. Medyada Fransa, Hollanda, Brüksel’i izlemedik. Gezi eylemlerinde dünyayı ayağa kaldırdınız. Hadi şimdi aynı şekilde yayınlayın! Yayınlamadılar, dürüst değiller. Bizi demokrasi sınavına tabi tutanlar namlular kendilerine yöneldiğinde demokrasiyi askıya almaktan çekinmediler.”
Aslında Erdoğan, Fransa’da başlayan “Sarı Yelekliler” eylemleri üzerinden kendi polisinin şiddetini aklamaya çalışıyor. Medyası da boş durmuyor elbette.
Ama bazen de suçüstü yakalanıyorlar.
Bir görüntü düştü sosyal medyaya, yer yerinden oynadı.
SYKP’nin sitesinden yaydığı görüntüde, Paris sokaklarında elinde TRT mikrofonu olan bir gazeteci sarı yeleklilerin eyleminden yayın yapmaya çalışıyordu. Yüzünü örtmüş bir genç peşinden gidiyordu “Bakın arkadaşlar” diyerek.
“TRT… Kendi ülkelerinde hiçbir eylemi haber yapmayan, hiçbir zulmü haber yapmayan… Hiçbir işçi gösterisini göstermeyen… Burada Fransa’yı haber yapıyor. Macron da gidecek, Tayyip de gidecek, siz de gideceksiniz.”
Bu görüntüler yandaş medyayı çok kızdırdı. Hatta o kızgınlıkla içinde bulundukları durumu itiraf etti yandaş bir yazar:
“TRT muhabiri, Paris sokaklarına niye gitti ki? 2013’de Türkiye’deki Gezi isyanı sırasında Taksim’e konuşlanan Avrupa basınına misilleme yapmak için gitti. Bunu sağır sultan bile biliyor… Sen, Türkiye’deki olayları kışkırtmak için, canlı yayın araçları ile Avrupa’ya 24 saat yayın yaparsan… Fransa’sı ile Almanya’sı ile Hollanda’sı ile… Televizyoncularını Taksim’e yollarsan… Türkiye de, TRT’sini Paris’e yollar. ‘Bak bu işin misillemesi de var’ hatırlatması için.”
Keşke TRT de Gezi eylemini “kamu haberciliği” adına hiç değilse Fransız kamu televizyonunun Sarı Yelekliler’in eylemini yayınladığının yarısı kadar verseydi.
Keşke TRT, Paris sokaklarında “intikam” için değil de, Türkiye kamuoyunu bilgilendirmek, yayıncılık ilkeleri gereği doğru ve gerçek haberi kaynağından aktarmak için olsaydı.
Erdoğan yine “yerli ve milli kamuoyuna” seslenerek dünya ajanslarının ve televizyonlarının Paris’teki eylem karşısında “sus pus” olduğunu söylüyor.
Oysa bu gerçek değil.
Cumartesi günü Paris’te yaşananları birçok yabancı kanaldan ve ajanstan anı anına, hatta saatler süren, sonra bir kez daha tekrarı verilen yayınlarda izledik.
Ama Erdoğan’ın dün seslendiği kitle bu gerçeği öğrenemeyecek. Çünkü onlar ne yabancı kanalları ne de ajansları izliyorlar. Gerçek olmayan bu bilgi sadece Erdoğan’ı dinleyen “yerli ve milli kamuoyu” tarafından doğru sanılacak.
Bir de Erdoğan Sarı Yelekliler eylemi üzerinden Batı’yı “namlular kendilerine yöneldiğinde demokrasiyi askıya almaktan çekinmediler” diye suçluyor.
Bunu Finlandiyalılar, İsviçreliler, Norveçliler, İsveçliler söylese neyse…
Ama bu sözün sahibi, değil demokrasisi askıya alınmış, çoktan askıdan bile indirmiş bir ülkeyi yönetiyor.
Kendi suçlarını örtmek için “Avrupa yanıyor” diye düğün evinde def çalar gibi göbek atanlara Türkiye’deki elçiliklerin görevlileri cevap vermek zorunda hissettiler kendilerini.
Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Bertrand Buchwalter, Türkiye’yi yönetenlere “demokratik hakları” hatırlatmak zorunda kaldı attığı mesajla:
“Bugün Paris’te ve tüm Fransa’da gösteriler oluyor ve olacaktır. Protesto etmek tarihimizin bir parçasıdır ve barışçıl bir şekilde yapılıyorsa temel demokratik bir haktır.”
Hollanda’nın Ankara Büyükelçi Yardımcısı Erik Weeststrate ülkesindeki Sarı Yelekliler eylemine ilişkin “Türk medyasında ‘Hollanda yanıyor’ diye okuyorum. Yanmıyor. Sarı Yelekli toplam 600 kişi barışçıl bir şekilde sokaklara çıktı. O kadar” diye mesaj atmak zorunda hissetti kendini.
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle Batı’yla demokrasi yarışına giren Erdoğan ve yandaşları belli ki kendi ülkelerine bakmıyorlar hiç.
Bırakın her şeyi bir kenara CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Akkuş İlgezdi, Adalet Bakanlığı’nın verilerine dayanarak korkunç bir gerçeği açıkladı.
Cumhuriyet Başsavcılıklarında soruşturma evresinde şüpheli olarak hakkında işlem yapılan kişi sayısı 11 milyon 985 bin 118’e çıkmış. Bu rakam 2006 yılında 2 milyon 943 bin 33’müş.
Yani hakkında şüpheli olarak işlem yapılan kişi sayısı yaklaşık 12 milyon kişi.
Düşün Türkiye nüfusunda 0-17 yaş arası ve 65 yaş üstü toplam 30 milyon insanı, geriye kalır 50 milyon kişi.
Yani en azından her beş kişiden biri hakkında “şüpheli” olarak işlem yapılmış bir ülkeden bahsediyor.
Yani geçtiğimiz yıl Türkiye’de haftada 230 bin, dakikada 23 kişi hakkında şüpheli sıfatıyla işlem yapılmış. (Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi)
2015 yılının sonunda 31 olan tutuklu gazeteci sayısı, 2018 sonunda neredeyse beş kat artarak 145’e ulaşmış.
2018’in ilk 11 ayında 112 gazeteci gözaltına alınmış.
Yine 2018’in ilk 11 ayında 74 gazeteciye verilen toplamda 400 yılı aşan hapis cezası kesinleşmiş.
Erdoğan, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Cumhurbaşkanına hakaret suçunda da patlama yaşanmış. 2003 yılında toplam dört olan sanık sayısı 2017 yılı sonunda 6 bin 33’e ulaşmış.
Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı da çığ gibi artıyor.
Türkiye’deki cezaevlerinin kapasitesi 210 bin. Ancak cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı 260 bini aşmış durumda. Yani şu anda cezaevindeki 50 bin insanın yatacak yatağı bile yok.
Uzatmayalım, bunlar Türkiye’deki “demokrasi kalitesi”ni gösteren birkaç veri.
Şimdi ülkende tablo böyleyken, bir de Batı ile demokrasi yarışına girmek aslında siyasal İslamcıların hadsizlikte vardıkları noktayı göstermek açısından ibret verici.
O yüzden siz siz olun, arkası sürekli açık olduğu halde koyunun bir anlık görünen poposuna gülen keçi zavallılığına hiç düşmeyin.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021