Celal BAŞLANGIÇ
Millet İttifakı’nı parçalama süreci, belli ki ana muhalefet partisi CHP’yi parçalama sürecine dönüştü.
Çünkü önümüzdeki ilk seçimlerde AKP-MHP bloğunun oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın, iktidarı kazanmanın ilk şartı olan yüzde 50 artı bir oy alması Türkiye’nin yaşadığı krizler açısından giderek imkânsızlaşıyor.
AKP-MHP bloğunun bu kriz koşullarında oylarının artmayacağı, aksine daha da düşeceği kesin.
İşte tam bu noktada “kendin güçlenemiyorsan karşındakini zayıflat” yöntemi devreye giriyor ve ana muhalefet partisine “Saray’a giden CHP’li” operasyonu çekiliyor.
Erdoğan iktidarının muhalefeti dizayn etme girişiminin ikinci aşaması bu.
Önce yerel seçimde çok başarılı bir performansla AKP iktidarına ağır kayıplar verdiren “muhalefet bloğu”nu parçalamak için HDP ve Kürtler üzerinden bir operasyon çekildi. Hala da sürüyor.
Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atayarak demokrasinin en temel kuralının ayaklar altına alınmasıyla aslında Erdoğan iktidarı bir yandan da CHP’yi HDP ile imtihan etti.
En temel görevi ülkedeki demokrasiyi savunmak olan ana muhalefet partisinden birkaç cılız itiraz dışında tek bir ses çıkmadı. Erdoğan iktidarının Millet İttifakı’na vurduğu önemli bir darbeydi bu.
Rojava’ya yapılan “Kuzey Suriye Harekâtı”yla da muhalefet cephesiyle Kürtler arasına bir kama sokmak hedeflendi. Bunda da kısmen başarılı olundu.
Hele CHP’nin konuyla ilgili tezkereye “Evet” demesi 31 Mart Yerel Seçimlerinde ve 23 Haziran İstanbul seçimlerinde oluşan muhalefet bloğuna hayli zarar verdi.
Artık operasyon sırası CHP’ye gelmişti…
CHP içini karıştırarak, seçimlerde gösterdiği yüksek performansla kurultaya neredeyse tek genel başkan adayı olarak gidecek olan Kılıçdaroğlu’nu güçten düşürmek, yaralamaktı amaç.
Erdoğan iktidarı, kendilerinden başka bu ülkeyi yönetecek tek bir seçenek bulunmadığına inandırmak istiyordu seçmeni. Kılıçdaroğlu’nu, partisini bile yönetemeyen bir siyasetçi durumuna düşürüp kendilerine alternatif olmaktan çıkarmayı hedeflemişti.
İşin ilginci bu kumpas tam da CHP’de kurultay sürecinin başladığı bir tarihe rastlamıştı. Şu anda CHP’de mahalle delegelerinin belirlenme süreci yaşanıyordu. Önümüzdeki ayın ortasında ilçe kongreleri başlayacaktı. Sonra il kongreleri ve 2020 Nisan’ında da kurultay.
İşte CHP Kurultayı’nın başlama vuruşunun yeni yapıldığı kritik süreçte “Saray’a giden CHP’li” kumpası kuruluyor.
Bu operasyonla aynı zamanda parti içerisinde bırakın popülaritesini yitirmeyi, itibarı ciddi biçimde zedelenmiş Muharrem İnce’yi de “mağdur” sıfatıyla yeniden canlandırarak Kılıçdaroğlu’nun karşısına genel başkan adayı olarak çıkarmak amaçlanmıştı.
Çünkü Erdoğan iktidarının parçalanmış bir CHP’ye, gücünü yitirmiş bir Kılıçdaroğlu’na ihtiyacı vardı.
Erdoğan gelecekten o kadar korkuyordu ki her kritik dönemeçte; AKP iktidarının arkasında hizalanan, dokunulmazlıkların kaldırılmasına “Anayasaya aykırı olduğu halde”, Kuzey Suriye tezkeresine “içi yana yana ‘evet’ diyen” bir Kılıçdardoğlu’na bile tahammülü yoktu.
Elbette tezgâhlanan bu kumpastan sadece Erdoğan iktidarını sorumlu tutmak yanlış olur. Saray da çok iyi biliyordu kurulan tezgâhın CHP’de mutlaka buna teşne bir ayağı olacağını.
Sonunda CHP tabanı üzerinde en etkin gazete olan Sözcü üzerinden kumpas başlatıldı.
Bu süreçte yaşanılan “gazeteci sefillikleri”ne değinmek bile istemiyorum. Açıkçası yaşanan mesleğimiz açısından büyük bir yüzkarasıydı.
Yerel seçim sürecinin başarılı lideri Kılıçdaroğlu krizi doğru yönetemedi. Derdini hiç anlatamadı. Hatta yanlış anlatımları üzerinden, kuramadığı doğru cümleler nedeniyle Erdoğan iktidarının ve medyasının istismarına yol açacak kozlar verdi rakiplerinin eline.
İnce, kurulan bu kumpasın üzerine büyük bir iştahla atlayıp kendisi için bir “yeniden canlanma” vesilesi yapınca, konuştukça battı, battıkça konuştu.
İnce, “CHP Genel Merkezi’ndeki bir çete bana bu kumpası kurdu” derken, Saray’ın bu işteki işlevini de gözlerden kaçırıyordu.
Yaşanan süreçte İnce hiç de 40 yılını doldurmasına rağmen olgun ve deneyim kazanmış bir siyasetçi görüntüsü vermedi.
“Genel merkezdeki çete kim” sorusunun yanıtı da CHP’nin görüntüsünü bozmasının yanı sıra İnce’nin de başını ağrıtacağa benziyor.
Son kurultayda 60 kişilik Parti Meclisi üyesinden 53’ü Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer alan isimlerdi. Kılıçdaroğlu sadece yedi fire vermişti kendi listesinden.
Ancak Parti Meclisi iki ayda bir toplanan yönetim kademesiydi ve PM’nin içinden çıkacak çete pek işe yaramazdı.
Bu 60 kişilik PM’den çıkan 18 kişilik Merkez Yürütme Kurulu’nun tek seçicisi ise Genel Başkan Kılıçdaroğlu’ydu.
Şimdi eğer İnce “Genel Merkez’de çete var” diyorsa, bu sözü “Çetenin başı Kılıçdaroğlu’dur”a çıkar.
Biraz geç de olsa bu “ergen” telaşının kime yaramış olduğunu cumhurbaşkanı adayı olduğunda bile adından söz etmeyen Saray’dan beslenmeli medyanın ekranları, manşetleri ardına kadar açılınca anladı herhalde İnce ve dün bir mesaj atma ihtiyacı hissetti sosyal medyadan:
“Cumhurbaşkanlığı kampanyasında 107 miting yaptım. Yandaş medyada tek satır haber olmadım. Bugün yandaş medya beni pek sever oldu. Geçmişte beni yazmayarak, bugünse yazarak bana zarar vermeye devam ediyor. Yandaş medya senden gelecek rahmet Allah’tan gelsin.”
Kurulan kumpası sonunda anlamıştı İnce ama biraz geç anlamıştı.
Konunun başka bir açısı da Kılıçdaroğlu tarafından açıklanmaya muhtaç.
“Saray’a giden CHP’li” kumpasının patlamasından sonra çıktığı ilk canlı yayında şu cümleleri kuruyordu Kılıçdaroğlu:
“CHP’yi nasıl dağıtırız, nasıl kendi içinde kavga çıkar… Bunun için çalışan ekipleri var zaten. Partililere söyledim, bakın, dedim, önümüzdeki süreçte yine masa, yine sandalye atılan, yine yumrukların atıldığı bir süreci yaşatmak istiyorlar bize. Adamlar tutuldu, paralar verildi… Erdoğan’ın CHP’yi dağıtmak için, CHP’yi kavgalı, kendi içinde kavgalı bir partidir; bunlar memleketi yönetemez diye bir algı yaratmak istiyor. Bakın devletin en kilit noktalarındaki kişileri devreye soktuğunu biliyorum.”
Bu canlı yayında sunucunun “Kim, hangi kurum” sorusuna ise “Efendim isim vermek istemiyorum ama bunu herkes biliyor, herkes anlar. Devleti tanıyan, devleti bilen herkes anlar bunu.”
“İsim vermek istemiyorum” diyen Kılıçdaroğlu aslında itham ettiği kurumun adını dört yıldan fazla bir süre önce, 20 Şubat 2015’de vermişti. Bu tarihte Mersin’de yaptığı konuşmada CHP’ye kurulan başka bir kumpasla ilgili olarak “MİT operasyonu” diyordu, “Kaç kişinin görevlendirildiğini biliyoruz.”
Dönemin CHP Sözcüsü Haluk Koç, Kılıçdaroğlu’nun “MİT iddiası”nı bir adım daha ileri götürüyordu o günlerde:
“MİT içindeki bu ekip dört kişiden oluşuyor. İki kişi Stratejik Analiz Başkanlığı’nda diğer ikisi ise İstihbarata Karşı Koyma Başkanlığı’nda görevlendirilmişlerdir. Talimat en tepeden gelmektedir.”
Sonuç olarak geçmişten bugüne “Saray’a giden CHP’li” kumpasında söylenenleri bir araya getirirsek karşımıza şu sonuç çıkar:
Saray’ın görevlendirmesiyle MİT, CHP’nin içini karıştırmak için partinin genel merkezinde Kılıçdaroğlu’nun kurduğu çeteyle ortak faaliyet yürütüyor!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
23.03.2023
17.03.2023
1.01.2023
17.11.2022
9.09.2022
10.07.2021
26.06.2021
22.06.2021
8.06.2021
4.06.2021