Cemile Bayraktar
Bir işgal biçimi: “Ilımlı İslam, Avrupa İslamı” projeleri
1970’lerden itibaren özellikle Soğuk Savaş etkisiyle ABD, Sovyetler’i çevrelemek adı altında “yeşil kuşak” projesi geliştirmişti. Bu projeye göre komünizmin yayılmacılığını önlemek için Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda bir takım politikalar belirledi ve hatta Afgan mücahitleri silahlandırdı.
Aynı dönem Avrupa’ya iş gücü ihtiyacı için göçen Müslümanlar henüz fazla görünür olmadığı, kalıcı olmadıkları için çok fazla siyasi ve toplumsal tepkiyle karşılaşmıyordu ancak ilerleyen dönemde artık Müslümanların Avrupa’da kalıcı olduklarının görülmesi, sosyal hayata aktif biçimde katılmaları nedeniyle Avrupa’da Müslümanlara dair rahatsızlık başladı. Zaten zenofobi (yabancı/öteki düşmanlığı) yaşayan, milliyetçilik, sömürgecilik ve oryantalizm gibi tarihsel olarak ötekinin kendisinden daha aşağıda olduğuna inanılan bir kolektif hafızaya sahip Avrupa için, Müslümanlar birer rahatsızlık meselesi olarak görülmeye başlandı.
ABD, Soğuk Savaş bitip “komünist tehlike” bertaraf edilince yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duydu zira o güne kadar tüm iç ve dış politikalarını “komünist tehlike” üzerinden dilediği gibi belirleyebiliyordu. Yeni bir tehlikeye olan ihtiyaç daha önce Sovyetler’e karşı silahlandırılan kişileri “terörist, cihadist” olarak tanımlamayla giderilmeye çalışıldı. ABD’nin terörist yaratma projesine dönüşen “terörle mücadele” stratejileri iflas edip, maddi açıdan ve imaj açısından ABD’yi daha güçsüz ve daha işgalci bir pozisyona sürükleyince, bu politikanın da değiştirilmesi gerektiği ortaya çıktı ve ABD, bu kez “ılımlı İslam projesi” ile karşımıza çıktı. Sonuç olarak bu projenin de başarılı olmadığı tecrübe edildi, BOP uygulanamadı… Sonuçta ABD, kendi yanlış politikalarını meşrulaştırmak, Afganistan ve Irak işgallerindeki insan hakları ihlallerini örtmek, yerle yeksan olan “özgürlüğün beşiği ABD” imajını toparlamak için İslam ve Müslümanları “terörle” ilişkilendirecek projelere girişti.
Avrupa ülkeleri hem dış politikalarında başarı elde etmek hem de içeride düzeni korumak için bir yandan Orta Doğu’da Libya’dan başlamak üzere işgal koalisyonlarına destek verirken, siyasi söylemdeki İslam karşıtı dil toplumsal olarak İslamofobi’yi besledi, aşırı sağcı partiler oy oranlarını arttırdı, toplumsal düzen de tehlike altına girdi. Bir önceki cümlede geçen “işgalci koalisyon güçleri” ifadesini tüm Avrupa için kullanamasak da Fransa’nın bu konuda en önemli özne olduğu bilinmekte…
Avrupa’nın çok yakın bir tarihte özellikle Afrika’da giriştiği sömürgecilik faaliyetleri, Orta Doğu’da giriştiği oryantalist faaliyetler sürekli olarak bir çeşit işgal biçimine dönüşüp, “modern Avrupa” imajına zarar verdiği ve sırmalarının dökülmesine neden olduğu için ve Avrupa bu utancı daha fazla yaşamak istemediği için kendi problemli işgal projelerine bahane olarak İslam’ın “vahşet, şiddet dini” olduğu safsatalarını fazlaca kullanmaya başladı ve ABD’ye benzer biçimde “ılımlı İslam, Avrupa İslam’ı” projelerine girişti.
Küresel çaptaki ekonomik problemler, dünyadaki kaynakların azalması, Rusya ve Çin’in birer alternatif olarak güçlenmesi, petrol yerine doğaya daha az zarar veren enerji kaynaklarına ihtiyaç duyma, ekolojik dengenin bozulması, küresel ısınma, sağlık güvenliği konusunda özellikle COVİD-19’a karşı mücadelenin genel olarak başarısız olması, savaşın maliyetinin savaşmama maliyetinden daha fazla olması nedeniyle savaşlardan uzak durma gibi gelişmeler ABD ve Avrupa’nın işgal biçimlerine kısa süre ara vermesine neden olsa da özellikle Fransa Devlet Başkanı E. Macron’un “Fransız İslam’ı” söylemleri, İslam karşıtı siyasi söylemleri, bu söylemlerdeki sömürgeci ve oryantalist kokular aslında başarısız projelerin Macron eliyle devam ettirilmesi istendiğini gösteriyor.
Reform ve Rönesans, Luthercilik, Protestanlık genellikle Batı’nın “ilerlemesinin, modernleşmesinin, medenileşmesinin” nedeni olarak gösterilir. İslam’ın geri kalmaya neden olduğunu peşinen kabul eden bazı vizyonsuzlara göre Müslümanların ilerlemesi için İslam’da reform yapmak gerekmektedir. Macron’un yanlış İslam karşıtı söylemleri bu reform gereğine benzetilerek makulleştirilmeye çalışılsa da Macron’un yaptığı insan haklarına, eşitlik ve adalete aykırıdır. Bir işgal biçimidir, asimilasyon projesidir ve daha önce başarısız olduğu gibi şimdi de başarısız olacaktır. Aynı zamanda Müslümanlar üzerindeki baskıyı arttırmaya yönelik yönüyle de kabul edilemezdir.
AB çözülürken, AB’nin küllerinden yeniden var olmaya çalışan Fransa’nın Macron’u, Fransa’nın ve dahi kendisinin hem iç siyasette hem dış politikadaki başarısızlıklarını örtmek için önce İslam’ın krizde olduğunu ifade etti, sonra “Fransız İslam’ı” gibi aslı astarı olmayan ifadeler kullanmaya başladı. Hemen akabinde Fransa’da valiler, “Macron’un talimatıyla 4-15 Eylül tarihleri arasında Müslümanlar tarafından kurulan dini ve kültürel derneklerle müzakere toplantıları düzenlemeye başladı. Bu ‘iyi niyetli ve müzakereci’ görünen asimilasyon ve fişleme politikalarıyla, ‘Fransa İslam’ı Toplantıları’ ile Müslümanları temsil edecek yeni bir kurumun hazırlıkları yapılıyor. Tabi doğal olarak Müslümanlar da bu çalışmaların asıl amacının Müslümanları kontrol altına almak ve istenilen şekilde yönlendirmek olduğunu düşünüyor. Çünkü çok uzun yıllardır Avrupa’da İslamofobi yanlılığıyla mücadele etmeye çalışırken, İslam karşıtı politikaların muhatabı oluyorlar.
Evet, Müslümanların birçok problemi olduğu doğrudur, hatalarımız olduğu da… Bu problemleri çözmeye, hataları telafi etmeye, bugünün dünyasında karşılaşılan olumsuz tutum ve tavırlarla nasıl mücadele edileceğine dair çalışmaya ihtiyaç vardır. Ancak bu içeriden, doğal olması gereken çalışma, ehliyet sahibi Müslümanların yapması gereken bir çalışmadır. Toplum, İslam, Müslümanlar ve hatta devlet yönetimi konusunda tecrübesiz olan Macron’un projesi değildir. Bu tip bir projeye dönmesi halinde Batı’da yaşayan Müslümanların daha fazla baskı görmesine, daha fazla içlerine kapanmasına ve hatta marjinalleşmesine sebebiyet verir ve mevcut sorunların çözülmesi şöyle dursun aksine derinleşmesine, çözümsüz hale gelmesine hizmet edilir. Bu nedenle ilk olarak Macron ve Fransa’nın kendi krizlerini çözmesi gerekmektedir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
18.01.2026
10.01.2026
3.01.2026
19.12.2025
18.12.2025
9.10.2025
7.08.2025
3.08.2025
16.01.2025
7.01.2025