Cennet USLU
İstanbul Beşiktaş stadında 10 Aralık 2016’da bir terör eylemi gerçekleştirildi. Polis ekiplerinin hedef alındığı düşünülen saldırı çok sayıda insanın ölmesine, yaralanmasına ve kitlelerin terörize olmasına yol açtı.
Neredeyse her olayda olduğu gibi, daha patlamanın ne olduğu anlaşılmadan malum taraflar siyasi kutuplarından çıkıp savaş meydanındaki yerlerini aldılar ve karşı tarafa rastgele ateş etmeye başladılar.
Olay üzerine söz söyleyenler arasından çok az sayıda insan, olayın “gerçekten” kendisiyle, aydınlatılmasıyla, çapıyla, verdiği tahribatla, mağdurları ve onların acılarıyla ilgilendi. Ya da şöyle ifade etsek daha doğru olur sanırım: O insanlar sayıca çok olsa da, savaş tamtamları arasında sesleri ya hiç çıkamadı ya da duyulamadı.
Ne yaık ki alıştığımız üzere, konu hakkında sahne alan insanların çoğu sosyal medya veya klasik medya gibi platformlarda salınarak kendileri ve tarafları için siyasi rant kovalamanın derdine düştü.
Bu amaçla cepheye koşanların meselesi, kendi tutukları tarafın lehine -- böylece elbette kendi lehlerine de -- ve diğerinin aleyhine olacak şekilde, insanlar şaşkınlığını henüz atamadan olayı hızlıca kontrol altına alarak ve manipüle ederek baskın algıyı biçimlendirebilmekti.
Patlama haberi duyulur duyulmaz, aşırı siyasallaşmış ülkenin aşırı partizanlaşmış tarafları mal bulmuş Mağribi gibi olayın üstüne atladılar. Ölümler ve yaralanmaların olduğu böyle korkunç bir olayı en kestirmeden ve en kısa sürede karşılıklı olarak kendi siyasi gayelerine âlet etme yarışına girdiler.
Artık yaşadığımız bu siyasi kutuplaşma öyle keskinleşti, bu kavga o kadar çirkinleşti ki; amaç için her şey kullanılabilir, sömürülebilir basit birer araca ve ayrıntıya dönüştü.
Bu kavgada şimdiye kadar zaten uydurma, yalan ve manipülatif haber, kara propaganda gırla gitti. Olguların, açık ve gösterilebilir nedenselliğin, kanıtın, mantığın, akıl yürütmenin anlamı ve değeri kalmadı. Artık gerçekle ve doğru olanla ilgilenen pek kimse kalmadı, ilgilenmek isteyenlerin de ilgilenmeye mecali kalmadı.
Karşı tarafı mahkum edecek, zarara uğratacak her söz ve çıkarım, hiçbir akli ve vicdani süzgeçten geçmeden rahatça yayılabiliyor. Durmak, düşünmek, üzülmek, empati kurmak, anlamak, muhakeme etmek yok; varsa yoksa karşı tarafı alt etmek, varsa yoksa ayağını kaydırmak.
Bu siyasi kavgada önce siyasi gaye kutsallaştırıldı, sonra kavga hayati bir savaşa büründürüldü, ardından bizzat kavganın kendisi amaç haline dönüştü.
Buna eşlik edecek şekilde, önce öteki veya muhalif düşmana dönüştürüldü; sonra bu da kesmedi, düşman şeytanlaştırılmaya ve kriminalize edilmeye başladı.
Bunun sonraki aşaması düşmanı insanlıktan çıkarmaktır. Şeytanlaştırıp kriminalize ettiğiniz kişileri/grupları insanlıktan daha kolay çıkarabilirsiniz. Böylece “insanlıktan çıkarılana” pek çok şeyi yapmanın haklı görüleceği bir evreye de ulaşmış olursunuz.
Bu bakımdan karşılıklı pompalanan düşmanlık ciddi bir risk barındırıyor. Buna rağmen bu düşmanlık tıpkı bir canavar gibi karşılıklı olarak beslenmeye devam ediyor.
Siyasiler kutuplaşmanın konforuna teslim oldular, fırsatlarını tepe tepe kullanıyorlar. Gerilim ve çatışmanın işlerini kolaylaştırdığını düşünüyor olmalılar. Çatışmanın kontrol edilemez ve denetlenemez bir biçime bürünebileceği olasılığını hiç hesaba katmıyor gibi görünüyorlar.
Oysa siyasetçilerin, politikalar ve fikirler konusunda sert bir mücadele yürütseler de, mücadelenin kendisinin bir arada yaşayabilme imkanını tahrip etmemesine özen göstermeleri beklenir.
Yürütülen bu kavga, sergilenen bu düşmanlık artık bir sefillik trajedisi halini almaya başladı.
Beşiktaş’ta patlama olur olmaz her iki taraf da birbirini suçlamaya başladı. Olayı kısa zamanda TAK (yani PKK) üstlendi. Ama ne gam, iş bu sefer dolaylı sorumluluğun kimde olduğuna kaydı. Karşılıklı ithamlar, hakaretler, lanet okumlar, “olağan şüphelileri” parmakla göstermeler bu zeminde sürüp gider oldu.
Bu anlamda olayın sorumlusu, her iki cephe için de açık ki karşı taraftı. Bu safhada daha genel ve dağınık bir ilişki kuruluyor. Örneğin iktidarın “terör olaylarını önlemedeki beceriksizliği” veya muhalefetin “teröre dolaylı desteği” gibi ithamlar üzerinden fatura karşı tarafa çıkarılmaya çalışılıyor.
Bir sonraki aşamada iki tarafın paralı veya gönüllü sosyal medya trolleri kesin görüşlerini beyan ediyor: “Patlamanın sebebi Meclisteki başkanlık sistemi değişikliği.” Ortak bir görüşe varmışlar; ne güzel!
Yalnız durun bir dakika; iki taraf da failin öteki olduğunu ileri sürüyor. Yani olay aynı, sebep aynı -- ama fail farklı. İki düşman kutbun trolleri karşılıklı olarak bir diğerini işaret ediyor.
Bu saçma sapan hal trollerle sınırlı kalsa, dert etmeye değmezdi. Lakin anlaşılan artık yeni Türkiye’nin kanaat önderleri troller. Trollerden alınan cesaretle veya kendiliklerinden akıl ederek, gazeteciler, köşe yazarları, doktorlar, avukatlar, hattâ siyasetçiler de bu şahane buluşa ya açıktan ya ima yoluyla destek veriyor.
.jpg)
En son gördüğüm (yukarıdaki) tweetler iki milletvekiline aitti. Biri AK Partili diğeri CHP’li, partilerinde öne çıkmış, oldukça tanınan iki milletvekili. Sanırım bunun bir üstü, genel başkanların olayın faili diye birbirlerini suçlamasıdır. Korkarım o noktaya da hayli yaklaştık artık.
Terör gibi bir olayda bile ortak bir tutum almak ve birlik sergilemek bizim için neredeyse “ütopik” bir hedef haline geldi. Bari, iç savaşların veya soykırımların psikolojik iklimlerini çağrıştıran “ötekini” şeytanlaştırma ve kriminalize etme gayretinden vazgeçilse...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.03.2025
10.10.2020
28.09.2020
21.09.2020
24.02.2020
3.01.2017
24.10.2017
16.10.2017
24.09.2017