Ceren KENAR
Ünlü yazar Thomas More'un Ütopya kitabında anlattığı hayali bir diyar vardır. Her şeyin güzel, temiz, iyi olduğu. Bu diyara yolu düşen bir gezgin, ülkedeki mahkûmların zincirlerinin altından yapıldığını görür. Şoke olur. Bu memleketin vatandaşlarından birine sorar, “neden” der, “bu kadar değerli bir madeni mahkûmların zinciri için kullanıyorsunuz?” Soruyu duyan vatandaşın soruya olan şaşkınlığı sorandan farklı olmaz. “Çünkü Tanrı bizim için değerli olan her şeyi erişilebilmesi için dünyanın üzerine koymuştur. Bizim ulaşmamızı istemediği şeyleri ise yer altına saklamıştır. Bu yüzden suç işleyen bir mahkûmu utandırmanın ve cezalandırmanın en iyi yolu, ona bu değersiz madenleri layık görmektir...”
Muazzam değil mi... Neyin değerli, neyin değersiz olduğuna dair şahane bir akıl yürütme ve yaygın inanışlara karşı zekice bir meydan okuma. Hem de 16. yy'da.
Bu hikâyenin anlatıcısı Thomas More, kitabını yayınladıktan 13 yıl sonra, İngiltere Hazine Bakanı oldu. Boynuna 8. Henry'nin taktığı kocaman bir altın kolyeyi nişan olarak taktı. Bugün bu nişanın değeri 1 milyon sterlin.
Yer altı ile ilişkimiz görünenden komplike yani. Ütopya ile gerçek arasındaki fark epey derin. Kolay cevap, risksiz çözüm, baş ağrıtmayan tercih pek yok...
Enerji meselesi sevimsiz bir konu. Hatta epey kirli bir alan. Bir nimet olarak görülen, ağız sulandıran enerji kaynaklarının bugüne kadar Norveç dışında bir ülkeye saadet getirdiği vaki değil. Kâğıt üzerinde nimet olarak görünen ancak gerçekte "bela" ve külfetten başka bir şey getirmeyen bir şey doğal enerji kaynakları. Orta Doğu'yu kan gölüne çeviren, belki tüm değil ama temel sorunlarının müsebbibi olan şey...
Bu işin bir tarafı. Uğruna savaşılan, kontrol edilebilmesi için kanlı darbeler tasarlanılan, akışına halel gelmesin diye nice günahlara, diktalara göz yumulan bir şey doğal enerji kaynakları. Diğer tarafta ise ölümüne ihtiyaç duyulan, onsuz olmayan... Enerji olmadan hayat kalitesi olmuyor, sanayi çalışmıyor. Evet, enerji uğruna insanlar ölüyor doğru, ancak az gelişmişlik ve fakirlik de öldürüyor...
Türkiye şu anda Soma'ya ağlıyor. “Yeni Türkiye” idealinde yeri olmayacak bir ihmaller silsilesi sonucu gerçekleşen bir felaket veya cinayet var ortada. 301 insanımızın sırf daha fazla kâr için öldüğü, arkasında gözü yaşlı çocuklar, anneler, babalar, eşler, dostlar bıraktığı bir facia var ortada. Şu an için konumuz Soma nasıl bir milat olabilir diye düşünmek, “bir daha asla” sloganının altını doldurabilecek fikirler ve politikalar geliştirmek.
Eğer Soma'da olanların bir daha gerçekleşmemesi ise gerçekten talebimiz öncelikle bu felakete sebebiyet veren ihmallerin ortaya çıkması, sorumluların tespit edilmesi ve cezalandırılması ve siyasi iradenin bu konuda hesap vermesi olmalı elbette. İş yeri güvenliği için seferberlik başlatılması bir öncelik olmalı. 2014 yılında bunu bir argüman olarak söylemek bile tuhaf ama ne "talih" ne de "piyasa şartları" açıklayabilir veya mazur gösterebilir yaşananı.
Kömür madenlerini ne yapacağız? Şu an sorulması gereken ve aslında sorulan suallerin başında gelenlerden biri bu.
Tümden kapatalım gitsin demek bir fikir. Açıkçası bu güçlü ve kolay bir şekilde savunulacak bir öneri. Kömür madenciliği tehlikeli bir iş alanı. Soma örneğinde olduğu gibi vahim ihmallerin olduğu örneklerde felaketlere yol açacak kadar tehlikeli. Ancak tüm önlemler alınsa bile kömür madenlerinde ölümlü kazalar gerçekleşebiliyor. Bununa beraber iş yerinde gerçekleşmesi muhtemel kazalarla sınırlı da değil kömür madenciliğinin riskleri. Kömür madenlerinde çalışan işçilerin hayat boyu sağlığını riske atan bir çalışma ortamı var. Çevreye olan zarar ise yine kömür madenciliğine karşı üretilen argümanlardan biri. Yüksek karbondioksit ve kükürtdioksit salınımı ve metan gazı oluşumu gibi herkes tarafından bilinen sonuçların yanı sıra, kömür santrallerinin nükleer santrallerden daha çok radyasyon yaydığına dair araştırmalar da mevcut. Bunların hepsi son derece geçerli ve güçlü argümanlar.
Peki kömür madenlerini kapatmak gerçekten mümkün mü?
Malum, Türkiye enerji konusunda dışa bağlı bir ülke. Enerji bağımsızlığı bir ülkenin sadece ekonomik gelişimi açısından değil, güvenliği ve dış politikası açısından da hayati unsurlar. Petrol ve doğalgazda dışa bağımlı olan Türkiye, bırakın madenleri kapatmayı, enerji faturasını azaltmak için yeni kömür yatırımlarını devreye sokmaya çalışıyor. Şu anda elektrik ihtiyacının yüzde 25’i kömürden karşılanırken, bu rakamın yüzde 42’ye çıkarılması planlanıyor. Bu minvalde 2023 hedefleri için toplam tutarı 42 milyar doları bulan 21 bin 500 megavatın üzerinde ek yatırıma ihtiyaç duyuluyor.
Bu Türkiye'ye özgü bir durum değil. Kömür üretimi tüm dünyada artıyor. Dünyadaki kömür tüketimi 2000 yılından bu yana yüzde 70 artarak 7.7 milyar tona ulaştı. Kömür tüm enerji ihtiyacının yüzde 30’unu karşılarken, elektrik üretiminde kömürün payı ise yüzde 40’ları buluyor. Hatta ve hatta Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre kömürün 2017 yılında şu anda dünyanın en önemli enerji kaynağı olan petrolü geçeceği tahmin ediliyor. Sanayi devriminin itici gücü olan kömürün modası bilişim cağından geçmiş değil yani.
Kömür madenciliği bütün risklerine rağmen tercih edilmeye devam ediliyor, çünkü ucuz, bol bulunuyor kömür. Ve mevcut kaynakların 109 yıl daha yetebileceği öngörülüyor.
Kömür sadece Çin, Brezilya ve Hindistan gibi “yükselen ekonomiler” ve gelişmekte olan ülkeler için cazip bir enerji kaynağı değil. Amerika'dan örnekle devam edelim... Günümüzde Amerika'nın elektrik üretiminin %42'si kömür ile karşılanıyor. Amerika'da yaşanan kaya gazı “devrimine” rağmen, kömürün elektrik üretimindeki payının bitmesi beklenmiyor. 2040 yılında Amerika'nın elektrik üretiminde kömürün payının %32 olması öngörülüyor. Avrupa'nın en yeşil ülkelerinden Almanya ile devam edelim. Kömür üretimini arttıran Almanya, 2012 yılında son 20 yılın en yüksek linyit üretimini gerçekleştirdi. Kömür hâlihazırda Almanya'nın elektrik üretiminin %46'sını karşılıyor. Fukuşima nükleer felaketinden sonra, kömür üretimine yatırım yapmaya karar veren ülkelerden biri de Japonya oldu.
Resim bu. Bu resmi görmeden gerçekçi analiz yapmak veya uygulanabilir talepler sunmak mümkün değil.
Peki, tüm bunlara rağmen kömürden vazgeçilebilir mi? Vazgeçilebilirse alternatifi ne olur? Eğer vazgeçilemez ise “temiz” kömür ve güvenli kömür madenciliği mümkün müdür? Yarın buradan devam...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları















































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2017
5.02.2017
4.02.2017
27.06.2017
26.06.2017
21.06.2017
7.02.2017
5.02.2017
2.02.2017
30.05.2017