Etyen MAHÇUPYAN
Herhalde Türkiye'ye uluslararası düzlemde diz çöktürmeyi siyasi amaç edinmiş olan Ermeni milliyetçileri geçen pazar en 'keyifli' günlerinden birini geçirdiler.
Onları en fazla rahatsız eden, hatırlamak istemedikleri Hocalı katliamı Türkiye'de de anıldı... Bu tedirginlik yaratabilecek bir gelişmeydi, çünkü eğer Hocalı vakur bir eda ile, hakiki ve samimi bir insani duyarlılığı taşısaydı, Ermeni milliyetçiler bu katliama ilişkin bir yüzleşmeye doğru zorlanacaklardı.
Dolayısıyla onların en büyük umudu, Türkiye'deki Hocalı anmasının olabildiğince milliyetçi ve ırkçı temalar üzerinden yürümesi ve böylece olayın kendisinden ziyade, olayı anmakta olanların zihniyetini dünya aleme göstermesiydi. Doğrusu sonuç tam da onların istediği gibi oldu... Yürüyüşe halisane duygularla ve dayanışma için gidenlerin bile nasılsa yadırgamadığı apaçık ırkçı pankartlar taşındı, sloganlar atıldı ve Ermenilere 'piç' sıfatını yakıştıran kartonlarla nefret söylemi sıradanlaştırıldı. Üstelik ertesi gün gazetelere tam sayfa teşekkür ilanı veren tertip heyetinin kimlerden oluştuğu da kamuoyunca belirsizdi. Devlet ise bir yandan Diyanet'in hutbeleriyle, öte yandan İçişleri Bakanı'nın varlığı ve konuşmasıyla bu gösteriye sahip çıktı.
İçişleri Bakanı, her zamanki gibi, Türklerin ne denli yüce varlıklar olduğunu, 'tarihimizde' böyle olayların yaşanmadığını, 'geçmişimizin' temiz olduğunu söyledi... Bunun popülizmin sınırlarını epeyce aşan bir söylem olduğunun altını çizmekte yarar var. Dünyanın her yanında siyasetçiler popülizm yaparlar ama genellikle apaçık yanlışlanma ihtimali olmayan bir dil kullanırlar. Oysa İttihatçılık ve onun devamında Cumhuriyet dönemi, benzer insanlık ihlallerini defalarca yapmış bir rejime tekabül ediyor. Daha geçenlerde aynı İçişleri Bakanı'nın Başbakanı Dersim'i anlatmaktaydı... Acaba Dersim, Hocalı'dan çok mu farklı? Hocalı'daki insanlık dışı, vahşice işkenceleri mazur görmek mümkün değil, ama Dersim'de insanların mağaraya doldurulup boğulmaları, küçük çocukların bile vahşi hayvan avı misali kovalanıp, yakalanıp biçilmeleri normal mi? Hocalı, iki ordunun savaşı sırasında bir ordu mensuplarının karşı tarafın sivillerine uyguladığı, bilerek yapılmış ama spontane bir katliamdı. Oysa Dersim'deki devletin bizzat kendi vatandaşına yönelik, önceden kararlaştırılmış, planlanmış ve gururla taşınmış bir katliam...
Ama bu bile İçişleri Bakanı'nı durdurmaya yetmiyor. Dünyanın gözü önünde, kimsenin siyaseten ciddiye almayacağı, ancak ideolojik açıdan ciddiye alarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti hakkında kanaat oluşturacağı bir konuşma yapıyor. Söz konusu kanaat için 'milliyetçi' kelimesinin çok hafif kaçacağına ise kuşku yok...
Ermeni milliyetçiler muhakkak ki bu tablodan ziyadesiyle memnun oldular. Çünkü onların tek derdi 'Türklerin' hepsinin birbirine benzediğini, değişemeyeceklerini, esas olarak ırkçı olduklarını ve yeni suçların işlenmesini ima eden eğilimler taşıdıklarını savunmak. Bu savunmanın kendisi de ırkçı... Yani aslında karşılıklı olarak iki ırkçı tavır var. Böylece olay kimin kime koz verdiğine dönüşüyor ve bu son Hocalı anması, bu kez Ermeni tarafına kullanılabilir bir malzeme sundu. Anma toplantısının görüntülerini, yapılan konuşmaları uluslararası basın kuruluşlarına yorumsuz olarak servis etmeniz bile yeterli. Çünkü bunları değerlendiren herkesin ortak kanaati, hükümeti de içine alacak şekilde 'Türklerin' en azından bir bölümünün henüz olgunlaşmamış, çiğ bir ideolojik tavırdan çıkamadıkları olacaktır. Kötü niyetliler ise zaten 'Türklerin' bu tavırdan çıkmasının beklenmemesini ekleyeceklerdir...
O nedenle bu olayın ardından diyecek fazla bir şey de yok... Bu ayıp hepimize yeter. Ama ne Türkler ne de Azeriler veya Ermeniler bütünüyle bu çiğliğin parçası değiller. Nitekim Türkiye Sosyalist Azerbaycanlılar Birliği de Hocalı katliamının 20. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen basın açıklamasında şöyle dedi: "Türkiye'nin Ermenistan sınırını kapalı tutması için baskı yapan, Türkiye'nin bir iç ve vicdan meselesi olan kendi geçmişi ve Ermeni olaylarıyla yüzleşmesine müdahale etmeye çalışan Azerbaycanlı milliyetçilerle Hocalı katliamını siyaset malzemesi olarak kullanan Türkiyeli milliyetçiler bu iki ülke arasında söz söylemeyi neredeyse bloke etmiş durumdalar." Açıklama hiçbir katliamın diğerinin bahanesi olamayacağını vurgulayarak Hocalı katliamının 1915 Ermeni olaylarıyla kıyaslanmasına, Ermeni trajedisini inkâr etmek için malzeme olarak kullanılmasına itiraz etmekteydi.
Bir Ermeni okuyucum ise şöyle yazdı: "Ermeni soykırımının tarihsel gerçekliğini, kabul edilmesini, tazminat talep edilmesini savunan tüm Ermeniler konu Hocalı'ya geldiğinde kıvırmaya başlar. Ermeni soykırımının bir yalan olduğunu, savaş sırasında böyle katliamların yaşanabileceğini iddia eden Türkler ise söz konusu Hocalı olduğunda birer insan hakları ve soykırım hukukçusu havalarına girerler... Bir Ermeni milliyetçisinin en azından inkârcı bir Türk milliyetçisi kadar ahlaksız olduğunu düşünüyorum...
Galiba iki tür 'millet' var... Özür dileyebilenler ve özür dileyemeyenler. 'Bizler' henüz yeterince insan olmayı becerebilmiş değiliz.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (2)
25.10.2025 - Kemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (1)
25.10.2025 - Kürt ‘açılımı’nın nedeni Suriye değil, Türkiye!
15.03.2025 - Muhalefet için bir not: İktidar (sanılanın aksine) tutarlı ve başarılı!
20.02.2025 - İktidarın Kürt ‘açılımı’ üzerine bir not
15.10.2024 - Çocuklar anayasa yapabilir mi?
24.09.2024 - Mustafa Kemal’in büyümeyen çocukları
19.09.2024 - Nasıl bir ordu isterdiniz?
10.09.2024 - Yeni İttihatçılık havuzunun bilinçsiz balıkları
2.09.2024 - Seçimlerden kim kazançlı çıkacak?
13.04.2024
Yazarlar
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları

















































Kadir Demir
Yıllar önce bir kurt yavrusunu saklayarak almıştım İstanbuldan otobüse. Ormanköy tesislerinde alabalık havuzuna atladıktan sonra sakladığım karton kutunun ıslanması ile ortaya çıkmıştı ufaklık. Protestolar oldu ama getirebilmiştim nihayetinde direnerek :)))
Kadir Demir
İnsanlık zihinsel olarak gelişiyor mu bir yerlerde, yoksa gitgide daha da duyarsız hale mi geliyor anlamak mümkün değil. Yoksa hep olumsuz olanlara mı odaklandık topyekün de iyi olanın ayırdına varamaz olduk?
ali uzun
Yazını şimdi gördüm okudum.Güzel olmuş.Bilhassa;Sonra geldi kedicik… İstanbul’dayız. Düzce Güven ve Metro taşımayız dedi. (Ayrıca insan taşıdıklarını farkına varacakları günü hasretle bekliyorum) cümlesi süper.