Fehim TAŞTEKİN
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan artık Batı’da kimsenin ağırlamak istemediği bir lider durumuna düşünce halinden anlayacak başkanların ülkelerine gitmeyi tercih ediyor. Erdoğan 1 Haziran’da seyahat rotasını Afrika’ya kırdı. Uganda ile başlayıp Kenya ve Somali ile devam etti.
Batı ile ilişkilerin sarpa sardığı dönemde Erdoğan Afrika’ya açıldı. Ekonomik açılıma Erdoğan’ın küresel düzene ve Batı’nın sömürgeci tarihine dokundurmaları eşlik ediyor.
Kavgacı ve müdahaleci politikalarla çevresinde komşu bırakmayan bir iktidar, dış politikada seçeneklerini çoğaltma ve yeni pencereler açma ihtiyacı duyuyor. Tabii işin ekonomik boyutları da var. Türkiye, Çin, ABD ve İran gibi ülkelerin keşfe koyulduğu Afrika'da ciddi ekonomik fırsatlar yakalayabileceğini düşünüyor.
Dış gezilere, büyük bir tantana ve halkla ilişkiler kampanyası ile başlamak adet haline geldi. Bu çizgi Afrika çıkarmasında da değişmedi. Ziyaretten büyük anlamlar çıkaran yazı ve beyanatlar yeni bir fetih havasında medyayı işgal etti. Afrika ile ilgili en önemli vurgu: “Türkiye’nin sömürgeci bir geçmişi yok.” Ama Afrika’ya ‘sömürülmüş, ezik, kurtarıcısını bekleyen’ kara kıta muamelesi yapmakta da bir beis yok!
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yiğit Bulut, TRT Haber'de "Balkanlar, Afrika, Orta Asya ve Orta Doğu'da halkların İstanbul'dan nasıl yönetiliriz" diye konuştuğunu söyleyiverdi! Bulut’a göre 'Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan'da halk Avrupa Birliği'ni boşver, Türkiye'yle birlikte yeni bir senaryo ne olabilir?' diye tartışmaya başladı. Gerçeklikten o kadar kopuk ki yerçekimi olmasa uçacak!
Erdoğan geziye başlamadan önce El Cezire’nin İngilizce sitesine yazdığı makalede Uganda, Kenya ve Somali'ye tarihi ziyarette bölgesel müttefiklerle yakın iş birliğini teşvik etmeye, ortak sorunlara çözüm üretmeye ve karşılıklı yararlı fırsatları keşfetmeye çalışacaklarını kaydetti. Dünyadaki pek çok kişinin Afrika kıtasını aşırı yoksulluk, çatışma ve umutsuzlukla bağdaştırdığını belirten Erdoğan, Türk halkının farklı bir görüşte olduğunu belirtip ekledi: "Türkiye, Afrika’nın, yol arkadaşı, hemşehrisi ve dostu olmaya devam edecek."
Erdoğan’ın kabulünde ev sahibinin ufak ‘kibarlık’ nişanelerinden de büyük anlamlar çıkarıldı. Mesela Uganda Devlet Başkanı Yoweri Kaguta Museveni’nin attığı şu tweet bir hayli heyecan yarattı: “Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye’yi gelişmiş ülkeler arasına soktu. Onları örnek alıp biz de aynı hedefe ulaşabiliriz.”
Museveni, Erdoğan’ın ardından gitmekten bahsederken aslında epeyce mütevazılık yapıyor. Museveni, Erdoğan’ın otoriteryen gidişatında yolunu aydınlatacak bir hayli malzemeyi koltuğunun altında biriktirmiş bir lider. Ebedi başkanlık hayallerine payanda olacak zengin bir deneyim! İlk on yılı seçimsiz devlet başkanı olmak üzere ülkeye 30 yıl hükmeden Museveni şubattaki son seçimi de muhalefete yapılan baskılar ve hile iddiaları arasında kazandı. İktidar çarkını döndüren sihirli kelime ‘istikrar’ için Museveni'nin ana muhalefet liderini içeri tıkması da küçük bir ayrıntı!
Hakkını yememek lazım Erdoğan da son üç yılda Türkiye’yi Uganda’ya epeyce yaklaştırdı. Türkiye, Dünya Demokrasi Endeksi’nde 96. sırada olan Uganda’nın hemen ensesinde, yani 97. sırada yer alıyor. Reporters Without Borders’ın (RSF) basın özgürlüğü endeksinde ise Türkiye, Uganda’yı 102’ye karşı 151’. sırada yer alarak epeyce sollamış gözüküyor.
Erdoğan’ın Uganda’yı ziyaret eden ilk Türk cumhurbaşkanı olmasına iktidar çevreleri “Emin Paşa’dan sonra kopan bağların güçlendirilmesi adına son derece tarihi bir misyon” anlamı yükledi. Erdoğan da Museveni ile ortak basın toplantısında “O dönemde bugünkü Uganda topraklarında Mehmet Emin adında bir Osmanlı Paşası görev yapıyordu. Asıl mesleği doktorluk olan Emin Paşa aynı zamanda tabiat alimi olarak yüzlerce hayvan ve bitki türünü keşfetmiş ve bilim dünyasına kıymetli katkılar sunmuştur. Emin Paşa, bu topraklarda 1892 yılında Kongo’da esir ticareti yapan bir aşiret tarafından şehit edilmiştir. Bu vesileyle, Türkiye-Uganda kardeşliğinde önemli rolü olan, bize böyle temiz bir miras bırakan Emin Paşa'yı rahmetle, hürmetle yad ediyorum” dedi.
Erdoğan’ın Ugandalılara hatırlattığı Emin Paşa, Prusya'da doğmuş, Yahudi olduğu için kendi topraklarında aradığını bulamamış ve Osmanlı paşalarının hizmetine girmeyi tercih etmiş Alman kökenli doktor Edward Schnitzer’den başkası değil. Osmanlı olmanın artık sembolik bir ilişkiye dönüştüğü yıllarda Mısır Hidivi’nin hizmetine giren, bu dönemde İngilizlerle birlikte çalışan, sömürgecilerinin ajanı olarak topladığı hayvan, bitki ve objeleri Avrupa müzelerine satan, sonunda sömürgeci karşıtı İslamcı Mehdi Hareketi tarafından öldürülen bir paşa, “Türkiye’nin Afrika’da hiçbir sömürgeci geçmişi olmamıştır. Kazan kazan temelinde iş birliği yapmak istiyoruz” diyen Erdoğan tarafından Afrikalıların huzurunda Türkiye-Uganda kardeşliğinin bir simgesi olarak yad edildi.
Türk’ün Afrika rüyasını şenlendiren bu peşrev, Afrikalıların yüzünde bir gülümseme bırakmadıysa cehalettendir.
Halklar ilişkiler boyutunda yapılan cinlikleri bir kenara bırakıp işin esasına gelirsek iddialı Afrika açılımlarına rağmen Türkiye’nin dengeleri değiştirecek bir neticeye ulaştığı söylenemez.
Türkiye, AB ile müzakere sürecine paralel olarak 2005’i Afrika Yılı ilan ederek yerinde bir açılıma imza atmıştı. Bu, dış politikaya derinlik katan bir tercihti.
2005’den itibaren Türkiye’nin Afrika’daki elçiliklerinin sayısı 12’den 39’a yükseldi. Türkiye’nin Kampala’daki büyükelçiliği 2010’da açıldı. Ertesi yıl da Uganda Ankara’da büyükelçilik açtı.
Sahra Altı Afrika ülkeleriyle ticaret hacmi 12 kat artış kaydetti. Peki, bu artış Türkiye’nin dış ticaret hacminde ne kadar anlamlı? Türkiye’nin 2015’te 143.9 milyar dolarlık ihracatın yüzde 44’ü Avrupa Birliği ülkelerine, yüzde 9’u ise kuzeyi dahil bütün Afrika’ya gerçekleşti.
Sahra Altı ülkeleriyle ticaretin hacmi de 742 milyon dolardan 8.4 milyar dolara çıktı. Evet, büyük bir sıçrama. Ancak bu rakam Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle yaptığı ticaretin beşte birini geçemiyor.
Türkiye ile Uganda arasındaki ticari ilişkiler de epey yeni. 2015’te iki ülkenin ticaret hacmi 29 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Türkiye’nin Kenya’ya ihracatı da 2015’te 131 milyon doları buldu. Son derece mütevazı rakamlar. Ancak Türkiye gerek Kenya gerek Uganda’da büyük bir ticari gelecek görüyor.
Erdoğan, Afrika’daki ilişkilere askeri boyut da katmak istiyor. Katar’da kurulan üsten sonra Somali’de de bir eğitim üssü kuruluyor. Somali ile askeri ilişkilerin esasını teşkil eden ikili anlaşma meclisin onayından geçmişti. Türkiye’nin Mogadişu’da planlanan üste 10 bin Somalili askeri eğitmesi öngörülüyor.
İş dünyasından önde gelen bir isim, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, “Erdoğan’ın Afrika çıkarması, Türkiye’de Gülen Cemaati ile yaşanan kavganın dışa yansımasıdır. Uganda ve Kenya’da cemaatin faaliyetleri oldukça güçlü. Erdoğan bu ağı kırmak istiyor. Elbette Uganda ekonomik potansiyeli en güçlü ülkelerden biri. Altın ve petrol yatakları nedeniyle Çin ve ABD de orada rekabet halinde. Bölgenin en istikrarlı ülkelerinden biri olması nedeniyle de potansiyeli kıymetli” dedi. Uganda'da keşfedilen petrol 2017’de çıkartılmaya başlanacak.
Bunların yanı sıra ‘soft power’ cephesinde de gözle görülür bir ilişki ağı gelişti. Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı Başkanlığı (TİKA) diğer Afrika ülkelerinde olduğu gibi Uganda’da da aktif hale geldi. TİKA’nın yanı sıra İHH, Kimse Yok Mu Derneği, Deniz Feneri ve Yeryüzü Doktorları gibi sivil toplum örgütleri de Türkiye’nin nüfuz alanını genişletti. Bu yardım kuruluşları içerisinde ‘Kimse Yok Mu’, Gülen Cemaati ile bağlantılı olduğu için hükümet tarafından hedef tahtasına oturtulmuş durumda.
Erdoğan, ortak basın toplantısında Ugandalılara, Afrikalı ataların “Eti çiğneyebilen dişler, birlikte olan dişlerdir” sözünü hatırlattı. Çiğ et yiyebilen dişler! Museveni’nin muhalifleri için de Erdoğan’ın muhalifleri için de çok şey anlatıyor!
http://www.al-monitor.com/pulse/tr/originals/2016/06/turkey-africa-erdogan-soft-power-binge.html
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025