Gürbüz ÖZALTINLI
On yıllık AKP iktidarı, bu ülkenin insanlarına hiçbir şey anlatmadıysa, Türklerin kendi Kürtleriyle yürüttüğü haksız kavganın kendilerine ne kadar ağır bir maliyeti olduğunu anlatmış olmalıdır.
Açayım: Soğuk Savaş boyunca keskin hatlarla bölünmüş dünya siyasetinde, Batı’nın sınır karakolu olmaktan ileri gidememiş bu ülkenin dış politika refleksleri Ortadoğu’ya kör kalmıştı. Kokmayalım bulaşmayalım, Yunanistan’la çelişkilerimizde Batı’ya şantaj yapalım, Sovyet tehdidinin rantını yiyelim; yılların dış politikasını böyle özetleyebiliriz.
Türkiye ilk kez AKP döneminde, önüne açılan yeni imkânlarla ve köklü bir dış politika yenilenmesiyle tanıştı. Sovyet Bloku’nun çöküşü ve İkiz Kuleler’in yıkılması, dünya enerji rezervinin merkezi Ortadoğu’da siyasal haritanın yeniden çizilmesini gündeme getirdi. Türkiye, içinde yer aldığı bu coğrafyada, Batı’nın müttefiki Müslüman ülke kimliğiyle benzersiz bir rolü kucağında buldu. İçeride İslamcıları ezen, Kürtleri yok sayan, sıkıştığında parlamentoyu devre dışı bırakan otoriter devletle Batı’nın desteğini buluşturan geleneksel politika artık miadını doldurmuştu. Bunu anlayamayanlar şimdi Silivri’de...
AKP toplumsal desteği arkasında bulduğu ilk günden itibaren can havliyle Batı’ya koştu. Bu çizgi, içeride yaşanan “meşruiyet eksikliğine” karşı dünya güçleriyle ittifak arayışının sonucu olduğu kadar, temsil ettiği yükselen sınıfların dünyaya açılma talebinin de bir gereğiydi. Elindeki büyük imkân ise, Ortadoğu’nun Müslüman halklarına seslenebilme kapasitesiydi. “Medeniyetler arası gerilim”in bu “altın köprü”ye duyduğu ihtiyacı AKP kurmaylarının doğru okuduğundan şüphe duymamız için bir neden yok.
AKP, Batı’nın beklentilerini ciddiye alarak ama teslim olmadan bölgenin Müslüman halklarının taleplerine sahip çıkarak Türkiye’nin etki alanını genişletmeye yöneldi.
Sıfır sorun politikası “Arap Baharı”na çarptı. Hükümet özellikle Suriye kriziyle birlikte Irak yönetimi, Esed rejimi ve İran’la karşı karşıya geldi. Öte yandan İsrail’le çatışıyor. Bu politikalarda kimi savrulmalar, doz aşımları, tökezlemeler eleştiriliyor. Bu eleştiriler dikkate değer. Fakat bunlar, hükümetin dış politikasının kategorik olarak reddedilmesini haklı çıkartmaz. AKP’yi bir cümlesinde“emperyalizmin taşeronu” olmakla, diğer cümlesinde “Batı ekseninden kopan maceracılık”la suçlayan, ne dediği belli olmayan ulusalcı mızmızlanmaları geçiniz. O cephenin, içeriye dönük ucuz demagojiden ileri giden bir malzemesi yok. Türkiye’ye hiçbir şey söylemiyorlar.
AKP ise yürüdüğü zorlu yolda Kürt savaşının maliyetini görmüş olmalı. Değiştirmeye koyulduğu eski rejimin kucağına bıraktığı bu anlamsız savaş, AKP’nin bütün Ortadoğu politikasıyla derinden çelişiyor. Hamas’la, Müslüman Kardeşler’le ittifaklar arayan, Ortadoğu labirentlerinde bin bir dengeyi gözetmek zorunda olan, öte yandan Irak Kürtleriyle güç birliği yapabilen Türkiye’nin kendi Kürtleriyle olan sorunlarını çözememiş olmasının hiçbir rasyoneli yok. Üstelik otoriter rejimlerin yıkılmaya başladığı bu bölgede Kürtlerin milli taleplerinin daha fazla bastırılamayacağı da iyice görülüyor.
Bugünün dünyasında Türkiye’nin rasyonel politikası bir Türk-Kürt ittifakı oluşturmaktır. Bugün üzerine konuştuğumuz “çözüm süreci”ni sadece ülkenin şiddet kamburundan kurtulması olarak okumak dar görüşlülük olur. Şu anda sorunu konuşurken, tarafların 30 yıllık savaş içinde inşa edilmiş propaganda dilinin içinden seslenmeleri bizi yanıltmasın. Ne AKP Kürtlerin doğal haklarına gözünü dikmiş şoven bir harekettir, ne de PKK gözünü kan bürümüş terörist bir örgüt. Bunlar savaş dilinin reel siyasete bıraktığı geçici miraslardır. Her iki aktör de Ortadoğu’nun büyük toplumlarının iddialı siyasi temsilcileridir. Bir savaş örgütü olarak doğan PKK’ya yönelik şiddet ve totalitarizm eleştirilerinin haklılığı bu gerçeği değiştirmez. Irak Kürtlerinin lideri Barzani parti kongresine davet edilecek kadar yakın bir dostken, silahı bırakmış bir Öcalan’ın “terörist” kimliğiyle tanımlanması hiçbir siyasi aklın rasyonel sayacağı iş değildir. Zor ve zaman isteyen bir sorundur; ama bu dil, bu algı değişecektir.
Öcalan, bağımsız kavruk bir Kürt devletinin peşinde olmadığını, Kürtlerin kaderini Türklerle birleştirmenin yolunu zorladığını uzun zamandır deklare ediyor. Öyle gözüküyor ki Öcalan, büyük oyunun; Türk- Kürt ittifakının siyasetçisi olmayı seçiyor. Erdoğan ise Ortadoğu’nun etkin oyuncusu olmanın değerini zaten çok iyi biliyor.
Kürtlerin haklı taleplerinin daha fazla görmezden gelinemeyeceği koşullarda, çatışma değil ittifak yolunun seçilmesinden daha makul ne olabilir?
İşin zorluğu da zaten burada. Süreci bozguna uğratmak için paçayı sıvamış güçleri hayal etmek bile ürkütücü.
Bir iç barıştan söz etmiyoruz sadece.
Ortadoğu’da güçler yeniden dizilirken kaderimizi etkileyecek büyük bir ittifak potansiyelinden konuşuyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023