Gürbüz ÖZALTINLI
Hükümetin Kürt sorununda izleyeceği açıklanan “yeni” stratejisi, bir çok açıdan kafa karıştırıcı oldu. İzlenecek yolun duyurulma biçimi de, ardından yetkili ağızlardan gelen açıklamalar da, yapılmak istenenin anlaşılmasını kolaylaştırıcı değildi. Gerçekten, kimi kalemlerden gelen yorumlarda ileri sürüldüğü gibi bir “nabız yoklama”yla mı karşı karşıyayız? Ya da, iktidar içi tartışmalarda bir uzlaşı girişimi mi söz konusu? Bunları kestirmek zor. Ancak, ortada Başbakan’ın da teyit ettiği yeni bir yönelim olduğu fark ediliyor. Bunu ciddiye almak gerekir.
Konu üzerine önemli çalışmalar yapan, hükümeti ısrarla müzakere politikasına davet eden etkin yazarlardan bir kısmının ilk tepkisi, açıklanan stratejinin güvenlikçi, çatışmacı tutumun bir devamı olduğu ve çözümsüzlük ima ettiği yönünde oldu. Deyim yerindeyse çizip attılar edilen sözleri. Görebildiğim kadarıyla, bu cepheden söz alanlar arasında bir Mahmut Övür açık destek verdi, bir deMithat Sancar güvenlikçi anlayışın ağır sakıncalarını anlattığı yazısının önemli pasajında, açıklanan politikaların “ölüm patikasından hayat yoluna geçişte” imkânlar da barındırabileceğine işaret etti.
Doğrusunu isterseniz, PKK ve Öcalan’ı doğrudan müzakere dışı tutan her yönelimi “güvenlikçi”olarak nitelemenin ne kadar doğru olduğu bence de kuşkulu. Daha da öte; Kürt sorununa ilişkin politikaları, “güvenlikçi” ve “müzakereci” olarak birbirlerinden keskin biçimde ayrılan alternatifler olarak tanımlamak ne kadar gerçekçi? Yakın tarihe baktığımız zaman, bu tür tanımlamaları doğrulayan “saf” politikaların işlerliğinin pek olmadığı gözüküyor. Müzakere ve şiddetin her iki tarafça da iç içe kullanıldığına tanık oluyoruz.
Bunun sebebi sanırım, mevcut dengeler içinde her iki tarafın da esneme limitleri arasında kapatılamaz bir boşluk olması. Oslo müzakereleri öyle anlaşılıyor ki, tarafların karşılıklı limitlerini anlamaları ve yeni bir güç dengesi oluşmadan barışın sağlanamayacağına inanmaları yüzünden çöktü. PKK örgütsel varlığının güvenceye alınması ve coğrafi iktidar talebinden geriye düşmeyeceğini; hükümet de bunu karşılayamayacağını açıkça belli etti ve silahlar yeni bir denge için yeniden sahneye sürüldü.
Barışı özleyen insanlar, hem devleti hem de PKK’yı şiddet üzerinden ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler ne yazık ki sonuç alamıyorlar. Şiddet eleştirisi yetmiyor, bunun için tarafların razı olacağı siyasi anlaşmaya giden somut bir yol üretmek gerekiyor. Bu da, meşru siyaset alanının genişletilmesinden başka bir şey olamaz gibi gözüküyor.
Bu açıdan bakıldığında, hükümetin PKK’nın “siyasi uzantısı” olarak nitelediği BDP’yi muhatap alacağını açıklaması, sorunu parlamento zeminine, toplumun göreceği bir ışık altına ve muhalif politik aktörlerin de müdahil olabileceği sahaya taşıması, desteklenmeyecek bir yönelim değildir. Bu eğer hakkıyla yapılabilirse, Kürt siyasetinin tüm aktörleri şiddet olmaksızın siyaseten ne kadar etkin olabileceklerini tecrübe edeceklerdir. Meşru siyaset alanında tatmin edici bir temsil ve etkileme yeteneğiyle tanıştıkları oranda, şiddet anlamını ve savunulabilirliğini kaybedecektir. Bunun karşılıklı bir süreç olması beklenir. Bir yandan meşru siyaset araçlarına olan güvenleri artarken diğer yandan toplumun kendi dışlarında kalan kesiminin de gözünde meşruiyet kazanacaklardır. Kendileri dönüştükçe, toplumun algısını da dönüştürecekler ve işte o zaman, silahla sağlanamayan “barış limitleri”nin karşılıklı biçimde yeniden oluşma imkânı doğacaktır.
Bu elbette hiç kolay bir yol değildir. Sabır ve sağduyu gerektirir.
Hükümete açıkçası çok ciddi bir sorumluluk yüklüyor bu politika. Bir yandan BDP’yi meşru siyasi temsilci olarak politik muhatap ilan ederken, öte yandan “PKK’yı terörist ilan et” basıncı yapmak tutarlı olmaz. Nitekim bu dilin terk edileceğinin kimi işaretleri var. Ayrıca, Sancar’ın da yazısında saydığı sayısız kereler dile getirilen demokratik düzenlemelerin yapılması, TMK’nın yumuşatılması, tutuklulukların sona erdirilmesi ve yasal siyaset alanının güçlendirilmesi gerekir.
BDP’nin de kuşkusuz bugüne kadar izlediği yöntemleri gözden geçirmesi gerekiyor. Kürt siyasetinin seçilmişleri, sadece Kürt seçmenlerle konuşan bir dile kendilerini mahkûm etmemeli. Bütün Türkiye’ye seslenmeliler. AKP’yi, Kürt varlığının, özgürlüklerin baş düşmanı gösteren politik dil, çözüm dili değildir. Politik rekabet kadar, uzlaşma ve işbirliği esnekliğini taşıyan bir üslup inşa edilmelidir.
Bunların karşılıklı olarak yapılabilmesi için kanın durması gerekir. Ancak, ne yazık ki bu bir günde olacak iş değildir. Operasyonlar da, asker ölümleri de muhtemelen olacaktır. Bu şartlarda da sabır ve sağduyu dili inatla muhafaza edilmelidir.
Sonuçta, hükümet (oldukça tuhaf biçimde) kamuoyuna duyurduğu bu planda, PKK ve Öcalan’ı oyunun dışında görmüyor. BDP’yi muhatap alacağını açıklaması bu anlama gelir. Sadece müzakere adresini değiştiriyor. Yaşanan Oslo tecrübesi ve ardından gelen savaş, görüşmelerin basına sızdırılması ve nihayet MİT müsteşarından hesap sorma girişimi düşünüldüğünde bu yönelim çok anlaşılır olmaktadır. Eğer bu söylediklerim iyimser bir yanılma ise ve iktidar politikaları BDP’yi PKK’dan kopartma hayallerine abanacaksa, çökmeye mahkûmdur.
Bu planın işlemesi için uyarıcı olmak yerine, “güvenlikçi” ilan edilmesi erken bir karşı çıkış gibi gözüküyor.
Bırakalım, “müzakereciliğin” çöktüğünü başkaları söylesin.
Söylüyorlar da zaten.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları


























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.04.2024
14.04.2024
8.04.2024
5.04.2024
25.11.2023
16.11.2023
12.11.2023
9.05.2023
7.05.2023
2.05.2023