Halil BERKTAY
[7 Ekim 2015] Hürriyet’e ve Ahmet Hakan’a yönelik saldırılar, daha doğrusu hem bu saldırılara zemin hazırlayan, hem de olduktan sonra asgarileştirmeye ve mazur göstermeye çalışan söylemler hakkında 3 Ekim’de yazdıklarıma (bkz Çifte standarda sıfır tolerans (3)), gerek yakın çevremden, gerekse bir kısım okurdan sırf destek mesajları değil, kimi yazılı kimi sözlü katkılar da geldi. Bunlardan bir kısmını aktarıyorum.
* Melih Altınok’un 19-20 Ekim makalelerinde “Neymiş... gazetenin kapısının camı çatlamış... Gençler, bu acı gelişme [Dağlıca] henüz sıcaklığını korurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın … sözlerini halkı galeyana getirmek için çarpıtan gazeteyi protesto etmiş” gibi ifadeler kullandığını aktarmıştım. Bu tutuma tepki duyan bir arkadaşım, bu yolla asıl Boynukalın ve ekibinin “galeyan”ının savunulmak istendiğini kaydediyor: “Ne var canım, gençlerin öfkesi biraz aşırı kaçtıysa? Bu yolla, kendimizi yakın hissettiğimiz bütün şiddet eylemlerinin ‘tahrik olmak’ veya ‘galeyana gelmek’ üzerinden apolojisini kurmak mümkündür.” Evet, ben de böyle bir yığın örnek sayabilirim tarihten. Ömer Seyfeddin’inAshab-ı Kehfimiz’inin sonlarında, milliyetçi Türk gençliği galeyana gelip, marşlar ve sert adımlarla (yazarın iyiden iyike karikatürize ettiği) bir takım liberal ve kozmopolitlerin üzerine yürür, dergilerini yakıp yıkar, yerle bir eder. Mussolini’nin Faşist gençliği, squadristi’si, Kara Gömleklileri galeyana gelir; ortalıkta komünist, sosyalist, sosyal demokrat, liberal, parlamentarist, savaş karşıtı bırakmaz; hepsini tarümar eder. SA’lar ve Hitlerjugend (Hitler Gençliği) galeyana gelir; 9 Kasım 1938’in “Kristal Gece” veya “Kırık Camlar Gecesi”nde (Kristallnacht) Yahudilerin evleri, iş yerleri ve sinagoglarının üzerinden silindir gibi geçer. 4 Aralık 1945’te Türk gençliği -- aynen Ömer Seyfeddin’in 1919’da öngördüğü gibi, ama bu sefer gerçek hayatta -- “kızıllara” karşı milliyetçi duygularla coşup Tanmatbaasını basar, kırıp döker, gazeteyi artık çıkamayacak hale getirir. 6-7 Eylül 1955’te bir başka galeyan İstanbul’un Rumları ve diğer gayrimüslimlerini; 1966-76 arasındaki Çin “Büyük Proleter Kültür Devrimi”nin Kızıl Muhafızlarının “burjuva yolcu”1arına karşı galeyanı, parti ve devlet yönetiminde biraz aklı selim sahibi olup barış ve istikrarı korumaya çalışan herkesi; aynı yılların Türkiye’sinde Ülkücülerin, Bozkurtların galeyanı bütün solu, sol örgütlerin galeyanı ise hem iktidarı hem birbirlerini hedef alır. 2013 yaz başında Gezi gençliği galeyana gelir, sokaklarda barikat kurup ateşler yakarak Paris Komününü yeniden kuruyoruz havalarına girer; 6-8 Ekim 2014’te YDG-H galeyana gelir, PKK’lı olmayan Kürtleri IŞİD’ci diye katletmeye koyulur. Bu öfke, heyecan, galeyan ve “biraz aşırılık” meselesi, ilginçtir vesselâm.
* Bir başka arkadaşım ise şu fikirde: İktidara yakın bir kısım medya’nın, faraza Cem Küçük ve Ersoy Dede’lerin hedef seçtikleri insanlara karşı kullandığı türden bir dil ve benimsediği kadar aşırı bir saldırganlık, “AKP’nin kendi dışına, muhalefete, öteki partilere karşı mücadelesiyle açıklanamaz. Bu sertlik dozajı, ancak büyük bir iç kapışmayla; AKP içinde bizim belki pek farkına varmadığımız ölçüde birşeylerin dönüyor, giderek ayrışan taraflar arasında kıyametin kopuyor veya hiç olmazsa bir taraftakilerce kopmasının isteniyor olmasıyla açıklanabilir.” Bunu söyleyen kişi benim gibi soldan geliyor ve solun hem genel, hem Türkiye’ye özgü tarihini iyi bildiği için, en katı düşmanlıkların dışarıya değil içeriye dönük iktidar mücadelelerinden kaynaklandığının farkında; tahminini bu temele oturtuyor. Katılıyorum ama şunu da eklemek isterim: Durup dururken çıkmış bir çatışma değil bu. Sırf şahsiyat etrafında da dönmüyor. Belirli bir içeriği var. Hissedilir bir hal almaya başlayan saflaşmanın ardında, AKP’nin ve Türkiye’nin geleceğine ilişkin iki farklı yönelim yatıyor. Bu, asimetrik bir kamplaşmaya dönüşüyor. Ve her zaman olduğu gibi, en katı, radikal, amansız, uzlaşmaz, tekelci ve hegemonyacı konumdakiler, aynı zamanda en kavgacı, en mütecaviz kesiliyor. Geçmişte de ılımlılar aşırılara, reformcular ihtilâlcilere, demokratlar otoritarizm yanlılarına değil, tersine, aşırılar ılımlılara, otoritaristler demokratlara, ihtilâlciler reformculara saldıragelmiştir. Bugün de AKP’nin mutedil, legalist, çoğulcu, uzlaşmacı Jirondenleri, epistemolojik özgüveni tavana vurmuş Jakobenlerinin tahakküm taarruzuna maruz kalıyor. Ve bana göre, AKP’nin kendini yenileyip giderek genişleyen, ferahlayan, ülke çapında tansiyonu düşüren bir yolda ilerleyebilmesi, 1925-27 Kemalistlerini çağrıştıran “sağlam irade”ci Jakobenlerinin değil, normalleşme, bütün kesimlerle konuşabillme ve koalisyon(lar) kurabilme yanlısı Jirondenlerinin başarısına bağlı.
* Tam bu noktada, bir okur mektubunun iki ayrı yerini alıntılayacağım. Önce, 3 Ekim tarihli Tarafüzerinden muhalefetin sathîliği ve kolaycılığına dikkat çekiyor. (a) “Özeti, saldırıyı Erdoğan yaptırdı. Her zamanki yüzeysel propaganda. Bazıları bütün entelektüel kimliklerini bir tarafa bırakıp sadece Erdoğan’ın kişiliği üzerinden yürüyen acayip sığ, hamasî bir ajitasyona saplandı. ‘Bunlar tarafsız basını susturmak istiyorlar’ vurgusunun dışına bir santim çıkmıyorlar. Bütün muhalefet ‘malzemeye’ yükleniyor.” Öte yandan (b) “Senin de yazdığın gibi, iktidar cephesinin günahları asla ikincil değil ve gittikleri yön kötü. Yazında ismi geçen yazar ve yazılar gerçekten vahim. Bu adamlar öne çıkartılıyor ve bu hiç iyiye alamet değil. İktidar üslûbunu belirleyen denge bozuluyor. Yine yazında adı geçen, aklı başında muhafazakâr medya unsurları itibarsızlaştırılıyor. Mutlaka bu yayın politikası kendiliğinden, denetim dışı oluşmuyordur. Hem genel olarak muhafazakâr hareketi ve AKP’yi hizada tutmak, hem de muhalefete karşı sert bir duruş göstermek yolunda, adetâ partiden bağımsız bir medya oluşturup, en nitelikli basın adamlarını sistematik olarak aşındırmak istiyorlar. Bunu vahim buluyorum.”
* Etyen Mahçupyan çok önemli üç yazı yazdı son günlerde: AKP’ye ev ödevi (1 Ekim); Vasatlık tuzağından çıkılırsa (4 Ekim); Üst akıl ve kalite açığı (6 Ekim). Etyen kadar olmasa bile, benim de muhafazakâr kesimden genç Müslüman aydınlarla biraz tesadüfî karşılaşmalarım oluyor zaman zaman. Bir yandan, etkileyici bir düşünsel birikime sahipler ve artık benzerlerini sol kanatta hemen hiç göremiyorum. Diğer yandan, AKP’ye ne kadar eleştirel baktıkları, giderek soğudukları, hattâ bazılarının AKP’li olmama/gözükmeme yarışlarına yöneldiği, bunu neredeyse bir gösteri konusu haline getirdiği dikkatimi çekiyor. Bu eleştirellik (mealen) “doğru dürüst bir genç entellektüel elit geliştirip önünü açacağınıza, ortaya çıkara çıkara Boynukalın gençliğini ve Osmanlı Ocaklarını çıkardınız” türü bezmişlikleri de kapsamakta. AKP ve hükümet liderliğinin, bu tesbitler üzerinde düşünmesi gerektiği kanısındayım.
* Aldığım son bir e-posta mesajı da şöyleydi: “Hocam yazınız, özellikle başka bir şekilde tetikçilik yapan karşı basında malzeme oldu. Cihan Haber Ajansı da yazınızı kullandı. Başka yerlerde de kes yapıştır yöntemleriyle kullanıldı.” İki de link iliştirmiş yazan arkadaşım, Birgün ve Cihan web sitelerine. Ben de kendisine (5 Ekim’de) şöyle bir yanıt verdim:
“Olabilir. Bunu göze aldım. ‘Karşı taraf bunu kullanır’ diye düşünürsen, hiçbir zaman hiçbir eleştiri yapamazsın. Solda bunu çok yaşadık zaten. Hele bu noktada artık hiç pabuç bırakamam. İstedikleri kadar da tahrif etsinler. Benim ne dediğim ortada. Biz Serbestiyet’te ne yapmak istiyoruz? Bir ‘ara yüz’ inşa etmek. Ancak böyle böyle olacak.”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024