Hasan Bülent KAHRAMAN
İki Gezi var. Birincisi çevreci, sosyo-kültürel bir hareket olarak başlayan, sivil bir direniş olarak gelişen Gezi, diğeri politik ve karmaşık bir tepkiye dönüşen Gezi. Şu son bir yılın getirdiği değerlendirmeler ikinci anlamın birinci anlamı neredeyse kökünden erittiğini ortaya koyuyor.
Biz ikisine birden bakalım ve bu geçiş nasıl oldu irdeleyelim.
Gezi, özünde, apolitik olan bir kuşağın çıkışıydı; sessiz, sakin ve kırılgandı. Bu kuşak aynı zamanda aşırı denebilecek ölçüde yalıtılmış (izole) bir bireyciliğe sahipti.
Kuşak ilk defa direndi ve bir talep ortaya koydu. O talebi geliştirirken bireyci bir kollektivite sergiledi. DayanışIyordu ama birey(ci)liğini koruyordu. İyi eğitimli, kentli, çağdaş teknolojiyle iç içe bu kuşağın taleplerinin sınırı belliydi. Çevreci isteklerde bulundular. Direnişlerini de bugünkü, çağdaş, çok daha incelmiş bir politikanın/ demokrasinin biçimlendirdiği bir direniş olarak sundular. Direniş, onlar için, demokratik olmaktan bile önce sivil bir haktı. Eski terimli ve yüzlü bir direnişle ilgileri yoktu.
Hadise ikinci evresinde oraya çekildi: eski yüzlü ve terimli politika hareketi teslim aldı ve bir paradoks doğdu: hareketin yeni politik yapısı eski siyaset tarafından kavranıp kapsanmayacak kadar değişik ve farklıydı.
Yeni siyaset ise taleplerini siyasallaştıracak bir dil ve yöntem bulamıyordu. Değişen Türkiye'nin ve dünyanın doğurduğu bir hareket kendisini doğuramıyordu. Böylece boşluğa düştü.
Gezi hareketi bu bakımdan mesela CHP'ye uzak durdu. CHP, Kemalistler ve Ulusalcılar onu içermeye kalkıştı ama kavrayamadı. İşin bu yanını çok önemsiyorum. Çünkü, bu durum, Türkiye'deki siyasal muhalefetin yetersizliğini, hatta imkansızlığını açıklıyor. Ama tam da bu niteliği Gezi'nin hudutlarını tayin etti: Türkiye'de siyaset hala temel ve çok zaruri ihtiyaçlar etrafında ve büyük kitle mobilizasyonlarıyla yapılıyor. Gezi'deki gibi talepler iktidar tarafından da muhalefet tarafından da kabul görümüyor.
Böyle olduğu içindir ki, eski siyaset odakları Gezi'yi kendi arayışları doğrultusunda kullanmak istedi. Hareketin siyasallaştıran budur. O yüzden de edindiği karmaşık yapı içinde boğuldu Gezi.
Kalkışma AK Parti'ye dönük bir hareket niteliği kazanınca ve 1848 Komününü anımsatan bir madde halini alınca bu defa iktidarın siyasal kitlesiyle çarpıştı ve kaybetti. Nasıl muhalefet ve iktidar Gezi'yi anlayamadıysa, siyasal Gezi de 'yeni Türkiye'yi anlayamadı. Nitekim birinci yılın sonunda öne çıkan aklı başında yorumlar aktif siyasetle ilgili değil sosyal teoriyle ilgili yorumlardır. Gezi, toplumsal bilincin siyasal bir eylem etrafında hızla örgütlenebileceğini gösterdi. İktidarın o örgütlenmeyi bir dialoji içinde kavranması çok önemli olacaktı.
Oysa iktidar Gezi'yi bir diaboloji (şeytan/ lık bilgisi/kuramı) olarak gördü. Bu bir toplumsal yarılma getirdi. Çünkü, gelin itiraf edelim, iktidarın Gezi'ye karşı direnmesi de bir haktı. Ama bu 'edimi'n pratik yanlışlığı, aşırı şiddet kullanımı, yanında iki temel yanlışı daha vardı...
Birincisi, hiç kulak asmadı o harekete, oysa belirttiğim dialoji sorunu çözebilirdi. İkincisi, iktidar siyasetini salt, ezici bir çoğunluk zemininde sürdürdü ve böylece kendisine bir yumuşak karın yarattı. Bugünden sonra da o kitle bulduğu ilk fırsatta sokağa çıkacak, iktidar da ona karşı şiddet kullanacak. Türkiye maalesef bu gerilim ortamında yaşayacak. Üçüncüsü, yeni demokrasinin bu tür çoğunluk realitesi değil, çok daha incelmiş kavramlar etrafında biçimleneceğini görmezden geldi.
Gezi: siyasetin en siyasal hali!
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Bilge ve bilgin Mete Tunçay
19.08.2025 - Sol dönüşüm ve kültür
18.08.2025 - Taşıyıcı koalisyonlar ve ormanın içindeki CHP
17.07.2025 - Türkiye için bir fırsat: CHP’de yeni kuşak siyaseti
20.06.2025 - ‘Radikal şıklar’, Kürtler ve Sırrı Süreyya ‘gerçeği’
13.05.2025 - Şark kültürü ve Sırrı Süreyya Önder: Küçük bir değini
5.05.2025 - ‘Demokrasi sosyal’ ve ‘ilk insan’
6.03.2025 - Avrupa, Avrupa’ya düşman
26.02.2025 - Muhalefetsiz toplum üstüne düşünceler ya da muhalefetin boğduğu muhalefet*
13.02.2025 - CHP’de sosyal demokratik bir dönüşümün zorunlulukları ve olanakları
6.01.2025
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Mehmet Akbacak
Sayın Çınar,yurtsever ve devrimci Perinçeki unutmuşsunuz,size hiç yakıştıramadım.Allah bilir sizede bir belde belediyesi düşmeli.Tüm Kemalistler iktidara gelirse Türkiye kurtulur,90 yılda kurtaramadı,belki şimdi kurtulur.