Hasan Bülent KAHRAMAN
Sondaki cümleyi başta söylemek gerekirse, Türkiye daha çok tartışacak diyeyim. Tartışacağı şey anayasa değildir, bazılarının sandığı gibi, anayasa doktrinidir vedemokratik teoridir.
Çünkü, Türkiye, başkanlık sistemine geçişle doğduran ve kapsamlı bir rejim değişikliğinide gerçekleştirecek. Ama buradaki ana sorun, bu değişikliğin ayrıntılarını kimsenin yeteri kadar irdelememesi.
Bu belirsizlik o kadar açık ki, ne tür bir başkanlık aradığımızı henüz yeterince tespit edemedik. Başkanlık mı, partili başkanlık mı? Parlamenter sistem ve başkanlık mı, parlamenter sistemi devre dışı bırakan bir başkanlık mı?
Bunların hepsi olur, hiçbirisi diğerinden farklı değildir sanıyoruz. Halbuki, bu modeller arasında dağlar kadar fark var. Oysa gece gündüz televizyonlarda başkanlığı tartışanlar, bütün bu farkları, hiçbir önemi olmayan nüanslar sanıyor. Bazen dilleri sürçüyor, bazen kendileri de başkanlık mı yoksa partili başkanlık mı istiyor bilemiyorlar. Yarı başkanlık nedir, cevap veremiyorlar.
Anayasa hukukçuları neredeyse tek bir kelime etmiyor. İş bazı siyaset bilimcilerin hayli yanlı, yanlış ve eksik bilgiyle ahkam kesmesine kalıyor. AK Parti'nin entelektüel birikimiise bu beklenen açıklamaları yapmakta yetersiz.
Halbuki işin içinde hayli karmaşık bir senaryo var ve o senaryo Türkiye'yi bütün bu tartışmalar bakımından, anayasa kuramı bakımından tam bir laboratuvara dönüştürüyor.
İşin nirengi noktasını Cumhurbaşkanını halkın seçmesi meydana getiriyor. Bu öylesıradanlaştırılacak, bir konu değil. Halk, iradesini yani siyaset bilimi tabiriyle söyleyelimegemenliğini seçtiği kişiye devreder. Onunla bir temsil ilişkisi kurar. Dolayısıyla seçilmiş cumhurbaşkanı ile seçilmiş meclisin nasıl, nerede, ne şekilde karşılaşacağı başlı başına bir konudur.
Ve bu konuyu nasıl daha ileriye götürebileceğimiz başlı başına bir doktrin sorusudur.Halkın cumhurbaşkanını seçmesi doğrudan demokrasiye dönük bir girişim sayılmaz, tek başına. Çok önemlidir, demokratik açıdan elbette bir gelişme aşamasıdır ama bununanayasa normu içinde çözülmesi gerekir.
Türkiye o noktada tıkanıyor. Tıkanmasının sebebi halkın iradesini yani egemenliğini iki ayrı kuruma tevdi etmesidir. Yani, parlamentoyu da halk bir egemenlik kurumuna dönüştürüyor bu durumda cumhurbaşkanlığını da. Bunların arasındaki ilişkinin nasıl düzenleneceği ise bir doktrin konusudur.
O açıdan bakınca, Erdoğan'ın arayışı çok açık: Erdoğan, bu iki kurumdanCumhurbaşkanının parlamento üstünde belirleyici olmasını istiyor. Muhalefetin bunakarşı çıkmasını anlamak mümkün ama niçin karşı çıktığını muhalefet henüz dile getirmiş değil. Çünkü, muhalefet, halkın seçmesiyle birlikte Cumhurbaşkanlığı katının da halk egemenliği/ iradesi ile teşekkül ettiğini unutuyor.
Fakat iktidarın iddiasını bu kadarıyla sınırlandırması da yetmez. Çünkü, mesele parlamentoların veya kurumların meşruiyeti değil, demokratik olmasıdır. Atatürkdöneminde de parlamento vardı ve meşruydu. Ama demokratik değildi. Bu demokratiklikkriteri, parlamentonun kendi gücünü kendisinin sınırlamasıdır ki, o da güçler ayrılığıdır.
Türkiye'deki Başkanlık tartışmasının bam teli budur: güçler ayrılığının nasıl teşekkül edeceğidir. Bu aydınlatılırsa bundan sonrası toplumsal çatışmalar bakımından nispeten daha kolay aşılabilir.
Evet, mesele anayasa değil, anayasa ve demokrasi kuramıdır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025