Hasan Bülent KAHRAMAN
Geçen gün gazetelerde İshak Alaton'un bir açıklamasını okudum. Bu yaşlı ve bilge kişi, babasının çektiklerinden yola çıkarak Varlık Vergisi konusunu dile getiriyordu ve CHP'nin bu 'facia' konusunda 'özür dilemeyi düşünüp düşünmediğini' soruyordu. Söz konusu açıklamayı okuduktan bir sonraki gün de VV mağdurlarının trene doldurulup sürgüne gönderildikleri Haydarpaşa Garı'nda bu konuda bir toplantı düzenlendiğini öğrendim basından.
Alaton'un babasının VV faciası hakkında anlattıklarını daha önce bir TV programında izlemiştim.
Tepeden tırnağa CHP'li olan, Atatürk'e ve dolayısıyla Atatürkçü modernleşme dalgasına büyük saygı duyan, Şişli'de geceleri CHP'li gençlere Fransızca öğreten bu muhterem zat günün birinde VV faciasına muhatap olur.
Devlet, Alaton Babayı kolundan tuttuğu gibi vergiyi ödemedi diye bir trene koyarAşkale toplama kampına gönderir.
Döndüğünde tam bir enkazdır. Kendisini bir türlü toplayamaz. İshak Bey babasına niye düzelemediğini sorar ve müthiş bir cevap alır. 'Ben devlete haksızlık etmişsem mahkeme var, ceza var. Peki devlet bana haksızlık etmişse ne yapacağım?' Bu dehşete maruz kalmış 'bu' Alaton'un oğlu İshak daha sonra yıllar yılı çalıştı, sanayici oldu, devlete de vergisini ödedi.
Tek parti diktasının en karanlık yıllarında işlenmiş bir büyük hatadır VV. Ne olduğunu öğrenmek isteyenler dostum Prof. Dr.
Ayhan Aktar'ın bu konudaki kitabına başvurabilirler.
Dönemin İstanbul Defterdarının bile dehşet içinde kaldığı bu vergi salma kararına göre azınlıklar hiçbir incelemeye tabi tutulmaksızın ve hiçbir neden yokken çok kısa bir sürede büyük miktarlarda vergi ödeyecek, ödeyemeyenler çeşitli toplama/çalışma kamplarına gönderilecekti. Üstelik, vergi salmaya karşı en temel hak olan itiraz etme, mahkemeye gitme imkânı ortadan kaldırılmıştı.
Herkes malını mülkünü yok pahasına sattı, buna rağmen biçilen vergi borcunu karşılayamadı.
Çalışma kamplarına gitti insanlar ve bir bölümü orada telef oldular.
Bu kararın arkasında sermayeye el değiştirmek, sermayeyi 'Türkleştirmek' düşüncesi vardı. ('Sermayenin millileştirilmesi' denir, yanlıştır, maksat onu 'Türkleştirmek'ti.) Bu 'Türkleştirme' kararı dönemin iktidarının yani CHP'nin o sıralarda tam bir ırkçı yaklaşım içinde bulunmasından ve Hitler'le arasını iyi tutmak istemesinden kaynaklanıyordu.
İsmet İnönü açıkça Almanya yanlısı bir politika sürdürüyordu. Hem faşist ülkelerde uygulanan yöntemlerden etkileniyordu bizdeki devlet hem de ona yaranmak için bu tür adımları atıyordu.
Bütün bunlardan sonra gerçekten sorulacak sorudur, Alaton'un sorusu: CHP özür dilemeyi düşünüyor mu?
Ben bu soruyu ve içerdiği muhakemeyi biraz daha genişletmek istiyorum.
Türkiye, daha sonra bir kaç yazıda ele alacağım bir şekilde, çok önemli bir dönüşüm geçiriyor. Ben buna restorasyondönemi diyorum. Son zamanlarda dilimize pelesenk olan askeri vesayetin aşılması bakımından önemli adımlar atılıyor.Demokratik bir anayasa için girişimlerde bulunuluyor. Kürt sorununun çözümü bakımından, bir adım öncesinde hükümet/devlet her konuyu görüşmeye hazırdı. Başbakan Atatürk'ü anma töreninde 1940'ları mahkûm eden bir konuşma yaptı ve bizatihi Atatürk'ün tanımından hareket ederek millet tanımını kültürel bir zemine oturttu.
Bazıları bütün bunlara gözlerini, kulaklarını tıkamak ve yaşananları nerelerde üretildiği artık ortaya çıkmış sivil otoriterlikgibi kavramlarla nitelendirmek istiyor. CHP de bu kervanın başını çekiyor. Öylelikle de tüm bu oluşumun dışında kalıyor, çağ dışına, demokrasi dışına düşüyor. Oysa bu evrede onun da ortaya çıkıp, sesini yükseltip, kendi tarihiyle yüzleşip, hesaplaşıp bir açıklama yapması gerekmez mi? CHP, tek parti döneminin hatalarına saplanıp kalmak, onları savunmak zorunda mıdır? Bu restorasyon sürecinde niye yer almıyor CHP?
Evet, CHP özür dilemeyi düşünüyor mu?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.08.2025
18.08.2025
17.07.2025
20.06.2025
13.05.2025
5.05.2025
6.03.2025
26.02.2025
13.02.2025
6.01.2025