Hidayet Şefkatli TUKSAL
Akşam karanlığı yeni bastırmışken, kocaman kâğıt toplama araçlarının arkasında kaybolmuş insanlara rastlarım. Çok az kadın gördüm şimdiye kadar, genellikle genç erkeklerdir bu işi yapanlar. Gözleri yerdedir, bakışlarınızla karşılaşmaz. Ne onların bir görünme arzusu vardır, ne de bizim gibi insanların görme hevesi. Öylece iki insan olarak karşılaşırız ancak birbirimizden kaçırdığımız bakışlarla, birbirimize “yok” muamelesi yaparız. Böyle her karşılaşma beni düşündürür, bu ilişkisizlik yüreğimi acıtır, onu gördüğümü, yaptığı işe saygı duyduğumu, kolaylıklar dilediğimi söylemek, hissettirmek isterim ancak cesaret edemem.
Gün boyunca karşılaştığımız, kendilerinden hizmet satın aldığımız pek çok insanla da, anlık karşılaşmalar/ilişkiler yaşarız. Genellikle alışılmış birkaç cümle kurarız ama bunlar o kadar otomatik ve ezber cümlelerdir ki, birbirimize değmeden geçip gider.
Daha uzun karşılaşmalarda da benzer görünmezlikler yaşanabilir. Mesela bir kabul gününde misafirlere hizmet etmek ve ev sahibesine yardımcı olmak üzere tutulmuş gündelikçi kadınların da, o kadar ortada oldukları hâlde aslında görünmez olduklarına şahit olmuştum. Misafir kadınlar neşeli ve gürültülü seslerle muhabbet ederken, onlar hiç konuşmadan ve gözümüze bakmadan hizmet ediyorlardı. Bu görünmezliği herkes kabullenmiş gibiydi, kimse yadırgamıyordu; ya da herkes rahatsızdı ama ne yapabileceklerini bilmiyorlardı.
Benim bu duruma empatim bir marifet değil aslında, bu işin kendi başıma da sık sık gelmesinden kaynaklanıyor. Bugün misal, kızımla bir kafede oturuyorduk, bir ara ben onu kucağıma yaslayıp sarıldım. Biz ana-kız öyle sarmaşmışken, yan masadan gelen genç bir adam, hiçbir şey sormak ve söylemek zahmetine katlanmadan, kızımın oturduğu sandalyeyi kaldırdı, götürmeye yeltendi. Böyle zamanlarda kanımın beynime sıçradığını hissediyorum, kendime hâkim olmaya çalışarak “Ne yapıyorsunuz, oraya kızım oturuyor!” dedim. Genç adam, “A öyle mi, ben boş zannetmiştim!” dedi. “Boş bile olsa izin istemeniz gerekmez mi” sorumu duymadı bile, biraz öteden başka bir boş sandalyeyi kaptı, hevesle yan masaya geri döndü.
Bu, çok basit sıradan bir “ihmal” bir “boş bulunma” olarak görülebilir ancak, genç adamın bir“kusura bakmayın” lafını bile muhatabına çok görmüş olması, aslında orada hiç muhatap görmediğini ima etmektedir.
Takva körlüğü
Ya da dindar bir karı-koca ile karşılaştığınızda bazen aynı duruma düşersiniz. Kadınla canciğer muhabbet edersiniz ama adam ne selam verir, ne muhatap olur, sanki ağızsız, dilsiz bir duvar gibi öylece bekler yanınızda. Bu da takva körlüğüdür ne yazık ki. Bizim gibi kadınlar bu türden körlüklere en az öbürleri kadar sık muhatap olurlar.
Hatta bir keresinde şöyle bir olay bile yaşanmıştı. Devlet memurlarına yönelik dil kursları veren Devlet Lisan Okulu’nun bir Arapça kursunda, kadın öğrenciler en önde oturmaktadır. Derse gelen hocalardan biri, dersi hep kadınların arkasında durarak, sadece erkeklerle muhatap olarak anlatmaktadır. Bu tarz bir süre böyle devam eder ancak bir müddet sonra hoca en önde ders anlatmaya başlar. Benim iyi niyetli kadir kıymet bilir arkadaşlarım da, hocaya bu yeni durum için teşekkür ederler. Hoca“Teşekküre gerek yok!” der ve devam eder: “Ben sizleri takvalı hanımlar zannetmiştim, onun için saygıdan arkanızda ders anlatıyordum ama gördüm ki öyle takvalı makvalı değilsiniz, onun için burada anlatmaya başladım!” İşte “buyur buradan yak!”netameliliğinde bir cevap devletin takva takometreli hocasından. Bu olayın 21 yıl önce yaşanmış olması, bugün durumun daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Birileri birilerini görmemeye, saymamaya, aşağılamaya devam ediyor...
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları


















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.04.2021
28.03.2021
12.12.2020
23.11.2020
2.01.2020
13.10.2020
29.09.2020
21.09.2020
13.09.2020
5.09.2020