İbrahim Kahveci
Çok ama çok zorlandığımı peşinen söyleyeyim. Sorunları ve çözümleri sağlam temellere oturtmak ve dile getirip toplumsal karşılık bulmak önemli.
Ama bu çok zor iş...
Mesela 2010 yılında Yeni Şafak Gazetesi’nde “orta sınıf” sorununu dile getirmeye başlamıştım.
Türkiye’de okumanın değerinin düştüğünü ve o tarihlerde çok övündüğümüz gelir dağılımı düzelmesinin de sağlıklı olmadığını anlatmıştım: Çünkü düzeliyormuş gibi görülen gelir dağılımında ana sorun şuydu: Orta sınıftan alınıp alt sınıfa veriliyordu; en zengin yüzde 5’in payında pek değişim yoktu.
İhracat artıyordu ama üretim-istihdam ihracat gibi artmıyordu. Veya verimlilik artışı oluyordu ama bu artış reel ücretlere yansımıyordu. Artan reel ücretler asgari ücret ve asgari memur maaşı ile asgari emekli maaşıydı.
Ne ortalama ücret artıyordu ne de ortalama memur maaşı... Emekli maaşları ise ortalamada geriliyordu.
Yani süslü bir büyüme yaşıyorduk.
Bunun nedeni ise 2005-2007 yıllarında çoktan geçmemiz gereken kalkınma programına geçememiş olmamızdan geliyordu. Kemal Derviş’in “Güçlü Ekonomiye Geçiş” programında bir türlü o ‘geçişi’ yapamamıştık.
90’lı yılların kamu hastalığına verilen ilaç olan antibiyotiği 2015 yılında hala almaya devam ediyorduk.
Oysa kamu bütçesi düzelmiş, hatta deli gibi savurgan ve verimsiz harcamalara bile geçmişti.
“Güçlü Ekonomiye Geçiş” reçetesi yeni hastalığımız olmuş, aşırı antibiyotik alımı böbreklerimizi iflas ettiriyordu.
Bunları 10 yıldan uzun süre yazdım. 2008-2018 arası defalarca ama defalarca yazdım.
Sürekli kredi-faiz ekseninde ekonomi yönetimi ile faiz bağımlısı ama verimsiz bir ekonomi oluşturduk. Şimdi o verimsizliğin beklenen sonucu olarak düşük ücretli, fakirliğe dayalı bir modele hapsolduk.
***
Buradan nasıl çıkacağız?
Önceki gün CHP’nin “İkinci Yüzyıl” panelinden dinlediklerimin özeti ile konuya girelim.
Önce şu kuralı belirteyim (kim yazmış bilmiyorum ama çok doğru olan kural)
1-) Eğer birileri, başkasının parasını başkası için harcıyorsa; ne kalitesine bakar, ne fiyatına.
2-) Eğer bir insan kendi parası ile başkasına bir şey alıyorsa; sadece fiyatına bakar.
3-) Eğer birileri, başkasının parasını kendisi için harcıyorsa; sadece kalitesine bakar.
4-) Kendi parası ile kendine bir şey satın alıyorsa bir insan, hem fiyatına hem de kalitesine bakar.
Buradan çıkan ilke nedir: 4. maddede yer alan kalite ve fiyatın uyuşması. Toplam ekonomiyi yükseltmenin ve sürdürülebilir kılmanın yolu kalite ve fiyatı en uygun şekilde oturtmak gerekir.
***
Türkiye’de çok fazla ve kontrolsüz şekilde neo-liberalizm eleştirisi yapılıyor. Eğer SOL mantıkla işler yürüseydi 1970’lerde artan ve 80’lerde artık tıkanan KİT modelli kamu ekonomisi iflas eder miydi? 1929 buhranı sonrası ortaya konulan Keynesyen politikalar neden çöktü ve Arz İktisadı ortaya çıktı?
Başkasının (milletin) parasını kendi çıkarı için kullanan kamu sistemi (siyaset) aslında tıkanmıştı. 10 kişilik işe 100 kişi alınıyor, yapılmaması gereken yerlere kamu parası ile batacağı baştan belli olan fabrikalar kuruluyordu.
Velhasıl neo-liberalizm ve arz iktisadı bir ihtiyaçtan doğdu. Ama onunda aşırısına gittik ve artık finansallaşma yolu ile zengin daha zengin, fakir ise daha fakir oldu.
“Girişimciyi destekle ki, fakire iş açsın, gelir artsın” mantığı finansallaşma ile adeta zengin dostu politikalara yol açtı. Ülkelerin GSYH’ları artarken aynı ülkelerde kişi başına gelir de artıyordu ama ücretliler tam tersine fakirleşiyordu.
Nitekim bugün bir çok ülkede ortaya çıkan otokratik liderlikler bu yüzdendir.
1929 buhranının ve gelir dağılımı bozukluğunun getirdiği Mussolini-Hitler-Franco gibi diktatörlüklere bugünlerde otokratik liderlikler olarak rastlıyoruz.
Ne tesadüf değil mi?
***
Peki, çözüm nasıl olacak?
Hem ücretlerin artırılması hem de istihdamın artırılması gerekiyor.
Eski Keynesyen Sol ile mi yoksa yeni liberal Sol ile mi çıkışa gideceğiz?
Bugün bir çok belediyede hala eski sol mantığı ile işlerin yürüdüğünü görüyoruz. Belediye istihdamını ve ücretlerini artırarak hizmet odaklı belediyecilik değil, bir zümre odaklı belediyecilik ortaya çıkıyor.
Oysa kaynakların hizmet odaklı yürütülmesi daha kapsayıcı bir sonuç ortaya çıkartır.
Ücretin piyasada belirlenmesi gerektiğini (sendikaların asla ve asla ücret sendikacılığı yapamayacağı bir yeni dönem...her bir çalışanın da zorunlu sendikalı olduğu) ama kamu ücretlerinin de ortalama ücrete endeksleneceği bir model. Finansallaşma üzerinden zenginleşmenin ve rantın aşırı vergilendirileceği ama üretim ve paylaşımcı (istihdam) girişimlerin ise destekleneceği bir model.
Sümerbank anlayışının temsil ettiği KİT modeli yerine Kamu-Özel İşbirliğine dayalı Güney Kore Modeline benzer yüksek teknolojik kalkınma... (Bunu kısmen savunma sanayinde başardık)
Önceki gün Faik Öztrak ve Selin Sayek Böke bu konuda çok önemli işaretler verdiler. Kamucu ama KİT›çi değil... Kalkınmacı ama kontrollü ve planlı...
***
Çıkmaz sokakta sağa sola dönmenin bir mantığı yoktur. Mesela çıkmaz sokaktan çıkmayı başarmaktır. İhtiyacınız ne ise yeri gelir sağa dönersiniz yeri gelir sola...
Bugün Dünya ülkelerinde otokratik liderlikler oluşuyorsa bunun aşılmasının tek yolu refahın oluşması ve adil şekilde dağıtılmasından geçiyor.
Girişimcilikte sağa dönersiniz ama paylaşımda yolunuz sola çıkar. Mesele tek yönlü arayışta değil, varacağınız hedefe giderken doğru istikamette olmanızdır.
Not: Bu konuyu uzun uzun ve diğer politikalarla tamamlayıcı bir çerçevede anlatmak isterdim ama bugünlük bu kadarla yetinelim.
Bir çalışanın 10 yıl içinde tasarrufları ile bir ev ve araba alması gerekir. Türkiye’de bugün sadece açlığa çalışır duruma geldiysek çıkmaz sokağın tam da içindeyiz demektir.
Sağa sola bakmayın, hedefiniz varış noktası olsun yeterli....
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2026
6.02.2026
4.02.2026
2.02.2026
30.01.2026
28.01.2026
22.01.2026
21.01.2026
19.01.2026
16.01.2026