İbrahim Karagül
Türkiye, kendisini durdurmaya, dar bir alana hapsedip etkisizleştirmeye dönük çokuluslu bir irade ve müdahaleler zincirini kırmak için ölümcül bir mücadele veriyor. Ortada bir direnmehali, söz konusu saldırılara ve büyük projeye göğüs germe hali, savunma ve yalvarış yerine taarruz ve meydan okuma hali vardır.
Türkiye, özellikle Gezi teröründen bu yana devam eden çokuluslu saldırılarla içeride çetin bir mücadeleye girişti. Saldırılar savuşturuldu, etkisiz hale getirildi. Bir nevi Milli Mücadele verildi. Artık içerideki operasyon alanları daralınca saldırılar dışarıya, Türkiye’nin etki alanlarına yöneldi.
İçeriden vur, olmazsa sınırdan kuşatmaya al
Fırat Kalkanı harekâtı, İdlip operasyonu, Afrin’i temizleme hesapları ve Barzani referandumuna karşı pozisyon alışın nedeni işte bu kuşatmayı yarma çabasıdır. Türkiye bunu yaparken yine bir milli mücadele vermiş, vermektedir. Güney’den yaklaşan çokuluslu saldırı dalgalarına karşı koymuş, koymaktadır. Çünkü 15 Temmuz saldırısı ile Güney’de hazırlanan cephe tek bir cephedir, Türkiye’yi çökertme, içeriye hapsetme, yeniden rehin alma girişimidir.
Yeni hedefleri, Arapları Türkiye’ye karşı kışkırtmak
Irak ve Suriye’de ABD-İsrail projeleri etkisini kaybetmeye başladığı anda Türkiye’ye karşı yeni bir cephe, daha güneyden inşa edilmiştir. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden, özellikle de Muhammed bin Zeydüzerinden yeni bir Türkiye karşıtı dalganın temelleri atılmıştır. BAE-S. Arabistan-İsrail “ekseni” her ne kadar İran yayılmasına karşı geliştirilmiş gibi görünse de aslında ana hedefi, gizlenen hedefi Türkiye’dir.
Bu sefer ana hesap Türkiye ile Arapların karşı karşıya getirilmesidir. ABD ve İsrail, Arap dünyasında geniş etkisi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’ye karşı, 20. Yüzyılın argümanlarını harekete geçirmiş, Arap milliyetçiliği üzerinden geçmişin önyargılarını bugüne taşımıştır. Baas yönetimlerinin yaygaraları üzerinden Arap sokaklarını Türkiye’ye karşı kışkırtma süreci başlatılmıştır.
Kirli ortaklığın ilk kurbanı Kudüs oldu
BAE’nin doğrudan ABD ve İsrail istihbaratı ile yürüttüğü kirli kampanya Araplarda Türk düşmanlığı üzerine kurgulanmış, bu işbirliğinin ilk kurbanı Kudüs olmuştur. Temel hedef, ülkemizi, Arap dünyası ile bağlarını koparıp yalnızlaştırma, içeri kapanmaya zorlamaktır.
Ama Türkiye, bütün bu çokuluslu müdahalelere karşı asla geri adım atmamış, savunma yerine taarruza geçmiş, onlar ne kadar içeri kapanmaya zorlasalar o kadar dışarıya, bölgeye, coğrafyaya yönelmiş, şaşırtıcı bir çıkış ve etkinlik alanı oluşturmuştur. Bu mücadele bir iç politik mücadele değildir. Bu ülkenin, gelecek savunması, gelecek hesabıdır. Dolayısıyla, bu mücadeleyi kıracak, zayıflatacak her girişim, değersizleştirecek her çıkış, tavır ülkemizin bu büyük mücadelesine zarar verecektir.
O sevgi, o coşku bir şov değildir..
Cumhurbaşkanı’nın üç Afrika ülkesine yaptığı ziyaret, özellikle de ABD ve İsrail’in bazı Arap yönetimleriyle birlikte kurduğu Kudüs komplosunun boşa çıkarılmasıyla, Müslüman ülkelerde başlayan coşkunun ilk göstergesi oldu. Sudan Meclisi’nde ve Hartum Üniversitesi’nde CumhurbaşkanıErdoğan’a ve Türkiye’ye yönelik göz yaşartıcı sevgi, bir şov değildi. Atlantik kıyılarından Pasifik kıyılarına uzanan geniş İslâm coğrafyasında aynı duygu ve hassasiyetin olduğunu söylemeliyiz.
Bu, Müslümanların sembollerine tuzak kuranlara, şehirlerini harabeye çevirenlere, ülkelerini yağmalayanlara duyulan öfkenin sonucudur. Sesi kısılmış, ürkütülmüş, tehdit altına alınmış, şantajlara maruz bırakılmış Müslüman ülkelerin, diri bir ses, bir güven, bir çıkışbulduğunda, onurlu bir yürüyüş başladığında, haklı bir mücadele ortaya koyulduğunda nasıl bir coşkuyla ayağa kalktığının, kalkabileceğinin göstergesidi
Erdoğan büyük tarih yürüyüşünün öncüsü
İşte Türkiye, bütün coğrafyayı harekete geçiren ülke oldu, vakur bir duruş sergiledi, özgüven aşıladı. Ülkelerimizin, toplumlarımızın sahipsiz olmadığını gösterdi. Yumruklarımızı sıktığımızda bir gücün ortaya çıkabileceğinin örneğini oluşturdu.
Şüphesiz Erdoğan, Müslüman dünyanın gözünde büyük bir devrimcidir, büyük tarih hesaplaşmasının öncüsüdür. Selçuklu-Osmanlı tarihini ve iddialarını bugüne taşımış, küresel iktidar alanının yeniden biçimlendiği bir dönemde 21. Yüzyılın iddialarının temsilcisiolmuştur.
Artık “Türkiye ekseni” diye bir gerçek vardır
Türkiye, siyasi söylemiyle, duruşuyla, kendisi ve coğrafyayı kurtarmaya dönük mücadelesiyle öncü ülkedir. Yine tarihi bir hesaplaşmanın ana eksenidir. 20. Yüzyılın başında bayrağın düştüğü topraklar, 21. Yüzyılın başında o bayrağı yeniden kaldırmaktadır. Meselenin özeti budur, ülkemize yönelik çokuluslu saldırıların ana gerekçesi de budur. Çünkü Türkiye, kendisine içeride rehin almaya çalışanlara karşı hem içeride hem de coğrafyasında mücadele bayrağını açmış, yüz yılın hesaplaşmasını başlatmıştır. Onlar ülkemizi içeriden vurmaya çalışırken Türkiye bütün coğrafyaya sarılarak cevap vermeyi bilmiştir.
Sevakin Adası: Kudüs’ü işgal edenlerle uğraşın..
Bu böyle devam edecektir. Her ne kadar, kendilerine bölgesel destek bulsalar da, içeriden ortak bulsalar da, terör örgütlerini yardıma çağırsalar da devam edecektir. Bir süre sonra Arap dünyası kendilerine kurulan yeni tuzağı görecek, bu tuzağın Arap ülkelerini ve topraklarını parçalamanın nihai adımı olduğunu anlayacak, “Arap-İsrail ittifakı”nın yol açacağı yıkımı fark edecek ve Türkiye’nin bayraklaştırdığı mücadele çizgisine yaklaşacaktır.
Sudan’daki Sevakin adasına yönelik Arap dünyasında başlatılmak istenen tartışma tamamen Batı’nın ve İsrail’in provoke ettiği bir tartışmadır. Onlara “Türkiye yayılmacı” diyenler bu coğrafyada dokunmadıkları, zarar vermedikleri ülke bırakmamış, birçok ülkeyi parçalamış, sonsuz savaşlara sürüklemiştir.
Kudüs’ü işgal edenlere ses çıkarmayanlar, Mekke ve Medine’yi rehin almaya hazırlananlara ses çıkarmayanlar, Arap dünyasının her köşesini askeri garnizona dönüştürenlere ses çıkarmayanlar birilerinin talimatıyla Türkiye’nin etki alanını genişletmesinden telâşa düştüler.
Türkiye askeri üs kurmasın ABD-İsrail kursun, öyle mi?
Bu telâş onların değil, patronlarının, biz biliyoruz. Türkiye’nin nüfuz alanını genişletmesinin kimleri rahatsız ettiğini, uykularını kaçırdığınıbiliyoruz. Onlar ülkemizi içeride bitirmeye çalışırken bizim coğrafyayı ayağa kaldırmamızın ne anlama geldiğini biliyoruz.
Neymiş, Türkiye askeri üs kuracakmış!Tabi ki kuracak, kurmasın mı? ABD mi kursun, İsrail mi kursun? Onlara neden ses çıkarmıyorsunuz. ABD ve İsrail Sudan’ı bombalarken neden ses çıkarmıyordunuz? Onlara niye bir söz söyleyemiyordunuz?
Kudüs savunması, Mekke ve Medine savunması bu..
Türkiye ulaşabildiği her yere ulaşacak, ulaşmak zorunda. Zira bu bir ülke savunmasıdır, coğrafya savunmasıdır. Savaşı sınırlarımıza kadar getirenlere verilecek cevaptır, bölgenin gücünü göstermektir. Başka da hiçbir yol yoktur. Öyle uysallıkla, uzlaşmayla, boyun eğmeyle, teslim olup yalvarmayla gidilecek bir yol yoktur. O dönem, o yüzyıl kapanmıştır artık.
Somali’de varsak, Suriye’de varsak, Katar’da veya Sudan’da varsak o toprakları savunmak için, korumak için, Kızıldeniz-Basra Körfezi arasındaki Müslüman ülkeleri paramparça edecek yeni saldırılara karşı pozisyon almak için varız. Kendileri teslim olanlar bize nasihat etmesin, onlar yapabiliyorsa Türkiye’nin büyük mücadelesine ne kadar destek verebilirler ona baksınlar.
Bugün Kudüs’ü nasıl savunuyorsak, koruyorsak yarın Mekke ve Medine’yi öyle savunmak, korumak için oralardayız, bunu bir yere yazın!.
Bu, 21. yüzyılın sesidir, coğrafyaya yayılacaktır..
İşte Türkiye’nin bu hassasiyeti, duruşu, mücadelesi bir tarih yürüyüşüdür. Dünyanın yeniden şekillendiği, küresel iktidar alanının yeniden biçimlendiği bir dönemde, bizim coğrafyamızı bunun dışında tutmaya çalışanlara, tarih dışına itmeye çalışanlara verilen güçlü bir cevaptır. Bu, emperyal bir hayal değil, bir savunma kalkanı inşasıdır.
Tarih bizi yeniden çağırmıştır, omuzlarımıza yine o yükü yüklemiştir. Tam da bu dönemde dostun-düşmanın kim olduğu netleşmektedir. Her büyük tarih kırılmalarında netleştiği gibi.
Bu ses, büyük bir medeniyet mücadelesidir. Bir onur ve özgürlükmücadelesidir. Sesi o kadar güçlü ki, Afrika’nın derinliklerinden Ortadoğu’nun sokaklarına, Pakistan’dan Malay dünyasına kadar yankılanmaktadır. İşte biz bunun 21. Yüzyılın sesi olduğuna, küresel hesapları altüst edeceğine, o çokuluslu projeleri boşa çıkaracağına, bu coğrafyadan destansı bir yükseliş dönemi başlatacağına inanıyoruz.
Umutluyuz ve bunu hiç kaybetmeyeceğiz. Çünkü tarih bazıları için çöküşe, bizim için ise yükselişe geçmiştir. Bu yüzden milletimiz bu büyük hesaplaşmayı kazanacaktır.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları










































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.09.2021
26.07.2021
28.06.2021
17.06.2021
14.06.2021
10.06.2021
4.06.2021
31.05.2021
20.05.2021
17.05.2021