Kürşat BUMİN
Yazının başlığına gözü takılan okurların şöyle söylendiklerini tahmin etmiyor değilim: “Memleketin derdi başından aşmışken ne münasebetsiz bir başlık bu böyle!”
Bu itirazı dile getirenler haksız sayılmaz; ama sizin yine de söyleyeceklerime kulak vermenizi dilerim.
Müstakbel Başkan, geçenlerde İstanbul’da bu sorunu şöyle değerlendiriyordu: “Artık refah ülkesi bir Türkiye var. Evde beyefendinin de hanımın da birer arabası var. Delikanlı büyüdüyse araba istiyor, bir araba da ona. Bir daireye bir araç hesap edilirdi artık iki üç araç hesabı yapılıyor. Eğer evin altına sığdıramıyorsan, belediye başkanı kardeşlerime sesleniyorum, o mahallenin kat otoparkı olması lazım.”
Bu nedir şimdi böyle? Araç park edebilmek için milletin (‘tek’ ya da çok fark etmiyor) birbirinin üzerine hışımla yürüdüğü bir şehirde Müstakbel Başkan’ın bu analizini memnuniyetle mi yoksa büyük bir endişeyle mi karşılamalıyız? Her gün yüzlerce yeni aracın trafiğe çıktığı, otomobil sayısı artışını belki de ikiye katlayacak bir ‘motosiklet’ filosunun bunlara katılıp kaldırımları bile çoktan fethettiği bir ‘refah ülkesi’nde bir de her konutun her ferdinin (‘beyefendi, hanım ve de delikanlı’) direksiyona geçtiğini hayal edin…
“Eğer evin altına sığdıramıyorsan”: Herkesin malumu ki bu otomobiller evin altına sığmıyor ve de sığmayacak… Bu tespiti –tabii ki- Müstakbel Başkan da biliyor. Biliyor, çünkü en azından bu şehirde belediye başkanlığı yapmış.
“Belediye başkanı kardeşlerime sesleniyorum, o mahallenin kat otoparkı olması lazım.” Lazım olmasına lazım ama bunun mümkün olmayacağını Müstakbel Başkan gibi on yıllardır ev sahiplerinden‘otopark bedeli’ tahsil eden ‘belediye başkanı kardeşlerim’iz de biliyor. O halde nereden icap etti bu hepten hayal mahsulü tespitler ve temenniler? Müstakbel Başkan’ı can kulağıyla dinleyen ‘belediye başkanı kardeşlerim’izin “Emriniz olur!” diye mırıldanırken gülümsemelerini saklamaya çalıştıklarını görür gibiyiz…
“O mahallenin kat otoparkı olması lazım!”
Sizi bilmem ama İstanbul’da yaşayan birisi olarak ben bugüne kadar‘lazım’ olduğu söylenen o şeyin bir tanesiyle bile karşılaşmadım… İstanbul Belediyesi’nin park hizmeti veren bir birimi (İSPARK) tabii ki mevcut; ancak bu işletmenin verdiği hizmet şehrin sokaklarını eskinin‘otopark mafyası’ tabir edilen zevatın elinden alıp kendisine mal etmesinden ibaret…
Peki, madem ki durum böyle, o zaman niçin bu ‘hayaller’ ya da daha doğrusu ‘yalan hayaller?’ İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerimizin sakinlerini bu hayaller ve yalanlarla avutmaya çalışmanın ne gibi bir amacı olabilir.
Şimdi de isterseniz kısaca ‘otopark’ meselesindeki gerçeklere kısaca göz atalım:
Memleketimizde de (eksik olmasın) bir ‘Otopark yönetmeliği’ mevcut tabii ki. Hem de ne yönetmelik; meskeninden pansiyonuna, apart otelinden kampinglerine kadar her bir yerde ne oranda ‘otopark aranması gereken’ kullanım yerleri metrekaresine varıncaya kadar tespit edilmiş. Bakın mesela:
“1- Meskenler: 3 daire için; Oteller: 5 oda için; Apart oteller: 3 ünite için; Yeme içme, eğlence tesisleri:50 metrekareye kadar; İbadet yerleri: 300 metrekareye kadar…” Bu rakamların eskiden -yani şehirlerin bugüne kıyasla boş sayılabileceği yıllardan- kaldığını sanmayın. 22.04.2006 tarihlinde az biraz değişikliğe uğramış “otopark yönetmeliği”ndan aktarıyorum. Yönetmelikten bir başka madde (11): “Otopark hesabında toplanan meblağ otopark tesisi dışında başka bir amaçla kullanılamaz.”(!) “Otopark hesabında toplanan meblağın, amacında kullanılıp kullanılmadığı hususu İçişleri Bakanlığı’nca denetlenir.”(!) “Otopark bedeli alınan parsellerin otopark ihtiyacının belediye ve valilikçe karşılanması zorunludur.”(!)
Konuya ilişkin bir ilave soru daha: Belediyesi, valisi, içişleri bakanlığıyla bu devlet niçin bu ‘hayal’ ve ‘yalan’ dünyasında kalmayı tercih edip gerçeklikle yüz yüze gelmekten kaçınıyor? Tahmin ettiğiniz gibi bu basit soru sadece ‘otopark sorunu’yla sınırlı değil. Bu sorun, yani ‘önündeki apaçık gerçeği inkâr edip kendisine kafasına estiği gibi hayali bir gerçeklik icat etmek’ bu devletin özniteliği olsa gerek…
Söz araçlardan açılmışken Müstakbel Başkan’ın Osman Gazi Köprüsü’nün açılışında “Vakit nakittir demiş büyüklerimiz” diyerek köprünün sürücülere kazandırdığı 53 dakikanın öneminden söz edişi hakkında da bir iki cümle edeyim: Bu açıklamanın akla getirdiği ilk soru, İstanbulluların söz konusu köprüye ulaşıncaya kadar geçirmek zorunda oldukları ‘vakit’tir. Biliyorsunuzdur: Sürücüleri iki dakikada karşı kıyıya ulaştıracağı söylenen bu köprüye ulaşmak için (resmi konvoy değilse tabii ki!) acaba kaç altı dakika sabretmek gerekiyor. Ayrıca unutmayalım ki, Türkiye söylendiğinin aksine ‘vakit’in gecikmeden ‘nakit’e çevrilmesinin hızlı yaşandığı (iyi ki de!) bir ülke de değildir.
İşin bu faslında akla gelen şu atasözünü de unutmayalım: “Acele işe şeytan karışır!”
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları



























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018