Kürşat BUMİN
Karara imza atan yargıçlar yetki dağılımı ilkesinde Sözleşme’nin taraflarca üst norm olarak kabul edilmesi gerektiğini tekrarlasalar da, “Türk yargıç” hâlâ “Sözleşme, ulusal hukuklara göre ikinci dereceden bir karaktere sahiptir, (Sözleşme’nin) temel normları hiçbir zaman iç hukukun kurallarının yerine geçmeyi hedeflememektedir” tezini savunmaktadır. “Türk yargıç”ın önündeki dosyada “tahammül edemediği” bir başka husus da, başvurucuların “içerdeki” karar mercilerini atlayıp AİHM’nin kapısını çalmalarıdır…
Şahin Alpay ve Mehmet Altan‘ın başvuruları sonucunda AİHM’den çıkan karara -bildiğiniz gibi- heyette bulunan “Türk yargıç” Ergin Ergül katılmadı. Ergül‘ün 6 yargıcın aldığı karara hangi gerekçelerle karşı çıktığını açıkladığı muhalefet şerhini önümüze koyarak gözden geçirmeye çalışalım:
İsterseniz Ergül’ün şerhinden önce kısaca, bazı kalemlerin dikkat çektiği gibi, Alpay’ın AYM’ye ikinci kez yaptığı başvurunun sonucunun ağır ceza mahkemesi tarafından gecikmeden yerine getirilmesi (tahliye) karşısında nasıl şaşırmış olduğumuzu hatırlayalım. Bu “sürat”in arkasında AİHM’nin 20 Mart’ta Alpay ve Altan dosyasıyla ilgili kararının başvurucuların lehine sonuçlandıracağının besbelli olduğu yolundaki haberin belirleyici neden olduğu tartışılmaz bir hakikat olsa gerek… AYM’den çıkan ilk tahliye kararını geçersiz sayan ağır ceza mahkemesinin AYM’nin ilkinden değil ancak ikinci kararından sonra Alpay’ı salıvermesi gerçekten -eğer bir “hukuk devleti” olduğumuz iddiasını sürdürüyorsak- gerçekten anlaşılır bir gelişme değildir. Ben de bazı meslektaşlarımız gibi, bu “ikinci karar”ın kaleme alınmasında Cumhurbaşkanı’nın AYM kararlarını uygulayan bir devlet olduğumuza ilişkin yaptığı açıklamanın belirleyici olduğunu sanıyorum. Daha doğrusu bir bakıma, 20 Kasım’da Strasbourg’da çıkacak karar artık apaçık olduğuna göre, ülkedeki mahkemeler arasındaki hiyerarşiyi tepetaklak eden bu hukuk dışı kararın artık savunulabilecek yanı kalmamıştır. Yani bir bakıma, madem ki yolun sonu göründü, o halde “yiğitlik bizde kalsın” misali…
Şimdi de, mahkeme’den çıkan karara imza atan yargıçlardan Spano’nun karara katılmayan “Türk yargıç”ın -diğer imzacıların da katıldıkları- değerlendirmesine kısaca göz atalım: Spano, değerlendirmesine AİHM ve onun yetkisini tanıyan devletler arasında yetki dağılımı ilkesini (Le principe de subsidiarite) açıklayarak başlıyor. Bu yetki dağılımı -tabii ki- her bir devletin hukuk sisteminin herkese Sözleşme’den kaynaklanan hak ve özgürlüklerin tanınmasını içermektedir. Bu durumda Sözleşme’den doğan hakların güvence altına alınması sorumluluğu Strasbourg Mahkemesi’nde değil, üye devletlerce üstlenilmektedir. İnsan haklarını garanti altına alması gerekenler AİHM’nin gözetimi altında ulusal otoritelerdir.
Bu çerçevede (“Türk Yargıç”ın 15 Temmuz girişimini uzun uzadıya aktarmasından olacak) Spano’nun Sözleşme’nin 15. Maddesine ilişkin yaptığı yorum özellikle dikkat çekici. Yargıç’a göre, bu ilkeler Sözleşme’nin 15. Maddesinde zikredilen “ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike” durumu için de geçerlidir. “Böyle bir durum devletlere açık çek vermiyor.” Başka bir deyişle olağanüstü hal, üye devletlere. insan haklarının korunması ve hukukun üstünlüğü üzerine kurulu demokratik bir toplumun temellerinin ortadan kaldırılmasına yönelik bir çağrı değildir.
Spano’nun şu sözlerini de aktarıp bu bahsi kapatalım: “Sonuç olarak, bugün mahkemeden çıkan kararı olması gerektiği ve olduğu gibi uygulama görevi, Bakanlar Komitesi’nin gözetimi altında ve Türkiye’nin Sözleşme’ye ilişkin yükümlülüklerine uygun biçimde Türk otoritelere düşmektedir.”
“Türk yargıç”ın muhalefet şerhine göz atacak olursanız, söz konusu metnin AİHM yargıçlarının yukarıda kısaca söz ettiğim temellendirmesini ters yüz etmek üzerine kuruludur diyebiliriz. Karara imza atan yargıçlar yetki dağılımı ilkesinde Sözleşme’nin taraflarca üst norm olarak kabul edilmesi gerektiğini tekrarlasalar da, “Türk yargıç” hâlâ “Sözleşme, ulusal hukuklara göre ikinci dereceden bir karaktere sahiptir, (Sözleşme’nin) temel normları hiçbir zaman iç hukukun kurallarının yerine geçmeyi hedeflememektedir” tezini savunmaktadır.
“Türk yargıç”ın önündeki dosyada “tahammül edemediği” bir başka husus da, başvurucuların “içerdeki” karar mercilerini atlayıp AİHM’nin kapısını çalmalarıdır… Örnek: Şahin Alpay, 8 Eylül 2016’da AYM’ye başvurmuş; ama başvurusu görüşülmesine rağmen (sabırsızca!) 28 Şubat 2017’de AİHM’ne de başvurmuş; AYM 11 Ocak 2018’de başvurucuyu haklı bulup serbest bırakılmasına ilişkin kararını açıklamış; ama siz şu işe bakın ki, başvurucu AYM yaptığı yeni başvurunun sonucunu beklemeden AİHM’nin kapısını çalmış!
“Türk yargıç”ın canını sıkan bir başka örnek: Bu durumda AİHM, Anayasa Mahkemesi kararını verdi ve Türkiye’de çözüm yolları tükendi, diyerek dosyayı önüne alamaz. Üstelik AYM’nin kararı başvurucu lehine olduğuna göre, başvurucu artık kendisini “mağdur” addedemez…
Görüyorsunuz, “şaka gibi” gerçekten…
2016’da AYM’ye gitmeye (AYM de bayağı hızlı çalışıyor yani!) rağmen 2017’de AİHM’nin kapısına dayanmanın nasıl makul bir açıklaması olabilir?! AYM 11 Ocak 2018’de serbest bırakılmasına ilişkin kararı vermedi mi? Tamam kararı ağır ceza tanımadı ama bu husus çok mu önemli! Böyle bir AYM kararı ortada dururken “el kapılarını” (Strasbourg) çalmanın ne âlemi var şimdi?
“Türk yargıç” bu meyanda iki sayfa daha sitemde bulunduktan sonra sıra geliyor muhalefet şerhinin en uzun tutulan bayağı heyecanlı yazıldığı izlenimi veren 15 Temmuz 2016 gecesine…
İnternetten indirdiğim muhalefet şerhinin 6 sayfası (A4) bu meseleye ayrılmış. Olup bitenler bayağı ayrıntıya girerek aktarılmaya çalışılmış. Sizi bilmem ama ben bu muhalefet şerhinde bu fasılın bu kadar uzatılmasına anlam veremedim. Şöyle böyle değil, bayağı ayrıntı aktarılıyor… Savaş uçakları, havaalanlarının ve Boğaziçi Köprüsü’nün kapatılması, Cumhurbaşkanı’nın çağrısı üzerine sokaklara inen halk, yüzlerce sivilin ölmesi… Okuyunca siz ne dersiniz bilemem ama bana göre muhalefet şerhinin en heyecanlı kaleme alınan bu faslı fazla uzun tutulmuş. Uzun tutulmuş, çünkü AİHM yargıçlarının mutlaka bilgisinde oldukları bu durum (çünkü zaten “askıya alma” söz konusu) Mahkeme’den çıkacak kararı nasıl etkileyebilir ki? Ama belki şöyle bir akıl yürütme söz konusuydu: Başvurucular (Alpay ve Altan) da şu kadar zamandır “FETÖ” meselesinden dolayı tutuklu değiller mi?
“Türk yargıç”ın bu “heyecanlı” sayfalarda sözü İbn Haldun’a getirdiğini de görüyoruz. “Ne münasebetle” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, gerçekten de hiçbir münasebeti yok. “Türk yargıç” söze “Avrupa Konseyi Yönetmeliği”nin girişinde yer alan bir ilkeyi aktardıktan sonra giriyor İbn Haldunkonusuna. Kısa bir tanıtımdan sonra sıra geliyor bu büyük düşünürden bir alıntıya: “Medeniyetsiz bir devlet düşünülemez ve iktidarsız ve Devletsiz bir medeniyet imkansızdır.” Bu alıntıdan sonra da (yine İbn Haldun) bir yorum: “İnsan hakları ihlalleri medeniyeti çökertir ve medeniyetin çökmesi beraberinde Devlet’in çökmesini ve yok oluşunu getirir.”
Bu “münasebetsiz” alıntıların 15 Temmuz dolayımıyla hatırlandığını söylemeye gerek yok herhalde. Bu alıntılara gözü ilişen AİHM’nin “ihlal” kararını veren 6 yargıcı ne düşünmüştür acaba?
Yerimiz kalsa “Türk yargıç”ın “FETÖ”ye ilişkin (bence Mahkeme’yi uzaktan yakından ilgilendirmeyen) ayrıntılardan da söz ederdik. Bu konuda Yargıç’ın kaleme aldığı metinde yer alan bir bölüm özellikle ilgimi çekti. Bu bölümde 15 Temmuz öncesi bir mahkeme kararında “FETÖ/PDY”den “silahlı terörist örgüt” olarak söz edildiği söyleniyor. İlgi çekti haliyle; demek ki 15 Temmuz’dan aşağı yukarı bir ay önce söz konusu örgütün “silahlı terörist örgüt” olduğu yolunda ortada bir mahkeme kararı (Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi, 18 Haziran 2016) var. Bu bilgi (de) sanırım AİHM’de davaya bakan yargıçları şaşırtmıştır. Nasıl şaşırtmaz; bir ay sonra darbe teşebbüsünde bulunan bir örgüt hakkında bir ay önce alınan böyle dehşetengiz bir karar ve haber var ortada?
İlgimi çekti biraz araştırdım. Şöyle bir şey:
“Erzincan’da Ergenekon davasında gizli tanıklık yapan Serkan Zirek’e 20 yıl, Ahmet Koç’a ise 6 yıl 3 ay hapis cezası veren mahkeme kararının gerekçesinde Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’nın silahlı terör örgütü olduğunun kabul edilmesi gerektiğine yer verildi. Böylece FETÖ/PYD’nin silahlı terör örgütü olduğu ilk kez mahkeme kararına girdi.”
“Girdi de ne oldu?” diyorsanız, bana değil söz konusu gelişmeyi unutmamış “Türk yargıç”a sorun!
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları


































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
29.05.2018
7.02.2018
21.04.2018
11.04.2018
27.03.2018
23.03.2018
10.03.2018
2.02.2018
16.02.2018
8.02.2018