Levent Gültekin
Anayasa değişikliği tartışmaları, baskıcı politikalar, eğitimdeki kötü tablo, terör saldırıları, dinin ülkede ayrılıkçı, dışlayıcı bir enstrüman olarak kullanılması…
Hepsi toplumu derin bir huzursuzluğa itiyor.
Farkındayım, can sıkıcı, umut kırıcı bir atmosfer var.
Siyaset, medya, yargı, sivil toplum… Hepsi işlevini yitirmiş.
Umudumuzu kaybetmemize neden olacak “Yok artık burası iflah olmaz” diyeceğimiz türden olaylar yaşıyoruz.
Fakat bazen oluşan bu atmosfere yenik düştüğümüzü düşünüyorum. Anayasa değişikliğinin Meclis’ten geçmesi kimilerindeki bu umutsuzluğu karamsarlığı büsbütün artırdı.
Bu referandumu ülke için bir ölüm kalım meselesi olarak görenlerin sayısı bir hayli fazla. Kuşkusuz ülke için çok ciddi bir eşik. Fakat Türkiye ‘Evet-Hayır’ arasına sıkıştırılmayacak kadar büyük bir ülke.
‘Hayır’ çıksa işleri toparlamak belki daha kolay olur ama ‘Evet’ çıksa da dünyanın sonu değil. ‘Evet’ çıkarsa toparlanmak biraz zaman alacak.
Belki de yapacağımız tartışmaları biraz daha sert yapacağız. Biraz canımız yanacak.
Ama sonuç değişmeyecek.
Türkiye’nin demokrasiden, özgürlükçü anlayıştan başka gideceği bir yer yok. Çünkü şunu biliyoruz: Anayasa değişikliğinde ortaya konulan bu yaklaşımla bir ülke yönetilemez.
Yani tek adam rejimi ile bir ülkeyi yönetmek için artık çok geç.
Ne teknolojideki gelişmelerle dünyanın geldiği yeni evre buna izin verir ne de ekonomide dünyayla entegre yapımız. Ne toplumsal farklılıklarımız buna müsaade eder ne de Türkiye’nin 100 yıllık hayatındaki elde ettiği kazanımlar.
Türkiye’nin laiklik tecrübesi var.
Kadının toplumsal hayatta edindiği devasa rol var. Kadını bundan sonra toplumsal hayatın dışına çıkarmaya kimsenin gücü yetmez.
Ama aynı zamanda Ortadoğu ülkelerinden farklı olarak daha nezih, daha sakin, insan sevgisini ön planda tutan bir din anlayışı var.
Sosyal medyadaki, TV’lerdeki üç beş dindar kılıklı, IŞİD kafalı soytarıya bakarak değil, topluma bakarak Cumhuriyet dönemi kazanımlarının inanç anlayışımıza kattığı değerlerin farkına varabiliriz.
Türkiye, ya laik ya da Müslüman açmazına itilecek bir ülke değil.
Çünkü Türkiye hem laik hem de Müslüman bir ülke. Türkiye bir taraftan yılbaşı kutlayan, ertesi gün cumaya giden insanların ülkesi.
Türkiye bir tarafta camiye giden, diğer tarafta cemevine gidenlerin ülkesi. Türkiye inansa da inanmasa da dostça, kardeşçe yaşayabilenlerin ülkesi.
“Ya osun ya da busun” zorlamasını kaldıracak bir ülke değil. Çünkü Türkiye hem ötekinin hem berikinin ülkesi.
Mesela eğitimdeki felaket tabloyu görünce karamsarlığımız artıyor. Evet, can sıkıcı bir tablo var. Fakat hepimiz daha kötüsünü de gördük.
Mesela benim dönemimde derslerin yarısı boş geçerdi. O dönemde öğrencilerin ancak yüzde beşi üniversite sınavını kazanırdı.
Yaşlı insanlarımızın birçoğu okuma yazma bilmez.
Şimdi kötü tabloya rağmen özel okullarda da olsa okuyan, iyi eğitim alan, daha anaokulunda yabancı dil öğrenen, yurtdışında üniversite okuyan, yüksek lisans yapan milyonlarca gencimiz var.
İnternet üzerinden farklı kültürleri tanıyan, onların filmlerini izleyen, müziklerini dinleyen; inancın, etnik kökenin esasında insan kişiliğine artı bir değer katmadığını fark eden, demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin ne demek olduğunun anlayan, tadını alan milyonlarca genç yaşıyor bu ülkede.
Gelecekte onlar var olacak, Tayyip Erdoğan değil. Bir ülke bir adamla var olmaz, bir adamla da yok olmaz.
Tayyip Erdoğan yalnız bir adam.
O çevreyi bilen biri olarak yazıyorum: Erdoğan uyguladığı bu baskıcı politikalarda, kurmaya çalıştığı tek adam rejiminde yalnız başına.
Etrafındakilerin hiçbiri Erdoğan’ın kurmaya çalıştığı Türkiye’ye inanmıyor.
Erdoğan’a inanmıyor. Kimisi korkuyla, kimisi kişisel çıkar hesabıyla ama hepsi de mecburiyetten inanmış gibi davranıyorlar.
Bu insanlar kapalı kapılar ardında, adı muhalife çıkmış bizim gibi insanların söylemekten imtina edeceği türden cümleler kuruyorlar Erdoğan hakkında.
Erdoğan, ülkeyi dünyanın tersi bir istikamete çekmeye çalışıyor.
Ve bu yolda yalnız bir adam.
Zorlar, yorar, tadımızı kaçırır ama başaramaz. Yaptıkları bize zaman kaybettirmekten başka bir şeye yaramıyor.
Çünkü hayalini kurduğu ülkenin yönetilemez, yürüyemez, ayakta kalamaz bir ülke olduğunu fark edecek.
Evet, şimdilik çok güçlü. Çünkü devletin bütün olanakları onun elinde.
Ama tek adam rejimi ile bir ülkenin yönetilemeyeceğini söyleyen bizler haklıyız.
Haklı olmanın verdiği büyük bir avantaj var elimizde. Haklılığımızı dünyadaki yaşanmış örneklerden alıyoruz.
Tekrar edeyim: Referandum sonucu ülke için son değil, başlangıç da değil.
Kaldı ki; haklılığımızı iyi anlatırsak kazanabiliriz de.
Dostlukla, içtenlikle, amacımızın Erdoğan’ı engellemek değil, Türkiye’nin daha fazla zarar görmesini engellemek olduğunu net bir şekilde topluma anlatacağımız bir kampanyayla başarabiliriz.
40 milyonu özgürlüğün, demokrasinin tadına varmış genç, toplam 80 milyonluk bir ülkenin tek bir adamın aklıyla yönetilemeyeceğini, bunun mümkün olmayacağını topluma anlatabiliriz.
Farklılıklarımızın bir zenginlik olduğuna, burasının sadece ‘bizim’ değil, hepimizin ülkesi olduğuna ve bunu gösterecek bir anayasayı yazmanın mümkün olduğuna toplumu ikna edebiliriz.
Kırmadan, dökmeden, hakaret etmeden, ideolojik tartışmalara girmeden, meseleyi ‘sen ben kavgası’na çekmeden yapacağımız bir “Hayır” kampanyası ile bu gidişatı tersine çevirebilir, herkesin huzur içinde yaşayacağı kimsenin kimseye üstünlük taslamayacağı yeni bir anayasa yazabiliriz.
Bu mümkün.
Hem de fazlasıyla mümkün.
Umutsuzluğa kapılmayın!
Dünya tarihinde ne ülkeler ne badireler atlattı.
Biz mi atlatamayacağız.
Yeter ki bir şey yaparken ideolojik veyahut kişisel kazancı değil, ülke kazanımını esas alalım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları








































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023