Levent Gültekin
Hangi şartlarda seçime gittiğimiz herkesin malumu.
Toplumun bir yarısı mevcut iktidarı desteklerken bütün olumsuz şartlara rağmen diğer yarısı da karşı olduğunu beyan etti.
Hatta bütün baskılara, yaratılan korkulara rağmen bu kararını değiştirmedi.
Resmi sonuçlara göre Erdoğan 24 Haziran seçimlerini yüzde 2’lik bir farkla kazandı.
24 Haziran’daki seçim ülkeyi yönetecek bir iktidar seçimi değildi.
Toplumun bütününün yaşamını etkileyecek bir rejim değişikliğinin yürürlüğe girip girmeyeceğinin belirleneceği bir seçimdi.
Ülkeyi yönetmek üzere iktidar olmak için bir oy farkın bile bir anlamı var elbette.
Fakat dediğim gibi mesele rejim değiştirmek, devleti yeniden dizayn etmek olduğunda toplumun bütününün görüşü, yaklaşımı önem kazanıyor.
Barış içinde, huzurlu bir yaşam için, refah düzeyi yüksek bir ülke olmak için bu yaklaşımla hareket edilmeli.
Toplumun bir yarısının mutsuz olduğu, kendini değersiz hissettiği ülkeler gelişemiyorlar, büyüyemiyorlar, refaha kavuşamıyorlar. Çünkü bütün enerjilerini birbirleri ile mücadeleye harcıyorlar.
Kaldı ki anayasa yapım veyahut rejim değiştirme konu olduğunda sayıya ya da orana bakılmaz.
Toplumun en küçük biriminden en büyük kesimine kadar her bir bireyin fikri yaklaşımı, önerisi, görüşü değerlidir. Çünkü anayasalar o ülkede yaşayan toplumun yaşam sözleşmesidir.
İşte bir arada yaşam sözleşmesi dediğimiz anayasa uzlaşmayla değil de bir kesimin dayatması ile yapılırsa çatışma, kavga, kargaşa o ülkeden eksik olmaz, olmuyor.
Neyse asıl mesele bu değil. Dikkat çekmek istediğim başka bir konu var.
Seçimden sonra mevcut iktidara oy vermeyen, rejim değişikliğini onaylamayan muhalif kesiminde oluşan azınlık psikolojisi.
Bütün baskılara, antidemokratik seçim şartlarına rağmen iktidarın politikalarına karşı olduğunu gösteren bir yüzde 50 var ülkede.
Fakat bu insanlar yüzde 50 gibi değil yüzde 3’lük, 5’lik bir azınlık psikolojisiyle hareket ediyorlar.
Mevcut iktidara muhalif toplum kesiminde bu psikolojinin oluşmasının iki nedeni var.
Birincisi: Muhalefet partilerinin seçim sürecinde ve seçimden sonra yaptığı stratejik hatalar.
“Adam kazandı” cümlesi ile başlayan “10 milyon oy fark var ne yapalım yani” ardından “İkinci tura kalsaydık bile kazanamazdık” cümleleri ile devam eden düşüncesizce edilmiş sözler, seçim gecesi ve sonrasında bütün muhalefet partilerinin ortadan kaybolması veyahut kendi dertlerine düşmeleri toplumda‘biz azınlığız yapacağımız bir şey yok’ duygusunun pekişmesine neden oldu.
Esasında sahipsizlik ve ne yapacağını bilememe duygusunun yarattığı bir psikoloji bu.
Yüzde 50 gibi devasa büyüklükte bir toplum kesiminin azınlık psikolojisine teslim olması hakikaten de anlaşılır gibi değil.
Muhalefet partileri, beceriksizlikleri ile bu yüzde 50’nin büyüklüğünü, direncini, heyecanını, kararlılığını, iktidara gösteremedi veyahut yansıtamadı.
Azınlık psikolojisinin oluşmasının bir diğer nedeni ise kutuplaşmanın yarattığı etkiyle toplumun kimlik, inanç, ideoloji yani mahalle kültürüne teslim olması.
Ne demek istiyorum?
Açıklayayım.
Mesele AK Parti’nin ya da Erdoğan’ın iktidar olma meselesi değil.
Hatta mesele kimin iktidar olup olmaması meselesi de değil.
Tartışma konusu ülkenin nasıl bir şekil alacağı meselesi.
Yani demokrasi, eşitlik, hukuk, özgürlük, liyakat, saygınlık, dürüstlük ve inancın devlet ve siyaset işlerinde kullanılmasının önüne geçen, inanç özgürlüğünü de teminat altına alan laiklik.
Bu değerleri benimsemiş, bu değerlerle şekil almış bir ülke olup olmayacağımızın meselesi.
İktidar bu değerleri hiçe sayan bir yaklaşımla yeni bir rejim inşa ediyor.
Buna karşı ya da bunun taraftarı olma meselesi.
Hal böyleyken seçim sonuçları bize gösterdi ki iktidarın yaklaşımlarına bütün baskılara rağmen karşı olan bir yüzde 50 var.
Kanaatime göre AK Parti’ye oy veren seçmenler arasında da bu değerlerle yönetilen bir ülke olma arzusu taşıyan büyük bir kitle var. Mesela AK Parti’ye oy veren seçmenlerin yüzde 84’ü laiklik ilkesinin anayasada korunmasını istiyor.
Yukarıda saydığım evrensel değerleri esas aldığımızda toplum olarak elbette çoğunluktayız.
Hatta yüzde 50’nin bile üzerinde.
Fakat bu değerleri değil de kimliklerimizi, ideolojilerimizi, mezheplerimizi, inançlarımızı, partilerimizi masaya sürdüğümüzde bir anda küçük parçalara dönüşüp azınlık haline geliyoruz.
Mesela kendimizi bu değerleri paylaşan toplum kesiminin yani ülkenin bir parçası değil de Atatürkçülerin bir parçası görüyorsak azınlık hissediyoruz.
Ya da bu değerleri savunan kesimin bir parçası değil de Alevilerin bir parçası görüyorsak azınlık hissediyoruz.
Ya da kendimizi Türkiye’nin değil de Kürtlerin, solcuların ya da dindarların bir parçası hissediyorsak azınlık psikolojisine düşmek kaçınılmaz hale geliyor.
Herkesin eşit, özgür olduğu, liyakatin esas alındığı yargının bağımsız olduğu, dürüstlüğün, saygınlığın, nezaketin egemen olduğu demokratik bir ülke isteyenler sanılandan daha fazla.
İktidar çeşitli manevralarla bu çoğunluğu etkisiz kılmayı, göstermeyi başarıyor.
Şundan emin olmalıyız ki bu değerleri esas alan bir ülke isteyenler olarak azınlıkta değiliz.
İktidar, üç beş ideolojik fanatiğin itirazı gibi gösterse de sandık sonuçları da bize gösteriyor ki gidişata itiraz edenler olarak en azından bu ülkenin yarısıyız.
Bu bilinçle, bu duyguyla bu özgüvenle hareket etmeliyiz.
Değerlerimizden, doğrularımızı savunmaktan, ülkemizi yaşanabilir yapma çabamızdan da bu arzumuzdan da vazgeçemeyiz.
Diğer taraftan AK Partililerin de dikkat etmesi gereken bir şey var.
Millet, toplum demek sadece AK Parti seçmenleri değil, ülkenin bütünü demektir.
Hiçbir iktidar ben yaptım oldu mantığı ile bir ülkeye huzur, barış refah getiremez.
Dünyada da bunun örneği yok.
Toplumun bir kesimini korkutur, sessizliğe mahkum eder ama yenemez, bitiremez.
Uzlaşmadan kaçarak baskıyla, tehditle toplumun bir kesimini sindirerek sadece o insanların ülkenin gelişimine katkı sunmasının önünü tıkar.
Neticede ülke kaybeder.
Yukarıda da söylediğim gibi bir yarısı mutsuz olan bir ülke refaha, huzura, barışa kavuşamaz.
Ne bu değerleri savunan yüzde 50 bu ülkeden buharlaşıp yok olacak veyahut değerlerinden vazgeçecek ne de öteki yüzde 50 bunları yenerek bir zafer elde edebilecek.
Birinin diğerini yenmesi, yok etmesi, ülkeden sürmesi imkansız olduğuna göre uzlaşmaktan başka seçenek yok.
Aksi taktirde herkes için yaşanmaz hale gelen ülkede berbat hayatlar sürmeye devam edeceğiz.
Daha iyi bir ülke, daha iyi bir yaşam istiyorsak umutsuzluğa, karamsarlığa, çaresizliğe kapılmaya yer yok.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları









































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023