Levent Gültekin
FOX TV haber sunucusu Fatih Portakal “Türkiye’de de barışçı gösteriler yapılabilir” diyen iktidar mensuplarına bir haber bülteninde mealen şöyle cevap verdi: “Türkiye’de barışçı gösteri yapmak ne yazık ki mümkün değil. Çünkü kimse sokağa çıkamaz. Çıkarsa karşısında devleti bulur. Hadi, zamları protesto etmek için barışçı gösteri yapalım, sokağa çıkalım bakalım çıkabilecek miyiz? Bakalım kaç kişi çıkacak korkudan, endişeden, görelim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri söyleyen gazeteciye mealen “Edepsiz, terbiyesiz sen kim oluyorsun da halkı sokağa çağırıyorsun burası Paris değil, haddini bil yoksa halkımız enseni patlatır” gibi akla hayale sığmayacak şekilde hakaret ve tehditler savurdu.
Bu üslubun, böyle tehdit ve hakaretin bir cumhurbaşkanına yakışıp yakışmama meselesi bir tarafa.
Erdoğan’ın bilmesi gereken bir şey var: Yazı yazan, eli kalem tutan, medyada söz söyleyen gazeteciler, yazarlar, aydınlar… esasında hepimiz Fatih Portakal’ın yaptığını yapıyoruz.
Yani topluma “Bu niteliksiz yaşama razı olmayın, sesinizi yükseltin” diyoruz.
Mesela “Yetersiz siyasetçilerin elinde çöken ekonomi neticesinde oluşan yoksulluğa razı olmayın” diyoruz.
Ya da “Hızlı tren raylarına sinyalizasyon konulmadığı için meydana gelen kazaların kaza değil cinayet olduğunu, beceriksizlikleriyle canınızı tehlikeye atan vicdansız, sorumluluk duygusu gelişmemiş yöneticilere sessiz kalmayın”diyoruz.
Veyahut “İşçinin maaşını vaktinde ödemeyen patrona değil, maaşımı alamıyorum diye feveran eden işçilere hesap soran, onları tutuklayan yöneticilik anlayışını kabul etmeyin” diyoruz.
“Çocuklarınızın hayatını çalan, bu yanlış, tutarsız, çağdışı eğitim politikalarına razı olmayın, daha iyisini isteyin” diyoruz.
“Her seçimde toplum olarak bizi birbirimize düşman etmeyi marifet gören bu ilkel siyaset anlayışına teslim olmayın”diyoruz.
“İşçiye, memura, esnafa, gence, kadına, yaşlıya, zengine, yoksula… bu ülkenin tek bir evladına saygı duymayan, toplumu tebaa, kendini de kral gören bu siyaset simsarlarına razı olmayın onlara karşı sesinizi yükseltin” diyoruz.
“Sen bir lokma ekmeğe muhtaçken saraylarda yaşayıp, 500 milyon dolarlık özel uçakla caka satan siyasetçilerin bu had bilmezliğini kabul etmeyin” diyoruz.
Haksızlığı, hukuksuzluğu, adaletsizliği, adam kayırmayı, yoksulluğu kader görmeyin, barışçı bir yaklaşımla itiraz edin, sesinizi yükseltin en azından bu adaletsiz yaşamı kabul etmediğinizi belli edin” diyoruz.
“Kırmadan, dökmeden, hak arayın. Yanlışa özgüvenle yanlış deyin. Ülkemizin böyle sorumsuz bir şekilde yönetilmesine razı olmadığınızı bir şekilde gösterin” diyoruz.
Peki bu cesareti, bu hakkı nereden buluyoruz?
Cesaretimizin ve hakkımızın birinci kaynağı anayasa.
Bakın anayasanın 34. maddesi ne diyor: “Herkes önceden izin almadan silahsız, saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”
Anayasanda böyle açık bir hüküm varken gösteri yapmak, hak aramak, olup bitene itiraz etmek, itiraz etmeye çağırmak ne zaman suç oldu?
Hem “Türkiye bir hukuk devletidir” deyip hem de tehditle, hakaretle ülke yönetmek…
Hem “Demokrasimiz, özgürlüklerimiz dünya standartlarının üstünde” deyip hem de demokrasinin ve özgürlüğü en temel göstergesi olan toplantı ve gösteri hakkını gasp etmek, suç saymak…
İtiraz hakkımız anayasada garanti altına alınmışken sizin bu keyfi yaklaşımınızı niçin kabul edelim?
Bu hukuk, kural tanımaz ben ne dersem o anlayışınıza niçin teslim olalım?
Söyleyin niçin?
Asıl suç anayasayla güvenceye alınmış bir hakkı kullanmak veyahut kullanmaya çağırmak değil, bu hakkı tehditle, hakaretle engellemektir.
Toplumu itiraz etmeye, sesini yükseltmeye çağırmadaki cesaretimizin ikinci kaynağı ise şu:
Siz cumhurbaşkanıysanız biz de öğretmen, çiftçi, doktor, teknisyen, hukukçu, mühendis, işçi, yazar, esnaf, gazeteci, öğrenci, sanatçı, ev kadını, akademisyen, emekli… yurttaşız.
Yani siz, biz hepimiz hukuk önünde eşit vatandaşlarız.
Hepimizin ülkemize, yaşamımıza dair bir sözü var.
Siyasetçiler bu insanlara hizmet etmek için vardır.
Siz bizden oy isterken bize hizmet etmek üzere oy istiyorsunuz.
Bizim temsilcimiz, bir anlamda bizim hizmetkarımızsınız.
Burada asıl unsur siz değilsiniz, toplum olarak biziz.
Siyaset topluma ‘dönemsel olarak’ hizmet etmek için sorumluluk üstlenme işidir.
Bizden talep ettiğiniz ‘hizmet görevi’ni doğru bir şekilde yapmadığınızda, sorumluluklarınızı ülke ve tolum lehine sağlıklı bir şekilde yerine getirmediğinizde buna itiraz etmek, size sorumluluklarınızı ve görevinizi hatırlatmak bizim en temel hakkımız hatta görevimiz.
Yaptığınız yanlışlarla, gösterdiğiniz sorumsuzluklarla ülkemize zarar verdiğinizde bu ülkenin birer vatandaşı, evladı olarak size itiraz etmek, sizi eleştirmek, kınamak da vatandaş olarak bizim sorumluluğumuz.
Bu sorumluluğumuzu yerine getirmemizin en temel yollarından biri de barışçı bir şekilde toplantı ve yürüyüş düzenlemektir.
Bu hakkımızdan vazgeçmeyiz.
Sorumluluğumuzdan kaçmayız.
Sesiz kalarak sizin yanlışlarınıza ortak olamayız.
İtiraz etmeyerek, sizin ülkemize zarar vermenize göz yumamayız.
Çünkü Türkiye hepimizin ülkesi, sizin babanızdan kalan bir miras değil.
Biz, sizin “Otur” dediğinizde oturacak, “Kalk” dediğinizde kalkacak, “Sus” dediğinde susacak kulunuz, köleniz ya da tebaanız değiliz.
Bize hizmet etmek için oyumuzu isteyip sonra da krallık taslıyorsunuz.
Haddini bilmesi gereken birileri varsa onlar da topluma hizmet etmek için üstlendikleri sorumluluklarını unutup krallık taslamaya çalışan siyasetçilerdir.
Haddini bilmesi gereken birileri varsa o da sorumluluğunu yerine getirmeyip, yaptıkları yanlışlarla toplumun hayatını cehenneme çeviren, ülkemize zarar veren siyasetçiler yani hizmetçilerdir.
Haddini bilmesi gereken birileri varsa onlar da anayasada teminat altına alınan en temel hakkı engelleyenlerdir.
Evet burası Paris değil ama Suudi Arabistan hiç değil.
Burası Türkiye.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023