Levent Gültekin
31 Mart seçim sonuçlarından herkes kendince bir mesaj çıkarıyor.
Partiler, aldıkları oy oranlarına veyahut kazandıkları belediye sayısına bakarak başarılı veyahut başarısız olduklarına dair bir kanaat oluşturuyor.
Seçim sonrası ortaya çıkan tablonun partiler açısından elbette önemi büyük.
Fakat bana göre daha önemli olan bu seçim sonuçlarının ülkenin gidişatına ve ülkedeki siyaset anlayışına yapacağı etki.
Bu nedenle seçim sonucunun partiler açısından ne getirip ne götürdüğünden daha çok ülkenin gidişatına yapacağı etkilere dair birkaç cümle etmek istiyorum.
1- Toplumun önemli bir kesiminde yer etmiş, belki de hepimizi etkisi altına almış ‘Mevcut iktidar kaybetmez, kaybetse de gitmez’ şeklinde bir algı vardı.
Seçim sonuçları bu algının gerçek olmadığını veyahut öyle kolayca uygulanabilir olmadığını gösterdi.
Bu maddeyi iktidarın İstanbul ve Ankara sonuçlarını kabullenmede gösterdiği zorluğun farkında olarak yazıyorum. Umarım şartları zorlayıp ülkeyi ateşe atacak bir çılgınlığa kalkışmayacaklardır.
2- Yine toplumun önemli bir kesiminin zihninde yer etmiş ‘Mevcut iktidar bir yolunu bulur, mutlaka kazanır, olmazsa hile yapar, sonuçları kendi lehine çevirir’ şeklinde bir kanaat vardı.
İktidarın, İstanbul gibi büyük bir şehri 25 bin oy gibi küçük bir farkla kaybetmesi seçimde hile yapmanın öyle söylendiği kadar kolay olmadığını gösterdi.
“Hayır daha önce hile yapıyordu, bu sefer yapamadı” diyenler olacaktır elbette.
O zaman da şöyle bir durum çıkıyor ortaya: Muhalefet iyi organize olduğunda, sorumluluğunu yerine getirip işini düzgün yaptığında hile yapılmasını önleyebiliyormuş.
Bugün iktidarın ‘Oy sayımında hile yapıldı’ söylemleri bize gösteriyor ki sadece bugün değil geçmişte de dile getirilen hile iddiaları esasında işini düzgün yapmayan, neticesinde de kaybedenin sığındığı bir bahaneymiş.
3- Son yıllarda girdikleri her seçimi kazanan iktidar mensuplarının ‘Nasıl olsa biz kazanıyoruz’ şımarıklığıyla toplumun farklı kesimlerinin hassasiyetlerini, endişelerini, itirazlarını dikkate almaz bir hale gelmişlerdi. Yani halktan korkmuyorlardı.
Bu seçimle iktidar mensuplarındaki bu abartılı ve demokratik terbiyeden yoksun anlayışın da büyük bir değişime uğrayacağını düşünüyorum.
Bu üç maddede bahsettiğim toplumsal algıdaki değişim ülkenin bundan sonraki gidişatına da etki edecek nitelikte.
Çünkü bir şeylerin değişebileceğine, değiştirilebileceğine olan inanç, toplumdaki umudun, cesaretin, heyecanın artmasına da neden olacak.
4- Bu seçimin bize gösterdiği başka bir şey daha var, o da şu: Bir iktidar için güç demek para, devlet olanakları, medya imkanları değil topluma söyleyecek esaslı, sağlıklı, yenilikçi bir sözünün olması demektir.
Yani siyasette güçlü olmak parayla, devlet imkanlarıyla, medya gücüyle oluşan bir şey değil. Gücün esas kaynağı dünya gerçeklerine, toplumun ihtiyacına cevap verecek bir söz, anlayış sahibi olmak, toplumun farklı kesimlerinin dikkatini çekecek bir yaklaşım içinde olmaktır.
Çoğunluktan çoğulculuğa
Bu seçimin bana göre en önemli sonuçlarından biri de siyasetteki çoğunluğu esas alan anlayışın yerine çoğulculuğu esas alan anlayışla yapılan siyasetin başarılı bir sonuç vermiş olması.
Yani ülkede kimlik, inanç, mezhep, ideoloji etrafında şekillenen bir siyaset anlayışı var.
Bu değerler üzerinden çoğunluk yaratmak ve gücü ele geçirmek ülkedeki siyaset anlayışının belirleyici bir özelliğiydi.
Bu seçim bize gösterdi ki toplumun farklı kesimleriyle uzlaşma olmadan yönetime talip olmak artık daha imkansız.
‘Biz ve onlar’ ayrımını ortadan kaldıran, toplumun farklı kesimlerinin değerlerine kıymet veren, üslubunu, yaklaşımını herkesi dikkate alarak geliştiren siyaset anlayışının toplumda bir karşılığı var.
Farklı kesimlerle uzlaşma olmadan iktidar olunmayacak. Bunu bu seçimde bir kez daha gördük.
Bu konuda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakkını teslim etmek gerek.
Muhalefetteki sorumluluğunu yerine getirirken gösterdiği eksikleri, aday belirlerken yolsuzlukla adı anılan adaylarda hassasiyet göstermemesi bir tarafa Kılıçdaroğlu yıllardır CHP’ye ve kimi solcu, Atatürkçü aydınlara rağmen kararlı bir siyaset uyguladı.
Partisini toplumun farklı kesimlerine açma, aynı değerleri paylaşan fakat farklı kesimlerden insanları aday gösterme, CHP’lilik kimliğini olabildiğince geri plana çekme çabaları bu son seçimde belirgin bir başarı getirdi.
Ortaya çıkan başarı da bize gösteriyor ki siyasetteki kimlik, ideoloji, inanç ayrımı toplumda eskisi kadar kabul görmüyor ya da istenilen başarıyı getirmiyor.
Kısacası bu seçimler aday ‘İlla bizden olsun’, ‘Bizim gibi biri olsun’ anlayışının da iflası anlamına geliyor.
Ülkede uzlaşmacı, farklılıkları esas alan, çoğunluğu değil çoğulculuğu temel alan bir siyaset anlayışının toplumda karşılığının olduğunu gördük.
Kimlik siyasetini esas alan HDP’nin kendi seçmenlerinden bile beklediği ilgiyi görmemesi, MHP’nin benzeri olmaya çalışan İYİ Parti’nin kayda değer bir başarı göstermemiş olması, dini siyasette esas alan AK Parti’nin önemli büyükşehirleri kaybetmiş olması, bunun yanında farklı kesimlerle diyalog kuran, partili olmayan adaylarla seçime giren CHP’nin kısmen de olsa bir başarı elde etmiş olması toplumdaki değişimin, uzlaşma kültürüne verdiği değerin de bir göstergesi.
Toplumdaki bu değişimde, yani liyakate önem veren anlayışın gelişmesinde ülkedeki ekonomik durumun da etkisi olduğu yadsınmaz bir gerçek.
Yazımın sonunda bir konuya tekrar vurgu yapmak istiyorum.
Bu yazıyı iktidarın İstanbul ve Ankara seçimlerine gölge düşürecek bir çılgınlığa kalkışmayacağını varsayarak yazdım.
Aksi durumda başka bir ülke olacağız ve bambaşka konuları konuşuyor olacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023