Markar ESAYAN
Yine her şey çok karmaşık. Ve yine birbirine girmiş birçok şeyi birbirinden ayırıp onlara tek tek bakmak zorundayız. Yani karmaşadan gerçekliğe tercüme şart. Bu da bizim demokratikleşme çabamızın dilemması olmalı.
Suriye meselesi mesela...
Defalarca yazdım. R2P BM tarafından kabul edilmiş bir doktrindir. “Koruma sorumluluğu” adını taşır ve Ruanda, Bosna utançlarından sonra Birleşmiş Milletler’in olumlu bir çıktısıdır. Milyonlarca insan öldükten, uluslararası hukukun Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren getirdiği olgunluğun belirli bir güçle tahkim olmasıyla BM’ye kabul ettirilmiştir. Buna göre, bir ülkede sivil halka karşı katliamlar başlamışsa, o ülke yönetimi güçsüzlüğü veya kötücül iradesi nedeniyle bunu önlemiyor, önleyemiyor hatta kendi yönetiyorsa, devletler bu ülkeye müdahale eder ve sonra verdiği zararı telafi ederek oradan ayrılır. Ruanda’da yapılmayan budur. Üç ayda 800 bin Tutsi ve muhalif Hutu’nun palalarla kesildiği, on binlerce kadının tecavüze uğradığı Ruanda Soykırımı’nda... Bosna’ya ise “şeytan” Amerika müdahale etmeseydi, belki soykırım Ruanda boyutlarına ulaşacaktı. Yani “ne Esed ne savaş” demek aslında Esed katliamlarına devam etsin demekten öteye bir şey değil. Bunu sterilizmi eleştirmek de hadi savaşa demek değil. Çünkü arada konuşacak yapılacak o kadar çok şey var ki, eğer niyetliysek tabii.
R2P Doktrini’ni hayata geçirmek BM Genel Kurulu’nda antidemokratik iki ülkenin, Rusya ve Çin’in çabasıyla mümkün olmadı, ok. Ama onların bu çabası olmasa seçimlere giden, İhvan’dan ve El Kaide’den çekinen ABD buna yeltenecek miydi bu da ayrı bir sorudur. ABD’nin sadece bu yararcılık nedeniyle değil, Suriye işinin ulaşabileceği boyutlarını bizden daha iyi anladığı için de bu yolu tercih ettiği söylenebilir. Çünkü Suriye ne Irak, ne de Libya’dır. Suriye önce Ortadoğu, sonra da dünyanın kalbinde pimi çekilmiş bir bombadır.
Hükümetin bu konudaki baştaki tavrı doğrudur. Türkiye en azından söylem bazında demokrasi, insan hakları ve barış siyasetiyle ölümlere karşı çıkmıştı. Açık ve net söyleyeyim: Ülke yönetme sorumluluğum olmadığı için bireysel olarak uluslararası gücün Esed’e mutlaka müdahale etmesinden yanayım, Türkiye’nin tek başına savaşa girmesinden değil.
Ancak hükümet bir noktadan sonra Suriye konusunda durduğu doğru yerden öyle yanlış bir noktaya savruldu ki, şu anda böyle bir savaşa girmenin Türkiye’nin gücü ve yetkisi olsa bile artık meşru olmadığını düşünüyorum. Türkiye taraflar arasındaki mesafeyi koruyamayarak, denge diplomasisini erkenden terk etti. Evrensel söylemden Sünni söyleme kaymakla kalmadı, muhaliflere angaje olarak dünyada yalnız da kaldı. HSO’nun açık hamisi, Esed’le HSO üzerinden savaşan düşman komşu oldu. O HSO ki, sahada kontrolü El Kaide gibi cihadcı gruplara kaptırmış durumda. Bir hükümetin, bir dışişlerinin, işlerin kötüye gitmesi hâlinde Türkiye’yi bile parçalayabilecek hayati bir meselede bu kadar acemi, bu kadar kibirli davranması nasıl mümkün olabilir? Suriye’de artık yaşanan bir mezhep savaşıdır ve bu savaşa Türkiye aslında çoktan dâhil olmuş durumda. Bunun sıcak bir savaşa dönüşmesi, hiç abartısız Türkiye’nin sonu bile olabilir.
Hükümetin gerçekten bir gaz-fren sorunu var. Gaza doğru düzlükte basmasını iyi biliyor, ama şişmiş bir özgüven ve yeni Osmanlıcılık martavallarıyla kavşaklarda frene basamıyorlar. Aynı hatayı One Minute çıkışı ile sağlanan prestijli konumu, İsrail siyasetinde duygusallığa ve kibre savrularak, kaybederek de yaptılar. İsrail’in Mavi Marmara’da bir katliam yaptığı, bunun kabul edilemez olduğu doğru, ama kimse de Mavi Marmara eyleminin sorunsuz bir sivil itaatsizlik örneği olduğunu da iddia etmesin. Bir süredir ise ilişkilerin normalleştirilmesini İsrail’in Gazze’den çıkmasına endeksleyerek kendi kendilerini etkisiz hâle getiriyorlar. Türkiye’nin böyle bir gücünün olmadığını bilerek hem de.
Suriye konusunda son vahim söylem ise Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu’ndan geldi. Savaşın eşiğine geldiğiniz Esed’in gitmesi gerektiğini söylediniz de, yerine Başbakan Yardımcısı Faruk Şara’yı önermek nasıl bir Dışişleri becerisine denk geliyor? Yani bir lideri düşürmeye karar vermişsiniz, ona karşı savaşan, üstelik başarısız garip ve şüpheli hâle gelen bir oluşuma taraf olmuşsunuz, yerine bir de halef tayin ediyorsunuz. Peki, Esed üzerinde nasıl bir caydırıcılık kurmayı bekliyorsunuz? Hani size gelen bilgilere göre iki ay ömrü kalan, bunun üzerine bütün ipleri kopardığınız ama 18 aydır ayakta duran Esed’le? Esed’in 18 aydır neden ayakta durduğunu, HSO’nun riskli yapısı ve ayaklanmaya açık destek vermeyen Suriye halkı üzerinden okumayı denediniz mi hiç?
Bir de aklıma geldi sorayım; bu açıklamadan sonra Şara’nın hayatta kalma şansı nedir?
Madalyonun öteki yüzü daha az sorunlu değil. Sanki Suriye ile savaşalım diyen varmış gibi, klişelerden öteye geçmeyen bir “Savaşa Hayır” patırtısıdır gidiyor. Bununla ilgili bir sorunum yok; benden de dolu dolu bir savaşa hayır. Hükümetin kibrinden ötürü sağının solunun belli olmayacağından ve kendimizi bir savaşın ortasında bulmaktan korkanları anlıyorum da, bunların “Savaşa Hayır” derken, aslında “AKP’ye Hayır” demek isteyenler içindeki oranının ne derece anlamlı olduğundan şüpheliyim. Suriye’deki savaşı bir emperyalist oyun olarak pazarlayıp, Kemalist Kadınlar Birliği’ni Esed’e moral vermeye gönderen CHP’nin, müzakereye hayır derken hükümeti sıkıştıracak bunca argümana tenezzül bile etmemesi, hükümeti aşan böyle zor bir durumda, Suriye’nin olası hareketlerinde nasıl bir yol izleneceğine dair ayağı yere basan önerilerini duyamıyoruz.
Garip bir ülke burası. Sürekli tercüme gerekiyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019