Markar ESAYAN
1915’te baba tarafımızın yarısını katliamlarda kaybetmişiz. Sivas ve Tokat arasını mesken tutmuş, değirmencilik yapan Markar Ağa, yani büyükbabam, stratejik bir ürün olan un tedariki ve ekmek yapımı işiyle uğraştığı için hayatta bırakılmış. Büyüklerin anlattığına göre, kâhyalığını yaptığı Halis Ağa’nın da bunda katkısı olmuş. 1915’ten sonra Mustafa Kemal o meşhur inkılâplar döneminde muhalifleri astırırken, Halis Ağa da idam edilivermiş. Bunun üzerine endişeye kapılan büyükbabam, tası tarağı toplayıp Ermenistan’a göçmüş. İşin bu kısmı çok uzun. Ermenistan’da tutunamayıp geri dönmüşler, ama Sivas’a değil, İstanbul’a. Daha güvenli olduğu ve Sivas’taki malvarlıklarını yitirdikleri için. Babam İstanbul’a indikleri gün doğmuş. Yıl 1929, aylardan mayıs.
Büyükbabam saf bir taşra adamı olarak tüm parasını etrafını saran dalkavukların dolandırıcılık maksatlı iş girişimlerinde yitirmiş. Kurtuluş’ta kapıcılık yaptığı dairede babam altı yaşındayken büyük bir sefalet içinde ölmüş. Babamın hayatı, altı yılda çok zengin bir ailenin, bir ağanın oğlu olmaktan bir yoksul yetime doğru hızlı biçimde çizilmiş.
Babam sonra epey zengin oldu, tırnağıyla kazıya kazıya yaptı bu serveti. Ama okuyamamış olmanın ona verdiği acı ve fakirken çektiği sıkıntıları hiç unutmadı. Bu arada iş hayatında Ermeni olmaktan ve Aram Esayan olarak kendini eğmeden bükmeden ortaya koymaktan ötürü büyük bedeller ödedi. Çoğu Ermeni iş yaparken adını değiştirmek zorunda kalıyordu o zamanlar. Hâlâ da biraz öyledir. Bunu da derin devlet yapmıyordu tabii. Ama devletin Ermeni kelimesine duyduğu öfke ve Vakıflar Genel Müdürlüğü, Yargıtay ve Ermeni Masaları gibi kurumlar üzerinden yaptığı azınlık malları talanı, “kötü” komşularımıza da epey olanak ve ilham veriyordu. Babam bu engelleri hem cesareti, hem de insan sevgisi ile aşmaya çalışıyordu. Annem bir Müslüman’dı. Yaşadığı tüm ayrımcılığa rağmen babam milliyetçi bile sayılmazdı. Takıntılı bir yardımseverdi ve bunu Ermeni, Türk, Müslüman ayrımı yapmadan, gizlice yerine getirirdi.
Onun istediği sadece Ermeni olarak onurlu ve güvenli bir hayat geçirmekti, o kadar. Tüm Ermenilerin isteği de buydu. 1915 öncesi ve sonrası, başka bir derdimiz olmadı. Ermeniliğini çiğ bir lokma gibi içimize atıp yutmadan, adımızı saklama gereği duymadan, linç edilmeden, yağmalanmadan, namusuna göz konmadan, aşağılanmadan yaşamaktan başka bir derdi yoktu babamın. Bunu da dik durarak, eğilip bükülmeden yapmak istiyordu. Yaptı da. Ama hangi bedelle?
Cemaatin önde gelen bir zengini olarak, devlet tarafından kıstırılmış, mallarına el konmuş, fakirleştirilmiş cemaat vakıflarının başkanlığını yaptı. Tuttuğunu koparıyordu. Halıcıoğlu Ermeni Mezarlığı’nı işgalden kurtarma görevini Rahmetli Patrik Şınork Kalustyan ona verdiğinde, 1970’li yılların sonu gibi tehlikeli bir dönemde hayatını ortaya koyarak 16 tane gecekonduyu yıktırıp mezarlığı ortaya çıkararak yerine getirdi. Bizim çocukluğumuz o mezarlıkta babam ağaç dikerken, baskına gelenleri baltayla kovalarken, oynayarak, korkarak, su yalaklarında yüzerek geçti. Rahmetli annem de onun en yakın destekçisiydi tabii.
Bir gün babamı kaçırdılar. Biz sonradan öğreniyoruz, çünkü biz korkmayalım diye hiçbir şey hissettirmemişlerdi.
Keleşli iki sivil babamın arabasının önünü kesmişler. “Seni öldüreceğiz, ama önce ıssız bir yere gidelim” diyerek Bursa tarafına direksiyonu kırdırmışlar. Issız bir yerde bir çeşmenin yanında araba durmuş. Babama epeyce işkence ettikten sonra infaz pozisyonuna getirmişler, keleşi kafasına dayamışlar. O ölümcül anlardan sonra “Bu sana ders olsun” diyerek oradan uzaklaşmışlar.
Dersin konusu belliydi. Başına geçtiği cemaat kurumlarını güçlendiriyordu. Bu, azınlıkları çökertmek isteyen devlet aklının tiksindiği bir durumdu.
İçkisi, sigarası olmayan, yüzücü, sporcu babam Levent’teki o ünlü İkinci Şube’ye gidip gelmekten, asılsız ihbar mektuplarıyla uğraşmaktan ve tehdit almaktan hastalandı sonunda. Ecelsiz öldü. O sadece bir esnaftı. Sıradan bir Ermeni’ydi. Devlet bu adama bunu yaptı.
O nedenle, Samatya’daki ruh hâlini önemseyiniz. O yaşlı Ermeni kadınların yataklarında huzurla ölme arzusunu yerine getirmeyen bir devlet devlet değildir. 85 yaşındaki Maritsa Küçük’ün boğazının kesilerek ölmesinin, diğer yaşlı kadınların darp edilmesinin nedeni ne olursa olsun, Ermeni olmanın bu ülkedeki her Ermeni için hâlâ ne kadar tehlikeli ve yakıcı bir şey olduğunu görün. Kaldı ki, Ermenilerin sığındığı bir semtte, aynı cadde üzerinde aynı yaşlarda Ermeni kadınlar hedef alınıyorsa, bunun valinin temennisi dışında ırkçı bir yönü olmadığını düşünmek biraz zor gibi. Birey veya derin devlet, fark eder mi? Siz suçluları bulun önce.
Bu ülke bir günde değişmeyecek. Bu olaylara verdiğimiz tepki ve devletin tavrıyla olacak bu. Herkes gibi basit bir arzumuz var; Ermeni olarak korkmadan, ensemize bir kurşun sıkılmadan yaşayalım ve yatağımızda huzurla ölelim.
Bu kadar basit.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Ad Soyad Giriniz...
siz gazeteciliği bırakın artık yemek programı falan yapın yazılarınız çok tatsız tuzsuz yaa hiç bir yazınızda bir yaratıcılık bir araştırma yok zorlama ile yazılmış inanılmaz sıradan yazılar toparlanmanı öneririm daha ciddi yazılar yazın sizi okumaya devam edeceğim ama lütfen kızmayın olur mu
Ad Soyad Giriniz...
Insanin boyle sahane bitirilmis bir yazinin icerigine girmesi mumkun mu? Ilkokul ayarinda bir tesbih sanati! Aksirinciya tiksirincaya kadar yiyin de kalkamayin su sofradan!