Markar ESAYAN
Bir yandan barış yolunda adımlar atarken, bir yandan savaşabilmek bize özgü mü bilmiyorum, ama çok acı.
Utanç verici...
İsyan ettirici...
Başbakan Kürt açılımını ilan eder ve savunurken, “Analar artık ağlamasın” diyordu.
Ama analar ağlamaya devam ediyor hâlâ.
Silopi’de öldürülen iki gencecik polisin anneleri ağlıyor.
Evvelki gün Uludere’de öldürülen 12 gerillanın anneleri de ağlıyor.
Hem de Öcalan’ın “Devlet”le görüşmelerin çok iyi gittiği ve görüştüğü ekiple çok iyi anlaştığını söylediği...
Leyla Zana’nın “İnkâr dönemi bitti, çözüm süreci başladı” dediği...
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın “Sayın Başbakan 1 haziranda herkesi tatmin edecek açıklamalar yapacaktır. Çözüm için yaptıklarımızın on mislini yapacağız” diye ümit verdiği bir dönemde...
Gençler ölmeye devam ediyor.
Çoğunluk fakir Türk ve Kürt çocukları.
Bismil’den son üç yılda 600 Kürt genci dağa çıkmış, bunların 400’ü ölmüş. Yerine sürekli yeni gençler çıkıyor. Öleceklerini bile bile, öldürülen ağabeylerinin, kardeşlerinin, kuzenlerinin yerlerini alıyorlar inatla.
Çünkü onlara savaşmaktan, ölmek ve öldürmekten başka seçenek sunulmuyor.
Ben bu durumu anlayamıyorum.
Askerin ve PKK’nın içindeki Ergenekon veya savaşın devamından yana olan güçlerin barışı sabote ettikleri doğru olabilir. 12 gerillanın öldürüldüğü son operasyonun da altından pis kokular geliyor.
Arkadaşım Emre Uslu üzerinde çalışıyor, olgunlaşınca yine bizden okursunuz. Seçimlere yaklaştıkça artan ölümler, başka nasıl açıklanabilir ki zaten?
Son periyodu 30 yıl sürmüş bir savaşta, her türlü zehirlenme olur, çürüme olur.
Savaş, zaten çürümenin tam kendisi değil mi?
Öcalan, Ecevit, Özal ve Erbakan dönemindeki barış denemelerinin nasıl sabote edildiğini, Bingöl’de 33 silahsız askerin öldürülmesi olayının bir ihanet olduğunu, devam eden görüşmelerin iyi gittiğini ve sabote edilmesinden korktuğunu sürekli söylüyor.
Elimizde her biri bin acıya mal olmuş bunca bilgi ve tecrübe varken, Türk-Kürt gençlerinin ölmesine engel olunmamasını hazmedemiyorum. Zaten birbirimize güvenimiz pul olmuş, her bir cenazede karşılıklı kin ve nefret sürekli artıyor.
Barışı ağırdan almanın maliyeti ne olacak acaba?
Barışa hazırlıksız yakalanmanın?
Kaç tane Türk-Kürt genci ölecek daha?
Bizi savaştan vazgeçmeye ikna edecek ölümlerin toplam sayısı kaç acaba?
Geçen cumartesi Diyarbakır’da düzenlenen mitingde konuşan Altan Tan şöyle diyordu: “Bugün sabrın tükendiği gündür, bize sabredin diyorlar. Tahammülünüz kaldı mı?”
Ve on binlerce kişi tek bir ağızdan “Hayır” diye cevaplıyor onu. Devam ediyor Tan: “On binlerce evladınız dağda yaşamını yitirdi. On binlerce kardeşimiz cezaevinde, yüz binlercesi Avrupa’da perişan. Bunların beklemeye tahammülü var mı? [Başbakan’a] Kasımpaşa kriterlerini uygularım diyorsan, biz de sana Bagok’un, Cudi’nin kriterlerini uygularız.”
Savaşın dili bu.
Mağduriyet ve haklılık bu gerçeği değiştirmiyor.
On binlerce Kürt gencinin ölmesine isyan etmenin dili, başka on binlerin ölmesini ima etmemeli.
Böyle bir seçeneğimiz hiç olmamalı.
Siyaset yapmak üzere Meclis’e girmek isteyen, benim de gönülden desteklediğim değerli insanlar, en zor, en kederli, en sıkışık zamanlarda bile yaşanan haksızlığı barışın dilini kullanarak anlatabilmeliler. Leyla Zana gibi...
“Bugün sabrın tükendiği gündür.”
Peki “Sabrın tükendiği o son gün”den bir sonraki günde ne olmasını bekliyoruz?
Topyekûn ve hepimizi yok edecek bir savaş mı?
“Bana peki bunca genç art arda ölürken senin önerin ne?” diye sorabilirsiniz?
Savaş olasılığı arttıkça barışa daha sıkı sarılmak.
Şu savaş dilinden topluca kurtulmak.
Hakkını aramanın, bugün Kürtler için çok daha geniş kanalları var. BDP güçlü ve itibarlı bir liste ile Meclis’e girmek üzere.
Haksız yere yapılan operasyonları, ölen gerillaların bölgede yarattığı öfke ve kederi, ama daha çok bunun nasıl bir oyun olduğunu Türkiye kamuoyuna anlatabiliriz hep birlikte. Hükümeti, devleti ve PKK’yı barış için daha hızlı ve samimi olmaya zorlayabiliriz, zorlamalıyız. Savaş seçeneğini bırakın böyle rahatça kullanmayı, aklımızdan bile kazıyıp atabilmeliyiz.
Öcalan son konuşmalarında, yaşanan son olayları “Provokasyon sözcüğü, olan bitenler karşısında hafif kalıyor” diyor.
Peki ya bizim barış karşısındaki kararlılığımız?
Çok hafif kalmıyor mu?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019