Markar ESAYAN
Perşembe günkü 'Tek devlet, iki millet' başlıklı yazımda, Birinci Cumhuriyet'in kuruluşunda seçilen siyaset ve toplum mühendisliğinin, bir devlet içinde yaşayan iki toplum yarattığını ve yaşadığımız kutuplaşmanın sosyolojik nedeninin bu tarihsellikte saklı olduğunu iddia etmiştim.
Aslında bu kutuplaşma ilk günden beri vardı. Sadece terazinin diğer kefesindeki 'ötekilerin' bu gizli gerilimi bugünkü gibi yüzeye çıkartacak siyasi olanakları yoktu. Ama aslında neyin yaşandığını, kendi estetik evrenlerini gerçek ve daimi düzen olarak kabul eden Kemalist kesimlerden daha gerçekçi bir şekilde deneyimliyorlardı.
Kemalist kesimlerin depresyonu, bu daimi sandıkları suni evrenin birden bire çökmüş olmasından kaynaklanmakta.
Devam edelim.
Öncelikle, bahsedilen kesimler birer toplum değil 'cemaat'tir. Böyle ontolojik, sınıfsal, siyasi ve duygusal bölünme içindeki bir ülkede 'toplum'ların yaşadığını iddia etmek tezi baştan çürütür.
Dindarlar, Aleviler, Kürtler, gayrımüslimler, sağ-sol muhalifler ve devşirilme hedefindeki tüm kesimler üzerinde totaliter baskı kuran bir devletin içinde yaşayan halklar normal olarak cemaatleştiler. Bu cemaatleşme, Osmanlı'daki yapısından farklı olarak daha travmatik bir anlam ima ediyordu. Aslolarak 'kendilerine benzeyenler ile ortak değerlerin belirlediği bir evrende yaşama tercihinin yanına, devletten korunma içgüdüsü ve zorunluluğu eklendi. Yeni cemaatler büyük küçük adacıklarda yaşar ve bu adacıklar tam anlamıyla birer gettodur. Klostrofobik, bireyi dayanışmaya feda eden, ancak bunun karşılığında kendi değerlerini zor zamanlarda korumayı ve 'kendi olmayı' vaat eden kolektiflerdir. Osmanlı'daki biçimiyle kendi cemaati üzerinden diğer cemaatlere açılmayı değil, cemaatin içinde kapanmayı ima eder.
Bu adacıkları-gettoları, Kemalist seçkinlerin kurallarını belirlediği geniş kamusal alan çevreler. Bir dindar, bir gayrımüslim veya Alevi, kamusal alana ya çıkmaz, çıktığında ise kamusal alanın talep ettiği kimlik maskelerini -parolayı- kullanır. Alevi Alevi olduğunu gizler, dindar ise devlet Sünniliği ile uyumlu davranır. Bir Ermeni Kevork olan ismini Kenan olarak değiştirir, Moiz, Musa olur. Toplumsal cinsiyet erildir, kadın erkek gibi davranır. Çocuklar birer proje nesnesidir vs.
Bu durum, toplum olmanın temel şartı olan özgür bireyi parçalar, sosyal ve ekonomik geçişkenlikleri sahte davranma kuralı veya seküler takiye üzerine inşa eder. Gettolarda yaşayanlar, komşu gettolarda olup bitenleri 'devletin ağzından' öğrenir, 'öteki'ni aslında özel olarak üretilmiş mayınlı 'bilgiler' üzerinden tanır. 'Dindar irtica, Kürt bölünme, gayrımüslim arkadan hançerlemek' ister. Buna eşlik eden terör olayları diğer gettolarda yaşayanların işidir. Sünni-Alevi, Türk-Kürt, Müslüman-gayrımüslim gerginliği sistemin sigortasıdır.
Bu arada cemaatler devletin ekonomik-siyasi suç ortaklığına özendirilir. Sünniler, Alevifobiaları, devletçilikleri, mukaddesatçılıkları, Aleviler Kemalizm çelişkileri ve Sünnifobiaları, solcular şiddeti ve darbeleri desteklemeleri, Kürtler milliyetçilikleri, gayrımüslimler yine Kemalist eğilimleri ve Müslüman-Türk önyargıları ile yüzleşme olanaklarından yoksundurlar. Mümkünse devlete kapağı atmak, değilse devletten uzak durmak iyidir, beyazlaşma eğilimine karşı koymak zordur. Bazıları, devletin gasp ettiği gayrımüslim mallarından kendilerine düşen payı almakta zorlanmazlar mesela. Aleviler, Kürtler ve gayrımüslimlerin çektiği azap uzak dünyaların meseleleridir, devlet genelde kutsaldır vs.
İstisnaları her zaman saygı ile hatırlıyoruz. Tüm bu acılara duyarlı, devlete karşı çıkan muhalifler veya adını bile bilmediğimiz ve bu ahlaksız teklife hayır diyen sayısız insan da vardır. Bugün bir değişimden bahsediyorsak, bu türden bir vicdanı hafızalarda muhafaza edenlerin sayesindedir.
Soğuk Savaş'ın bitmesi, küreselleşme ve 2002'den itibaren yaşanan değişim sürecine damgasını vuran 'Kutuplaşma' hadisesinin sosyolojik nedeni, gettoların duvarlarının yıkılması, Kemalist-laik kamusal alanın ötekiler tarafından kendi kimlikleri-yaşam biçimleri ile kullanılmaya başlamasıdır. Bu sürecin başlamasıyla, cemaatçiliğin veya getto alışkanlıklarının hemen biteceği, Kemalistlerin buna hiç tepki vermeyecekleri ve bizim aniden tüm farklılıklarımız ile uyumlu bir toplum haline geleceğimiz temennisi yanlıştır. Yaşanan büyük bir gelişmedir, ama sürecin bir aşamasıdır.
Çelişkilerimiz hala bir toplum olamayışımıza delalet eder. Gülen Cemaati elitinin 'kendisine jilet atıyor' oluşu da bu adaptasyon eksikliği ve sanırım Kemalist cemaat ile kimya uyumundan kaynaklanmakta gibidir. Bunun sadece bir iktidar savaşı olmadığı, yaşanan akıl dışı savrukluktan anlaşılıyor. Daha derinlerde bir uyum olmalı. Kilit, Çözüm Süreci'nde gözüküyor.
Eksik değerlendirmelerim olabilir; ama ben yaşananları bu okuma içinde anlamlandırabiliyorum. En dışarıda bırakılmış, ama içeriyi de görebilen bir kesimden olmanın avantajlarıyla tüm toplumsal kesimleri ve yaşanan olayları kaydediyor, gözlemliyorum. Yani benim objektifliğim ile bir beyaz Türk'ün veya bir Milli Görüşçü'nün objektifliğinin geçirdiği evrim ve değer bir değil.
Peki Başbakan Erdoğan ve tabanının hataları yok mu? Süreç daha yumuşak geçirilebilir, daha iyi yönetilebilir miydi?
Bu soruya -Erdoğan'ın kendisi dahil- kim hayır diyebilir ki?
Sıcak gündem müsaade ederse bu konuya kaldığı yerden devam etmek isterim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları

































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019