Markar ESAYAN
Çözüm Süreci'nin bu kadar nefret ve tepki çekmesine şaşırmayınız. Kürt ve PKK konusunun, oluk oluk akan kanın bir tür yaşam biçiminin (imtiyazların) garantisi olduğunu epeydir yazıyoruz.
Kuruluşta, aslında o anda ülkede yaşayan Türkleri de dışlayan bir vatandaşlık kalıbına herkesi kesip biçip uydurmak tercih olmuştu. 'Dönemin şartları' denen gayrıahlaki gerekçeleri bir kenara bırakınız. 1920'lerde, 1930'larda ve 1940'larda dahi başka türlü bir kuruluş mümkündü. Bu dönemde faşizmin dünyayı ele geçirdiği söylenirse de, faşizm tek seçenek değildi. Anglosakson dünyada, Kuzey Amerika ve aşağı ülke Avustralya'da demokratik ülke modelleri mevcuttu. Batı'nın Fransız veya Alman, olmadı Nazi modellerini iktibas etmek tek seçenek değildi.
Ama diyelim ki, kurucu babalar Osmanlı'nın trajik çöküş hikayesinden, Balkan ve 1. Dünya Savaşı hezimetlerinden psikolojik olarak çok kötü etkilenmişlerdi. Osmanlı yıkılırken modernizm ve Batı ulus devletleri muazzam bir başarı kazanmıştı. Batı dışında bir devlet-ülke modelinden, hele hele dinden bahsetmek bile artık ayıp sayılmaktaydı. Ve diyelim ki, kurucu baba ve ortakları, çöküşün müsebbibi gördükleri dini içtimai ve siyasi hayattan kovmak ve büyük zaaf gördükleri çok kültürlülüğü ortadan kaldırmaya karar vermişti. Ve diyelim ki, o dönemin şartlarına göre böyle bir tercih, ahlaki olmasa bile rasyonel gözükebilmişti.
Ve diyelim ki ülke kurucu babanın tercihleri dışına çıkamıyordu. Kurucu baba öldüğünde 2. Dünya Savaşı başlamıştı ve diyelim ki Nazilerden sakınmak için biraz Nazi gibi davranmanın bir rasyonalitesi olabilirdi. 2. Dünya Savaşı'nın hemen sonrasında, Batı dünyasının 'Bizden misiniz, Nazi olarak mı devam edeceksiniz' diye sıkıştırması ile BM'ye girildiği, bunun için de haliyle Tek Parti lüksünü bırakıp 1946 yılında parlamenter rejime geçildiğinde, bu 'Diyelim ki'lerin bir kıymeti harbiyesi kalmış mıydı acaba?
Hayır, 1923'te de yoktu ama, 1946'da seçkin oligarşiye devam etmenin hiçbir gerekçesi artık kalmamıştı. Nazi Almanyası ve Güneş İmparatorluğu Japonya'nın bile sadece yarım nesilde ülke üzerinde taş üzerine taş koymamış savaşın etkilerinden sıyrılıp birer ileri demokrasi ve refah toplumuna geçmesi için dünyada ciddi ve olumlu bir rüzgar vardı. Avrupalıların genel mutabakatla sosyal demokratların yönetimine geçmesi ile 1945-1975 arasında 'cennet' bu ülkelere inmişti ve Türkiye de Batı kulübündeydi.
Üstelik 1946 seçimlerindeki alavare dalaverelerden sonra, Egeli laik bir ailenin oğlu olan Adnan Menderes önderliğinde 1950 seçimlerinde yaşanan zafer ile, ülke oligarşiden halk demokrasisine yumuşak geçiş için büyük bir fırsat yakalamıştı. Dert gerçekten bağımsız ve huzurlu bir ülke yaratmak olsaydı, bu tarihi fırsat normalleşme için azami şans görülür, ülke 2002'den sonra yakaladığı sıçrama fırsatını yarım yüzyıl önce değerlendirir, birkaç nesi kabus gibi bir ülkede fakirlik ve kan banyosunda debelenmezdi. Bugün ne Kürt, ne PKK, ne Alevi, ne Ermeni, ne de Kıbrıs meselemiz olmazdı.
Ama yok hayır, bu yol tercih edilmedi...
DP ve Menderes'in hataları ile bu süreç açıklanamaz. 1950 seçimleri öncesinde, bugün Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı ile sergilenen kurnazlıklarla önce iş kotarılmaya çalışılmıştı. Yıldıray Oğur'un 20.06.2014 tarihli yazısından iktibas edelim:
'1949 yılı. Seçimlere bir yıl vardı. Demokrat Parti, iktidara doğru yürüyordu. İsmet Paşa, ön almak için bir İslam açılımı yapmaya karar verdi. İlk İlahiyat Fakültesi, ilk İmam Hatip böylece açıldı. Daha fazlası gerekiyordu. 16 Ocak 1949'da babası müderris olan, üç dil bilen İlahiyat profesörü, Akif'in arkadaşı Şemseddin Günaltay böylece Başbakanlığa getirildi.'
Bu da yeterli olmayınca Menderes ve iki bakanını, Zorlu ile Polatkan'ı ibretialem için linç ederek astılar...
CHP mantığı hiç sıkılmadan sonraki elli yılda yaşanan kepazeliği siyasete yükler, askeri de yüceltir. Bir Başbakan'ın asılması, siyasete gözdağı olarak bilinçli tercih edilmiştir ve Demirel, Ecevit türü politikacıların düştüğü haller ve koalisyon dönemi hükümetlerin zavalıllığı bu tehdidin, yani vesayetin bir sonucudur.
Bugün Erdoğan'ın yıllardır sayısız darbe, linç, suikast girişimine maruz kalmasından, bunların başarısız olmasıyla başvurulan dindar çatı adayı saçmalığına başvurulması, 1950'lilerin bile gerisine düşüldüğünü ima ediyor. İnönü hiç olmazsa tehlikeyi fark ettiğinde önce Günaltay ile siyasi kurnazlığa başvurmuştu; bunlar önce darbelerin yanında durup, olmayınca sonrasında çatı adayına geçiş yaptılar.
Türkiye bunca acı ve kayıp yaşadıktan sonra ikinci defa önemli bir çıkış fırsatı yakalamışken, artık bu kadar tecrübemiz varken, yıl 2014 olmuşken bugün CHP, MHP ve seçkin vesayet ittifakının içinde debelendiği karanlık ibretliktir. Çözüm Süreci'ni çökertmeye çalışmalar, ekonomik bir kriz çıksın diye adak adamalar, bayrak indirmelere kadar düşmeler halk tarafından ibretle izleniyor.
İki yıldır 'Çözüm Süreci'nin yasal güvencesi ve Meclis katkısı yok' diye Erdoğan'ın diktatörlüğü kampanyasına malzeme taşıyanlar, 1915'in 100. yılı için cephane biriktirmek adına Ermeni kesilenler, taziye ve Çözüm Süreci yasası somutlaştığında, bunları önemli görmenin 'yandaşlık' olduğunu ilan edebiliyorlar. 19 aydır gençlerimizin ölmediğini hatırlatanları da 'demagog' olmakla suçluyorlar. Erdoğan'ı sert konuşmakla itham edenler, bir zihin çürümüşlüğü ile insanları yüzde 65'ini kontrol ettikleri gazeteleri ve profesyonel tetikçilerini çalıştırdıkları sosyal medyalarında linç ettiriyorlar.
Beceremeyip gazeteleri kapandığında da utanmadan demokrasi ve basın özgürlüğü ağıtları yakıyorlar.
İşte bu çürümüş zihniyet Çankaya seçimlerinde umuyorum ki tarihi bir yenilgi alacak. Çankaya ilk defa halkın iradesine geçecek. Vesayet bir kalesinden daha olacak. Cumhurbaşkanını ilk kez halk seçecek ve cumhurbaşkanının bu geçiş sürecinde hükümetle uyumlu çalışacak olması bu tabloyu tamamlayacak Erdoğan türü halkın iradesine ihanet etmemiş bir liderin bu makama geçmesi, Yeni Türkiye'nin kapısını aralayacak.
Tarih kimi yönleri ile tekerrür ederken, kritik yönleri ile tekerrür etmedi. 1960 veya 28 Şubat'taki gibi rezaletler yaşandı ama darbe girişimleri, kurnazlıklar başarılı olamadı. Çünkü halk ve siyaset çok daha tecrübeli.
Çünkü adalet önünde sonunda yerine gelir.
Bugünlerin değerini ve hangi yaklaşımın daha doğru olduğunu birkaç sene sonra daha net görebileceğiz. Samimi şekilde yanılanlar ve süreci hatalı okuyanlar da o günler geldiğinde 'iyi ki böyle olmuş' diyecekler.
Çünkü verilen mücadele AK Partili, CHP veya MHP'li ya da HDP'li ayırt etmeden herkesin çocuklarının daha iyi bir ülkede yaşamasına yol açacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları





























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019