Markar ESAYAN
Başbakan Erdoğan'ın Diyarbakır mitingini yaptığı günün akşamı 360 TV'nin davetlisi olarak 'Çözüm Masası' programına katıldık. Program yeri olarak Suriçi İçkale mevki seçilmişti. Bu güzel mekan, uzun zaman JİTEM karargahı olarak kullanılmış ve İlhami Işık'ın deyimiyle 'Ya öldürmek, ya da ölmek üzere insanların giriş yaptığı' bir yer olmuştu.
Bu büyülü mekana faili meçhullerin kazılarının yapılmasından sonra ilk kez gelmiş ve çok sarsılmıştım. 1993-1997 yılları arasında burada bulunan JİTEM karargahına beyaz Toroslarla girenlerden bir daha haber alınamıyordu. Çok uzun olmayan bir süre önce büyük bir vahşete tanık olan bir yerde Çözüm Süreci ve Yeni Türkiye konusunda program yapmak gerçekten çok anlamlıydı. İlhami Işık'ın programda dediği gibi, o dönem bu işkence ve cinayetleri yapanlar bugün inlerinde saklanıyordu ama, işte burada bizler barışı konuşuyorduk.
Şüphesiz Çözüm Süreci'nin bir ayağı da yarım kalmış, Fırat'ın ötesine geçememiş faili meçhullerin araştırılması ve adaletin yerine gelmesi olmalı. Nitekim 2012'de yapılan kazılarda ortaya çıkan kafatası ve kemikler, daha eski tarihli çıkmış ve kazının devamı da gelmemişti. Ergenekon ve faili meçhul davaları, nedense bir türlü bu bölgeye etkin şekilde sirayet etmemişti. Bu eksikliğin mutlaka giderilmesi gerekiyor. Belli bir ajandaya göre istismar edildiği anlaşılan bu davalar mutlaka ülkenin gündemine yeniden gelmeli, gerçekler ortaya çıkarılmalı.
Programın başlamasından hemen önce masaya çay bırakan bir Kürt genç adam bizlere '33 yaşındayım, doğduğumdan beri huzur görmedim. Lütfen artık barış sağlansın ve kaderimiz değişsin' diyordu. Batı'da bizler de çok sıkıntılar çektik. Ama Kürtlerin ödediği bedelleri ödemedik. Eski Türkiye'nin en büyük mağduru Kürt vatandaşlarımız. Bu ülkenin onlara gönül borcunu Çözüm Süreci ile ödemesi gerekiyor. Ölenler belki geri gelmeyecek, ama artık bu ülkede hiçkimse, devleti arkasına alarak kendi vatandaşına eziyet etmeyi aklına bile getirmemeli. Bu ise yapılan adaletsizliklerin cezasız kalmaması ile mümkün.
Sadece Diyarbakır'da değil, birkaç gün önce ziyaret ettiği Siirt'te ve tüm illerde barış ortamı kendisini o kadar belli ediyor ki, duygulanmamak elde değil. Geceleri sokaklar cıvıl cıvıl, insanlar uzun süren yıkıcı bir fırtınadan sonra dışarıya çıkmanın, kentlerinin, ilçelerinin sokaklarında özgürce dolaşmanın keyfini çıkarıyor. Bunun değerini Batı'dakiler anlamayabilir. Ama her evden bir veya daha çok faili meçhulün çıktığı bir coğrafyada bu eşsiz bir durum. Ve bunun mimarı ise Çözüm Süreci.
Bundan elli yıl sonra, tarih bugünleri yazdığında veya bugünleri yaşayanlar ve hala hayatta olanlar Çözüm Süreci'ni konuşacaklar. 'Türkiye' denecek, 'Çözüm Süreci ile iç barışını sağladı ve bu ülkede yeni bir siyasi iklim ve zihniyet yarattı. Türkiye'nin dünyanın ilk 10 gelişmiş ülkesi arasına girmesi, GSMH'nin 50 bin dolara ulaşması bu şekilde mümkün oldu.'
Bugün üzerinde günlerce durduğumuz pek çok spekülasyon, dezenformasyon veya bunları dillendiren 'önemli kişileri' kimse hatırlamayacak. Hatırlansalar bile, gerici güçler, barışa ve eşit vatandaşlığa karşı olanlar olarak tarihe geçecekler.
Başbakan Erdoğan Diyarbakır mitinginin başlangıç cümlelerinde 'Yol arkadaşım Diyarbakır, davam, derdim, hasretim Diyarbakır' diye başlıyor, en büyük tezahüratı da paralel yapı hakkındaki sözleri alıyordu.
Şu bir gerçek ki, Erdoğan'ın başına gelenlerin çoğu Çözüm Süreci'ne, yani Türk-Kürt barışına tevessül etmesinden dolayı geldi. Yeni Türkiye'nin giriş kapısı Çözüm Süreci'nden geçiyordu ve tüm mesele de bu noktada koptu.
17-25 Aralık darbesi, Yeni Türkiyeyi engellemek ve üç seçimi bu yönde etkilemek için yapılmaya çalışıldı ama başarılı olamadı. Kürtler ise, Öcalan'ın hem Gezi hem de 17-25 Aralık'ı darbe olarak teşhis etmesiyle bu yangına ateş taşımadı. Fırsatçı veya dar zihinle davranmadı, risk aldı ve tercihini halkların barışı yönünde kullandı. Bu anlamda, Yeni Türkiye'nin iki ana kurucu gövdesi AK Parti tabanı ve AK Parti ile HDP'de konsolide olan Kürtlerdir. Bu tarihi sürecin önemini geniş halk kitleleri son derece iyi anlamış durumda. Diyarbakır da buna dahil.
Bu noktada, HDP'nin önce CHP'li Rıza Türmen'e adaylık teklifi götürerek ittifak kurmak istemesi, CHP'nin 'Sizle birarada olamayız, yerimiz MHP'nin yanı' demesiyle, Selahattin Demirtaş'ta karar kılması, Demirtaş'ın ise cemaat dilini seçim propagandası seçerek ulusalcı, seçkin beyaz Türkler ve can çekişen sol mahalleyle kampanya yürütmesi dikkat çekiyor.
Erdoğan haklı; CHP Kürt meselesinin mimarı ve bu konuda bir yüzleşme yapmış da değil. Çözüm Süreci'nin en hassas noktasında, Meclis'ten tarihi bir yasa çıkmışken, HDP'nin CHP ile ittifak kurmak istemesinin sırrını çözmek mümkün değil. Bu tercihin Öcalan'ın vizyonu olması da mümkün değil.
HDP'nin eski Türkiye'nin sembollerinden marjinal bir kesime partisini kiraya vermesi kötü bir siyaset. Bunun dindar Kürt tabanında rahatsızlık yarattığını da gözlemledim. Umalım ki bu kötü siyasetten vaz geçilsin ve HDP Yeni Türkiye'nin kurucusu olma ciddiyetiyle, bu ülkenin hasretini çektiği bir muhalefet partisine dönüşsün.
Bu ülkenin en son ihtiyacı olan şey bir Kürt CHP'si çünkü...
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Operasyon çökünce...
9.05.2019 - Kızgın demiri soğutma yöntemleri...
2.05.2019 - Müzik ve terör örgütü listelerinin benzerlikleri...
24.04.2019 - Taşın altına elini yine Erdoğan koydu...
21.04.2019 - Millet İttifakı neye kuluçka oldu?
18.04.2019 - Organize kötülüğün peşini bırakmayacağız...
16.04.2019 - CHP'nin 2019 resmi
13.04.2019 - Mazbata fetişizmi neye delalet?
10.04.2019 - 31 Mart’ta Türkiye neyi başardı?
3.02.2019 - Bu seçimin adaletsizliği…
28.03.2019
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































satis
Sevgili OYA Bence yazdıklarındaki ama ve benzeri gerekçeler fazla zorlama olmuş. Tum yaşamımda askerın rolune baktığımda, En ıyı general hapisteki generaldir kanaatıne ıkırcimsiz varıyorum. BILDİĞİM KADARIYLA SEMIN YAŞAMINDA ASKERIN ROLU DE BU SEVGİLER.SAYGILAR M.SATIŞ. STOCKHOLM
ilkerdemir
genelkurmay başkanı Mahmut değil Memduh Tağmaçtı yanlış hatırlamıyorsam..