Markar ESAYAN
Dinle bilimi uzlaştırmaya çalışan sentezciler her zaman (Aydınlanma’dan/Galile’den beri) olmuştur, ama, bu çabalar, kabul etmek gerekir ki, kalıcı ve inandırıcı olamamıştır. Bunun nedeninin, bağdaşmaz iki dünyanın her ikisinde yaşamaya çalışanların sorunlu/çelişik halleri olduğu söylenebilir. Bağdaşma bulunmayan, birinin reddi temeli üzerinde kurulmuş bir tartışmayı/yanlış anlamayı/kasti eğretilemeyi yok saymanın sonucunda inanç sisteminin her zaman aleyhine çalışacak bir durumdur bu.
Dindarlar cennetten kovularak zaten gurbete çıkmışlardı. Ama Aydınlanma ile bu gurbetten de kovuldular ve bir nebze sükûnet bulabilmek üzere onlara çarpan şeyin ne olduğunu anlamak yerine, gurbetin gurbetiyle bağdaşma yollarını aramaya başladılar. Kendilerini, geliştirdikleri isbatlarla ne kadar iyi hissederlerse hissetsinler, bu his geçici oluyordu ve aşırı laikleşmiş dünyada bu çabalar şöyle tercüme oluyordu:
“Biz o kadar da tekinsiz, irrasyonel vahşiler değiliz. Bakın hastalandığımızda artık önce doktora gidiyor, sonra dua ediyoruz. (En fazla ikisini aynı anda yapıyoruz.) Bizi artık ne olur aranıza alın ve birazcık da saygı gösterin; en azından saygı gösteriyormuş gibi yapın.”
Geçen hafta biraz bahsettik ama aşırı laiklerin çelişkisi bağlamında ele aldık Descartes’ı...
(A)kılcılar kadar dindarlara çarpan kazanın müsebbibi de odur. Ah Descartes ah!
10. yüzyılın başında bizzat Hıristiyan azizler yasak meyveyi bir kez daha tadarak bilimde tanrısal ve doğal ayrımı yapmışlardı. Göreceliğin de sahneye çıktığı (tamam, Yunan’ı ihmal ediyoruz, ama, arada uzun bir unutkanlık süreci vardır) zamanlardır bunlar.
Tabii Aziz Anselm ve Aziz Abelard vd. bu açılımları yaparken, bir Descartes’ın ortaya çıkıp da yırtığı ters yönde bu kadar açacağını, Kilise’nin de bu yırtıkta kaybolacağını tahmin etmemiş olmalılar. Ama üzülmesinler, bu er veya geç olacak/olması gereken bir durumdu. Seçenekler oluşmadan tercihlerin değerinden bahsedilemez. (Hürriyet/Günah.)
Ne dedi Descartes: Madde özün uzantısıdır... Böylelikle varoluş birkaç kaideye indirgenmiş oldu ve Allah da bu düzenin sponsoru seviyesine düşerek aslında tasfiye edildi.
Bununla da kalmayacaktı tabii... Bu sefer de sahneye Nietzsche çıkacak, sorulmaması gereken tüm soruları sorup, cevap vermeye de tenezzül etmeden sahneden çekilecekti. “Dünya, gördüğümüz kadarı ne ise odur, sondur, ardında bir sır, uzam yoktur. Dünya/birey kendinde başlar kendinde biter ve şeyler de ne iyidir ne de kötü...”
Çıldırmasına şaşmamalı...
Çünkü dünyayı böyle kurup, anlamsızlık bataklığında ruhsuz bir nihilizme saplanınca, amaçsız terakkiciliğin, “yeni toplum” düzeninin adaleti aleladeleştiren (egalitarianizm) sahteliğinin verdiği tiksinti duygusunu birkaç zayıf formülle geçiştiremedi. Eskiyi kendince yıkmıştı ama yeninin temelsizliği, temel diye yutturulan bürokrasinin kötücüllüğünü fark etmişti. Şimdi, Anselm, Abelard, Descartes ve o, konuyu uzun uzun tetkik ediyor olmalılar.
Hegel’e göre, hiçbir çağ kendisini o anda kavramsal olarak kavrayacak yeteneğe sahip değildi. İnsan da kendisini düşünürken, sanki son halini kavramış gibi davranır ama bence hep bir süre önceki kişiyi (o da muhtemelen epey yanlış) anlamıştır. O nedenle, bugünü aslında bugünle aynı olmayan, gerçekte asla tekerrür etmeyen geçmiş üzerinden anlamaya çalışırız hep. Oysa tarihin anlamı, bize kim olduğumuzu anlatmasıdır.
Bize çarpan şeyin çarpmaması beklenemezdi. Aklın aşırı laikleşmesi, yeni bir kavram gibi durur ama, bu bildiğiniz Kutsal kitaplardaki gurbete neden olan önce kendi yoluna gitme, sonra serbest iradenin işlevini/kaynağını yitirecek ölçüde aşkınlaşmasını (köleleşmeyi) ima eden bildik hikayedir.
Hasılı, (A)klın aşkın muhtariyeti çok eski bir hikâyedir, Aydınlanma ile daha ileri bir noktaya taşınmıştır. Olması gereken olmuştur. Dindarların böyle bir muhtariyetle bağdaşma şansı yoktur (olmamalıdır); çünkü bilimi dünyayı ruhsuzlaştırarak geliştiren aşırı laik (A)kıl henüz tövbe etmemiştir. Evrensel bir sentez, ancak bu seküler tövbeden, yol açtığı felaketler, işgüzarlıklar, terakki kamuflajı ardında yaratılan cehennemlerden ötürü bir yüzleşme yaptıktan sonra mümkün olabilecektir.
Bir bilim, kültür tövbesi yaşanmadan, hem dindar olmak, hem de o dünyanın ölçütlerinde saygınlık aramak doğru bir tanıklık olmadığı gibi, özün erozyonu anlamına gelir. Bu çabanın sonucu bazen koloni aydını, bazen de IŞİD şeklinde tezahür eder. Ama formu ne olursa olsun, sürekli olarak savaştığı şeyi güçlendirir.
Sorun bilim, akıl vs. değil, bunların yanlış işlevselleşmiş olmasında. Sorun, aklın ve ruhun birbirine rakip olduğuna, düşman veya en azından aralarında bir ast/üst ilişkisi bulunduğuna dair yanlış çıkarımdır.
Anlamın içi boşalmıştır. Onu doldurmak için hem (a)kla hem de ruha ihtiyaç var.
Bunca laf kalabalığının özü budur.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019