Markar ESAYAN
Yıllar önce Portekizli bir yazar ile uzunca sohbet etmiştim. Türkiye’yi tanımaya çalışıyordu ve ortalama bir Avrupalı/ABD’li entelektüele özgü niteliklere sahipti. Türkiye hakkında son derece bilgisizdi ve sahip olduğunu farz ettiği bilgiler de aslında Türkiye'ye dair değil, tüm Doğu hakkındaki yalınkat kolonyal genellemelerdi. Yani bu yazar kardeşimiz, bana sorduğu soruların aynısını Tunus, Mısır veya Endonezya için de rahatlıkla sorabilirdi ve eminim fırsatını buldukça da soruyordu; çünkü endişeliydi.
Bana radikal “İslâmın” korkunçluğundan, Türkiye’nin karanlık çağlara geri dönme ihtimalinden sıradan bir Kılıçdaroğlu konuşması veya Sözcü yalınlığında bahsetti ve sözlerini bitirip eli yükselteceğime olan güvenle gözlerimin içine baktı.
Adamcağızın her sözünde, kurduğu her cümlede ve yüzünde oluşan mimikte, kendi uygarlığının yanılmazlığına, mükemmelliğine, birliğine ve tekliğine ne denli iman ettiğini, buna tezat konumlandırdığı Doğu’dan ne kadar korktuğunu/tehdit gördüğünü anlayabiliyordunuz. Yazar benden önyargılarını doğrulamamı, ama buna rağmen tehlikenin asla gerçekleşmeyeceğine dair iç rahatlatıcı sözler umuyordu.
“Ne kadar hazırlıksızsınız” dedim.
Şaşırdı ve «Neye» diye sordu.
“Din geri dönüyor” dedim. “Ve sizin hiçbir hazırlığınız yok. Neye, kimlere dair konuştuğunuzu bile bilmiyorsunuz.”
Devam etmemi beklercesine suratıma bön bön baktı.
“Aydınlanmayı dine, cemaate ve Allah’a savaşa çevirdiğiniz için, değerli keşiflerinizi de kirlettiniz. İnsanın bütünlüklü yapısına karşı savaş açmanın aptalca bir şey olduğunu göremeyecek kadar kibre kapıldınız. Bireyin cemaatle ilişkisini kesip atomize olmasını sağladınız. Böylelikle toplumsal vicdanı, kolektif sorumlulukları parçalayıp bürokrasinin çeşitli alanlarına devrederek en önemli sigortanızı iktidar tekellerine devrettiniz. Şimdi de çok korkuyorsunuz ve korktukça da uygarlığınızın en değerli kazanımlarını balonu yükseltmek için aşağıya atıyorsunuz. Irak’ta, Afganistan’da, Suriye ve Afrika’da...”
Adam şaşırmıştı. Sonra sarsılmış bir ifadeyle “Biz karanlık çağlardan çıkmak için çok bedel ödedik, çok kan döküldü. Bireyin özgürlüğü, aklın merkezi bir önem kazanması, ifade özgürlüğü için mücadele ettik. Ve şimdi yeniden o karanlık çağlara dönmekten çok korkuyoruz” dedi.
Ben de kendisine ne Ortaçağ’ın sandıkları gibi karanlık bir dönem, ne de sonrasının pîr ü pak olduğunu, iktidar-toplum ilişkilerini toplum lehine sürekli esnetmekle görevli olduğumuzu hatırlattım. Dine açtıkları savaşın bir özgürleşme olamayacağını, hegemonyanın dini yapılar içinde gizlenebileceği gibi, demokratik görünen kurumlar üzerinden de aynı şeyin yapılabildiğini anlattım.
Adamdan ayrıldıktan sonra aklıma Türkiye’deki durum geldi. Batıcılaşmanın başladığı tarihten itibaren aslında Batılı yaşam biçimi üzerinden dönüştürülmüştük.
Avrupa, Aydınlanma sürecinde 19. yüzyılın üçüncü çeyreğine geldiğinde artık Hıristiyanlığı bir kültürel kabuğa çevirmiş ve tasfiye etmişti. Burada Batı ve Doğu Hristiyanlığı birbirinden iyi ayrılmalıdır. Birisi (Batı kilisesi) teslim olmuş ve hatta Batı’nın hegemon aygıtları tarafından dönem dönem kullanılmıştır. Doğu kiliseleri ise, Türkiye’deki dindarlara benzer şekilde, egemenlik alanlarına uzak tutuldukları oranda paradoksal şekilde otantik kalabilmişlerdir. Aslında bir bakıma, İslam ve Doğu Hıristiyanlığı birlikte dayanışma göstermiştir.
Batı’da yaşamasına izin verilen Hıristiyanlık, tıpkı bizdeki Gülen cemaati gibi içinde Batılı yaşam, kültür, yani iktidar biçimlerini taşıyan bir konteynıra dönüşmüştür. Gittiği ülkeyi yaşam biçimleri üzerinden dönüştürür ki bu bir vesayettir. Bu illa ki Güney Kore’de olduğu gibi kitlesel din değiştirmelerle gerçekleşmez, bunun yapılamadığı yerde Batılı kültür ve yaşam biçimiyle toplumun bir kısmını “convert” eder.
Dolayısıyla, Türkiye’nin en az dörtte biri kültür değiştirmiştir. Hegemonya, devşirdiği bu seçkin kesimler üzerinden o ülkede vesayet kurar, o kesimle birlikte çalışır. Bazen işi bittiğinde Ruanda’da olduğu gibi oradan aniden çekilir ve birbirinden farklılaşmış, sömürü boyunca birbirine düşman edilmiş kardeş halklar birbirini katleder.
Ehlileşmeyen, özgünlüğünü korumaya çalışan, nihai iktidarı Allah’a veren, üst anlam ve ortak ahlak ufuklarına sahip çıkan bir İslam, Hıristiyanlık v.d. tehdittir.
Türkiye de bu anlamda operasyona uğramış bir toplumdur. Düzeltmeyi Erdoğan ve AK Parti kitlesinin yapıyor olmasından daha normal bir şey olamazdı, çünkü duyguları, kültürleri, anlam dünyaları tamamen ele geçirilmemiş yegane kesim onlardı. Aynı zamanda, Kemalist bir aptallık iyi sonuçlar vermiş, dindarlar yağmaya/devlete ortak edilmeyerek ve çeperde tutularak devşirme işinin nispeten dışında kalmışlardır.
İşte Kemalistlerin bu aptalca hatasını telafi etmek için paralel cemaati devreye soktular. Türkiye’nin dindarları bu dini görünümlü cemaat üzerinden devşirilecek, İslam’ın içini bizzat dindarlara boşalttırarak sadece kültürel bir kabuk haline getirecek, onun özgün kapasitelerini sökeceklerdi. Mehmet Altan’ın 2011 tarihli Kent Dindarlığı kitabındaki “İnancını kültür olarak algılayan, güngörmüş ve gelişmiş Müslüman” diye sunduğu bu türden bir vizyondu.
Şimdi Erdoğan’dan neden bu kadar çok nefret ediyorlar, anladınız mı?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları



































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019