Markar ESAYAN
İnsanın doğumu ve ölümü arasında geçen, adına hayat dediğimiz “şey” nasıl anlam kazanır? Biz neden bu soruları soruyoruz? Neden hayatı, geçmişi, şu anı ve kendimizi sorguluyor, neden rahatı ancak bir anlamın içinde bulabiliyoruz?
Bu her inançtan mütedeyyinlerin sadece kendilerinin yaşadığı bir sorgulama olduğuna inandığı bir durum bu. Oysa öyle değil. Ateistler ve “tamam, evrende bir enerji var ama” diyen bilinmezciler dahil herkes ölümden sonrasına aslında inanıyor.
Mesela tanrı tanımaz Marks ölümden sonrasına inanmasaydı, neden insanlık için kendi meşrebince o tuğla gibi kitapları yazardı ki? Düşünce sistemlerinde Allah yoktu ama, aslında bilerek bilmeyerek kendi hayatlarının anlamını manevi bir bağlamda, ölümden sonrasında buluyorlar, kalıcı olmak istiyorlardı.
Yani bu ihtiyaç insanın fıtratında olan bir şey. Ölüm insanın dostu. Çünkü bu çalkantılı, yoğun ve akıl çelici hayatta onu bir çıpada tutuyor, ömrünü bir anlam bağlamına oturtmak için içsel güç/ihtiyaç ortaya çıkartıyor. Ölümün dini ve aydınlanmacı yorumlanışı çok kritik bir ayrımı ortaya çıkardı. Ölümden sonrasını, “Bizden sonra yaşayacak insanların durumu” olarak yorumlayanlar, kendilerinden sonraki dünyayı ve insanlığı bir nizama sokmak için mühendisliğe soyundular.
Böylelikle üst anlam ufkunu yitirdiler, kutsallarını, tabularını, hadlerini kaybettiler. Oysa bunlar insanın canavarlaşmasını önleyen en etkili çıpalardı. Allah korkusu/sevgisi basit bir olgu değildir. Kant, insanın kendisini kendi iradesiyle sınırlandırdığı anda insanlaştığını, aksi takdirde bir canavar olacağını söylerken haklıydı. Modernite, hümanizm, Allah merkezli dünya anlayışında sorunlu alanlara çözüm getirmek yerine, bu dünyanın tamamını hedef aldı ve Avrupa'da bunu yok etti. Daha yumuşak, insanı ruh ve beden olarak parçalamayan bir hakikat fikri yerine, kendisini yeni kutsal ve yeni dogma olarak ilan etti.
Bu tanımdan ve ölümle kurduğu ilişkiden çıkan “dava” kavramı bütün ahlaki çıpalarından kurtuldu. İnsan aklı ile seküler cenneti yaratmaya dair inancın kibri, dünyaya cehennemi hakikaten indirdi. Dindarlar pre-modern dönemde günahsız, kilise vs. sorunsuz, eli temiz değildi. Ama burada artık bütün sınırlar kırılıyordu. İnsanın günah işler, kötülük yaparken gelip dayandığı üst anlam ufku artık yoktu. Kötülük olağanüstülüğünü kaybetti ve sıradanlaştı.
Bu anlamda, Osmanlı'nın yönetim zihniyetinin merkezinde yer alan adalet kavramını önemsiyorum. Doğu'nun ve ülkemizin hala Allah merkezli bir yaşam sürdürmesi, hele bunun için ağır bedel ödüyor olması da çok değerli. İşte Mursi'ye idam cezası verildi. İslam'ın şu anda radikal aydınlanma ve vahşi kapitalizm ile post kolonyalizmin karşısında fethedilmemiş tek rakip olarak görülmesi, doğrudur, böyledir. Çünkü onlar İslam'a bir inanç sistemi olarak değil, kontrol edemedikleri bir organizasyon olarak bakıyorlar ki, o da doğrudur. Türkiye ise melez karakteri ile hem Allah merkezli çıpalarını koruyan, hem de Batılı da bir ülke.
Ama benim Batılılaşmadan anladığım, Batıcılaşma, İslam'ın Avrupa Hıristiyanlığı gibi kültürel bir kabuk haline getirilmesi, iç enerjisini kaybetmesi değil. Eğer bizler Yeni Türkiye'yi kurarken inancımızı, aile değerlerimizi, geleneklerimizi (gelenek, değişim içinde evrensel olanın korunduğu bir müessesedir, gericilik değil) kaybedeceksek, öyle ilerleme eksik olsun.
Belki Yeni Türkiye sürecinin değer ve öneminin tam farkında değiliz. Yeni Türkiye süreci, beden ile ruhu, maneviyat ile cismaniliği, birey ile toplumu, akıl ile vicdanı yeniden birleştirecek bir maya olabilir. Belki Rönesans veya 1789 Fransız İhtilali'nin bir benzeri şekilde, tüm mazlum ülkelerin ve hatta değer/vizyon tıkanması yaşayan Batı'nın örnek alarakçıkış yolunu bulabileceği bir domino etkisi yaratabilir.
Dün yaptık, bugün neden yapamayalım ki? Hamle sırası Doğu'da…
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019