Markar ESAYAN
Evrenin bir işleyişi var. Termodinamik yasasına göre çürüme kânûnuna tâbiyiz. Varolan her şey o an ölmeye, çürümeye de başlıyor. Canlı cansız, organik inorganik tüm varoluşun içinde olduğu kânûn bu.
İnsan cennetten kovulup dünyaya düştüğünde, kaynağın merkezinden koptuğu için bu yasaya tabi oldu. Âdem doymak için toprakla cedelleşecek, Havva acıyla doğuracaktı.
İster çoğumuz gibi tüm varoluşu Allah'ın yarattığına, ister Newtoncular gibi yaratıp tatile çıktığına, ister ise her şeyin rastlantı eseri oluştuğuna inanın, sonuç değişmiyor, çürüme ve ölüm kânûnuna tâbiyiz.
Bir şeyi kendi haline bıraktığınızda, o şey dirileşmiyor, tazelenmiyor, çürüyor ve bozuluyor.
Çoğu şeyi doğduktan sonra ve aklımız başımıza gelirken kucağımızda bulduğumuz için, onları sorgulamıyor, onlara yabancılaşmıyor ve üzerinde düşünmüyoruz, genellikle...
Bu ne anlama geliyor? Hayatımıza nasıl yansıyor?
Her şey için çürümeyi önleyecek, geciktirecek, dirileştirecek ek bir enerjiye, çalışmaya ihtiyaç var. Çocuğun büyümesi, serpilmesi, hayatın zorlukları ve tehlikelerinden korunması için anne ve babanın o oranda çaba sarf etmesi, kendisini çürümeye kalkan yapması gerekiyor mesela.
Sonra o çocuk büyüyor ve aynı şeyi kendi çocuğu için yapıyor. Bu zincir bozulursa, mutsuzluk ve kaos artıyor, çürüme etkisini yaşamı kökünden sökecek kadar arttırmaya başlıyor.
Benim için siyasetin de, 1 Kasım seçimlerinin de anlamı bu.
Siyaset, toplum için, toplum adına kurban olmayı gerektiren bir müessese.
İnsanların daha iyi, daha güvenli ve daha mutlu yaşamaları için siyaset kurumu insan uygarlığının keşfettiği en ileri organize olma kurumu. Müthiş bir imkan. Tabii doğru kullanılırsa.
Ülkeyi iyi yönetebilir, iyi muhalefet yapabilir ve onu daha mutlu insanların yaşadığı, pırıl pırıl bir yurt haline getirebilirsiniz.
Bunu yaparken, etkilerinin de nerelere varacağını bilemezsiniz. Sadece ülke insanına değil, komşu ülkelere, hatta dünyanın öteki ucundaki ülkelere ilham kaynağı olabilir, Afrika ve Asya'nın talihsiz diyarlarında ensar görevi üstlenebilirsiniz.
Bir düşünün; 2011 genel seçimlerinde farklı bir iktidar aritmetiği oluşsaydı, bugün iki milyon üç yüzbin Suriyeli ve Iraklı sınırları geçemeyecek, çoğu ölmüş olacaktı. Ve bizler bu veballe yaşayacaktık.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde vaatleri arasında sınırları kapatmak ve gelenleri geri göndermek olanlar bugün hatalarını anlamış veya toplumun vicdanı karşısında geri adım atmış görünüyorlar.
Az daha bu “ufak” hata milyonlarca insanın hayatına maloluyordu.
Çürüme işte bu...
Çürümeyi önlemek bir tarafa, onu arttıran bir ilkesizlik siyaset olarak tanımlanamaz.
AK Parti belki bu konuda ağır bedel ödedi, hiç önemli değil. Çocuklarımıza yüzlerce yıl anlatılacak bir insanlık hikayesi bıraktık, dünyaya örnek olduk, ülkede siyasetin sadece kurnazlık, real politik veya ayakoyunu olmayabileceğini ispatlayan bir zoru başardık.
Evet, evrende bir çürüme kânunu var. Ama Yaradan, onu dengeleyecek başka mekanizmalar da kurmuş; bereket kânunu gibi...
Çürüme kânununa kendinizi sonuçlarından bağımsız olarak siper ettiğinizde, bereket kânûnu da harekete geçiyor.
Çünkü Yaradan, çürüme kânûnunu evren, insanlar acı çeksin, mahvolsun diye değil, iyi ve kötü olgunlaşsın diye koymuş. Öyle ki, ilahi adâlet tecelli ettiğinde, kimsenin söyleyecek sözü olmasın, yargı kesin olsun.
Bu dünyâda, yaşamı desteklemek iyilerin, çürümeyi desteklemek kötülerin, tarafsız kalmak ise ahmakların payına düşendir.
İyiniyet yanlış hareketleri aklamaz, ama sonraki doğrulara kapıyı aralar ve Allah affedicidir.
Lakin tarafsız kalmak bencilliktir, bencillik soyut ve somut dünyânın kanseridir.
Bence siyâset yapanların bu kuralları küçümsememesi ve ciddiye alması gerekir. Çünkü siyâsetle iştigal eden, yetki kullanan kişiler toplumsal sonuç doğuran kararlar alırlar.
Hasılı, oy kullanmak da kabine girip damgayı basıp sonra unutacağımız bir eylem değildir. Her şeyi bilemeyiz, bilebildiğimiz kadarından sorumluyuz, ama tercihlerimize özenebiliriz.
Bu hafta bir tercih yapacağız ve hayâtımız değişecek. Olumlu veya olumsuz anlamda. Her şey bir anda güllük gülistanlık olmayacak ya da ülke bir günde cehenneme dönmeyecek, lakin bir sürecin başlayacağı kesin. Etkilerini görmek için çok da uzun beklemeyeceğiz.
Artıları ve eksileri sıralayacak ve onu bir oya indirgeyeceğiz.
AK Parti hatâlardan münezzeh değil, ama hatâlarından öğrenen bir parti ve ne yalan söyleyeyim, bu ülkenin başına gelmiş en iyi şeylerden biri.
Bu fırsatı kaçırmayalım, çürümeden değil, bereketten yana olalım, derim ben.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019