Markar ESAYAN
Bazen kişisel veya toplumsal hayatımızda önemli kırılma anları olur. O kırılmanın pozitif veya negatifliğine bağlı olarak, hayatımızın değişeceğini düşünürüz. Doğrudur; mutlaka değişir. Daha zor veya daha kolay günler bizi karşılayabilir. Ancak hayat sona ermez.
Genellikle ağır kırılmalarda hayatın sona ereceğini veya bir cennete varacağımızı farz ederiz.
O da öyle olmaz. Her başarı kendi handikapları, her başarısızlık da kendi imkanları ile bize gelir.
Verdiğimiz her kararda hayat değişmektedir. Toplumsal hareketler ise dünyayı değiştirmektedir. Değişim keskin olursa bu değişimi
daha kolay fark ederiz. Tedrici değişimler ise yavaş yavaş üzerimizde etkilerini gösterir.
Kişi ölene, dünya yok olana kadar değişim devam edecek. Bizler de kararlar almaya, bu kararların sonucuna katlanmaya, mücadele etmeye devam edeceğiz.
O nedenle, varoluş devam ettiği müddetçe, ümit de kavga da son bulmaz. Dolayısıyla hem ümit hem ümitsizlik birbirinin içine geçmiş şekilde varlığını sürdürür ve bizlere hayata nasıl bakacağımıza dair bir seçenek sunar.
Bu nedenle, hayatla, toplum ve insanlarla ilgili kesin yargılara varamayız. Dünyanın en zengin toplumları veya insanları dünyanın en mutluları değildirler mesela. Maddenin merkezi önem kazandığı modern zamanlarda böyle kabullenme eğilimi olsa da, hayat bu kabulü doğrulamaz.
Çünkü mutlu olma meselesi, maddi şartlar kadar, manevi zenginliğimizle, hayata bakış açımızla ilgilidir. Bu bakış eğer sorunluysa, dış şartlar bir oyalanma vesilesi ve hatta insanın sırtında bir yük olur. Doğru ya, para ve başarıyı mutlu olmanın merkezine koyduktan sonra, bu amaç gerçekleştiğinde mutluluk ve huzur ortaya çıkmıyorsa, kişi tüm ümidini kaybeder.
Geçtiğimiz günlerde ağır bir kanser hastasını ziyaret ettim. Henüz yeni evli bir genç kadın, ağır ve acılı bir hastalık süreci yaşıyordu. Kocası ona, o kocasına aşıktı ve birbirlerine doyamadan bu ağır hastalık üzerlerine çökmüştü. Zaten zar zor, borçla kurdukları yuvada rahat yüzü görmeden büyük sorunların içine yuvarlanmışlardı. Ben onları nasıl teskin edeceğimi düşünürken, o evde teskin edildiğimi, bu yüce yürekli insanların çevrelerine büyük bir tanıklık ifa ettiklerini fark ettim. Sevgileri, şükürleri, tevazuları, çabaları etraflarına ışık gibi yansıyordu. Evet, çok üzücü bir durumdu ama o evde ümitsizlik yoktu.
Rahmetli babam, nasıl bir hikmetse, gençken hastanelerin acillerine, ağır ceza mahkemeleri duruşmalarına gidermiş. Bunu bana anlattığında garipsemiştim. Bunu daha fazla şükretmek ve hayatı tanımak için yaptığını söylemişti.
Stefan Zweig, 2. Dünya Savaşı sırasında Avrupa'yı terk ederek Güney Amerika'ya gitmiş, daha sonra da “Dünyada ayaklarımı basacak bir yer kalmadı” diyerek karısıyla birlikte intihar etmişti.
Bu ve buna benzer tavırları çok kibirli bulmuşumdur. Auschwitz'de insanlar ayakkabılarını yiyerek hayatta kalma mücadelesi verirken, dünyanın bütün yükünü kendi sırtına hissederek oyun dışına çıkmanın, kibrin başarısızlık karşısında kendisini imha etme eğilimi ile açıklamak mümkün. Biz kimiz ki dünyanın bütün sorumluluğunu üzerimizde hissedelim? Cioran'ın dediği gibi: “Her gün bir insanın içinde sahte bir peygamber doğar ve dünya daha da kötü bir yer haline gelir.”
Hazreti Ali: “Zalimin karşısında eğildiğinde hakkını, doğrulduğunda ise şerefini kaybedersin” demişti. Bana bu değerli sözü hatırlatan Mustafa abiye de buradan selam ederim.
İnsanın izzetini kaybetmesi gerçek ölümdür.
Mutluluk ve huzur zenginlik veya başarı geldiğinde değil, insan izzetini ve insan olma şerefini koruduğunda, arttırdığında gelir. Şüphesiz fakir olmak bir günah olmadığı gibi, zengin olmak da değildir.
O yüzden kendi kararlarımıza sahip çıkmalıyız. Çünkü gelecekteki biz, o kararların kuluçkasında saklıdır. Hayata karşı aldığımız tavır, kendimizi hayatta ve toplumda konumlandırma biçimimiz kritik önemdedir. Bu konuda sorumluluğu başkalarına devredemeyiz. O nedenle hem dinlerde, hem hukukta akli dengesi yerinde olmayanların cezai ehliyeti yoktur. Sorumluluğumuz bize verilenler kadardır.
O nedenle zengin, güçlü kişiler, öğretmen niteliği kazanmış olanlar, yöneticiler, din alimleri, anne ve babalar, kendilerine emanet edilenlerden sorumludur. Kendisini diğerlerinden daha zeki, güçlü ve muktedir bulan insanlar sevinmemeli, bunların hesabının mutlaka verileceğini bilmelidir.
İnsanları, hatta kendimizi kandırdığımızı düşünebiliriz. Bu büyük bir yanılgıdır. Bu yanılgı büyük bir pişmanlık veya artık bu pişmanlığı hissedemeyecek denli canavarlaşmış, duyarsızlaşmış, insan olma izzetinden mahrum kalmış bir varlık olarak bizlere döner.
Bu ve bunun gibi yazıların hesabı da bunları yazandan mutlaka sorulacaktır. Zannedilenin aksine, bizi yargılayacak olan bizim sözlerimiz, eylemlerimiz olacak.
Hayırlı seçimler diliyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları






































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019