Markar ESAYAN
Eğer sokaktan geçen bir kişinin şakağına bir silah dayayıp sekülerlik ile kutsallık arasında bir tercih yapmasını isteseydik mecburen bir tercihte bulunurdu. Örneği abartmış olsak da, ikisinden birisi hakkında tercih yapmaya zorlandığımızda kimimiz seküler, kimimiz kutsalı tercih ederdik.
Aslında abartan biz değiliz. En az 300 yıldır ama iki dünya savaşı öncesinde doruğa ulaşacak şekilde özellikle Avrupa ve dünyanın dört bucağında birey ve toplumların şakağına böyle sembolik bir silah dayanmış, insanlar seküler çöle göçe zorlanmıştır.
Neyse ki, bu süreç gücünü yitirdi ve daha nötr bir döneme girmiş durumdayız.
İnsana dair şeyleri böyle ayırıma tabi tutmak hayatta karşılığı olmayan bir fantezidir. İnsan çok karmaşık bir bütünden oluşur. O bütün kökünü insanın tarihinden alır ve “şimdiki zamanda” sürekli olarak devinir. Gelenek de, aslında zaman içinde dayanıklılığı tecrübe edilmiş değerlerin kurumsallaşmasıdır.
Batı uygarlığı, Aydınlanma, Fransız, Sanayileşme Devrimleri ile modern sürece girdiğinde, ortaya çok okkalı bir paradigma koydu. İnsanlığın birçok ihtiyacını karşıladı. Bu paradigma Türkiye dahil tüm dünyayı etkiledi ve epey de tektipleştirdi.
Ancak proje Türkiye'ye ait olmadığı ve halk kenarda kaldığı için etkilenme Avrupa toplumları kadar şiddetli/suni olmadı. Türkiye'nin modernleşmesi daha çok askeriye, sonra da tüm bürokrasi şeklinde devlet kurumlarında ve arızi gerçekleşti. Ülkedeki batıcıların elitleşmesi ve kırsal bölgelerde yaşayan halkla yabancılaşırken, onu kamusal alan ve haklardan mahrum bırakma eğilimi, paradoksal olarak, dindarların daha yumuşak ve daha doğal bir süreci yaşamasını sağladı.
Böylelikle dindarlar, modern hayatın sunduğu çok çeşitli mönüyü kendi kültür ve inançlarıyla çatışmadan, Batı'daki veya bizim Batıcılarda olduğu gibi, kendisine yabancılaşmadan kullanmayı bildi, onları kendisine uydurdu. Bugün Türkiye'deki dindarların şiddete eğilimli olmamaları, kendisi ile barışık halleri ve demokrasiyi/laikliği daha evrensel halleriyle yorumlamaları, onu kendi inanç ve değerlerinin imbiğinden geçirmeleri nedeniyleydi.
Elitlerin dindarları taşrada kendi kaderine terk etmeleri, dindarların çok sıkıntı çekmesine yol açtı ama, toplumsal kimyalarına müdahale o oranda asgari düzeyde oldu. Avrupa'daki gibi din kurumu ile halk arasında yaşanan sert kırılma Türkiye'de hiç yaşanmadı. Batıcı elitler ise bunu Batı hayranlığı ile kendilerini gönülü denek olarak sunarak yaptılar. Çünkü kendilerini yenene tabi olmak isterken, bunun ekonomisini de sahiplendiler. Ama bu durum sadece
tüm toplumun kabaca dörtte birine (bence gerçekte çok çok daha azına) denk geldi.
Böylelikle, 1980'lerde küreselleşme rüzgarları güçlendiğinde şehirlere gelmeye başlayan dindarlar, sekülerleşmenin etkisini yitirdiği bir ortamda kendi meşreplerince kentleşmeye başlarken, modernleşmeyi de sürdürdüler. Ama bu modernleşme Batıcı laikler gibi suni değil, doğal gelişti. İmam Hatip Liseleri de 1950'lerin aksine, taşralı değil, daha çok şehirli dindarların çocuklarını kabul etmeye başladı.
İslam'ın tüm coğrafi şartlara uyum esnekliği burada önemli bir şans oldu. İslam değerleri taşrada olduğu gibi kentte de yaşanabilirdi ki, zaten İslam bir şehir diniydi. Yani illaki seküler ile kutsalın birbirine tezat olması gerekmiyordu.
Burada, beyaz Türklere “Bakın dindarlar ne kadar da güzel modernleşiyorlar, onlardan korkmayın” deme amacında asla değilim ve bu yaklaşımlar beni çok rahatsız eder. Çünkü birilerini olağan şüpheli gören bu kibirli bakış açısı yıkıcı sonuçlar doğurmuştur.
Yazıyı, din, kültür, modernite, sekülerizm konularında iyi bir kaynak olan “21. Yüzyıl'da dinin geleceği, kutsalın dönüşü” kitabının yazarı Prof. Dr. Ali Köse'nin tesbiti ile bitirmek yerinde olacak.
“Sekülerleşmeyi katı bir çerçevede algılamak yerine, seküler ve kutsal olanın kutuplaşmaya gitmek zorunda kalmadan birbirini etkileyebileceklerini gösteren yeni bir paradigmaya ihtiyaç vardır.”
Yarın da bu öneriyi araştıralım.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019