Markar ESAYAN
Hürriyet’in 13 Nisan 2012 tarihli sayısında Ertuğrul Özkök’ü okurken böyle bir yazı yazmayı aklıma not etmiş, sonra unutmuştum. Özkök’ü, sosyoloji ile ilgilendiğim için genelde semptomatik olarak, veri toplamak için okurum. Ona denk gelen toplumsal kesimin travmalarını, değişen eğilimlerini onun üzerinden okumak gibi bir tembelliğimiz var, doğru, ama veri değeri olmadığını da kimse iddia edemez.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, [Özkök, yazıyı buna ayırdığı hâlde Başkan Mehmet Görmez’in adını anmıyor hiç, ne de olsa mesafe bırakmak gerekir] Özkök’ü arıyor ve şöyle bir ricada bulunuyor: “Sizden özel bir ricam var. Bu yıl Kutlu Doğum Haftası’nı kardeşlik konusuna ayırdık. Hafta boyunca Türkiye’de kardeşlik temasını işleyeceğiz. Sizden ricam, bir yazınızı bu konuya ayırabilir misiniz?” diyor...
Özkök o sırada Beyaz Türklerin ulu mekânlarından biri olan [benim de çok sevdiğim] Kanyon’da, Açlık Oyunları’nı izlemek üzere bulunmaktadır. Aynı dönemlerde Özkök’ü anlamsız yere mağdurlaştıran, hâliyle kahramanlaştıracak da olan “28 Şubat soruşturmasında içeri alınacak yazarlar” listesi dâhilinde adı bazı köşelerde boy göstermektedir. Çok endişeli olduğu yazılarına aksetmekte, bu beni de çok rahatsız etmektedir. Kim olursa olsun insanlara böyle davranmak, sürek avı başlatmak büyük bir ayıptır, adaletsizliktir.
Ama 28 Şubat’taki duruşu, her daim anti-halk, anti-sivillik konusunda artık “gönüllerde” açık ara şampiyon olmuş birini, Kutlu Doğum Haftası etkinliklerini duyurmak için Diyanet İşleri Başkanı’nın arayarak, kem kümlü bir tonda yazı rica etmesi, gerçekten sosyolojik olarak incelenmesi gereken bir vakadır. En azından bana göre öyledir.
Tabii ki sembol olmuş bir Beyaz Türk’ün artık Siyahların eline geçmiş Diyanet’in Kürt asıllı başkanı tarafından aranması, “kardeşlik” temasına uygun görünebilir. Hürriyet’in tirajı ve seslendiği kesim düşünüldüğünde, Görmez bunda bir fonksiyon da bulmuş olabilir. Hem dinadamı insanları yargılamaz, ayrım yapmaz, yapmamalıdır, doğrudur.
Ama bu yaşanmış yüzleşmeler ve tecelli etmiş adaletten sonra Beyaz ile Siyah’ın eşitlenmesiyle gelen bir uzlaşı veya barış değil, Siyahların Beyazlaşma çabası ve Beyaz’ın sembolüne karşı konamaz bir çekim hissi gibi görünmektedir. Konuyu Özkök ve Görmez’in arasında geçen spesifik bir olay üzerinden inceliyorsam da, bunu AK Parti’nin devlete yerleştiğini düşündüğü zamanlardan beri sınıf atlamaya çalışan, paraya ve mevkie kavuşan muhafazakârlarda gözlemliyorum ben. Beyazlaşma çabası, “efendiye” imrenme, onun gibi olma isteği.
Peki, nasıl Beyaz olunuyor? Nasıl olunmadığını bir örnekle anlatayım: Kayserili bir sucuk üreticisi büyüyerek çok zengin olabilir ve Boğaz’da bir yalıda oturabilir, ama o hâlâ bir “Siyah”tır. “Beyaz” dediğimiz olgu, ABD’deki WASP gibi tahakkümcü bir kurucudur; sınıfsal ve sosyal bir gerçekliğe tekabül eder. Irkla ilgili değildir.
Türkiye’nin “Beyaz”ları da, evet iyi eğitimli, GSMH’nin büyük bir kısmını hâlâ elinde tutan yüzde beşlik bir azınlıktır. Devlet ellerindedir. Kendilerini ev sahibi ve kurucu öğe olarak görürler. Son on yılda vesayetle verilen kavganın asıl muhatabıdırlar. TSK bu yüzden “Siyahları” bünyesine almaz mesela. Namaz kılmak, oruç tutmak, sosyolojik olarak “Siyah” iseniz sorundur ve tasfiye edilirsiniz, yoksa folklorik zararsız bir öğedir. Tepe’nin Siyahlardan mutlaka korunması gerekir. Asıl olan devlet ve mülkün paylaşımıdır. “Beyaz” tepenin bir de tabanı vardır tabii, onlardaki semptomlar daha çok çarşaflıları, başörtülüleri, hacı amcaları küçümsemek ve darbeci partiye oy vermekle sınırlıdır. Kapıcıları olduklarında onlara büyük sempati duyar, lameli eski çantalarını, ayakkabılarını onlara verirken huzur hissederler. Ama yan komşusu hâline gelmişse o “Siyah”, artık darbe zamanı da gelmiştir. Bayrak mitingleri, toplu Anıtkabir ziyaretleri, Siyahların Cuma’sına, yağmur duasına denk gelir. Toplu ibadettir. Mustafa Kemal de peygamberleridir.
Türkiye’de beyazlık tarihi, hem etik, hem de hukuki olarak bir suç bagajına tekabül eder.
AK Parti ve belli orandaki bir taban kesiminde, Siyahlıkları ile ilgili linç ve tehlikeden kurtuldukları, devletle de zımni bir barış imzaladıktan beridir Beyazlarla bir yakınlaşma, melezleşme kendini gösteriyor. Başbakan’ın, beyazların adını vermeden, “Biz onların iktidarı değiliz, onların istediklerini değil, halkımızın taleplerini yerine getiriyoruz” dediği pek çok konuşmasını hatırlarım. Ama ne Başbakan, ne de tabanının bir kısmı öyledir artık. Bu da kaçınılmaz sosyolojik gelişimlerden biridir aslında. AK Parti Siyah ve siyasete tekabül eden hâliyle, reformcu kalamadığı için, devleti yönetirken de Uludere gibi olaylarda Beyazları fersah fersah aştı.
Siyahlar da artık zenginleşiyor, iktidarı kullanıyor ve iyi yaşamak, kazandıkları para ve gücü keyif almak için kullanmak istiyorlar. Ama bunun için rol modelleri yok. Darbe tehlikesi de geçtiğine, Beyazlar “pes” dediğine göre, neden onların kadim Beyazlıklarını alıp üstlerine başlarına sürmesinler ki?
Hep Siyah, hep Siyah, nereye kadar!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.05.2019
2.05.2019
24.04.2019
21.04.2019
18.04.2019
16.04.2019
13.04.2019
10.04.2019
3.02.2019
28.03.2019