Mehmet ALTAN
Harvard Üniversitesi’nde konuşan ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, bölgedeki stratejilerini “Amerika bir kez daha Müslüman bir ülkeye dalıp saldırganlık yapamaz. Sünni bir örgüte saldırıya yine Sünniler liderlik etmeli” diye açıkladı ve bu nedenle IŞİD’le savaşmak için Sünni müttefiklere ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Ancak bu arzularına karşın, “Suriye’deki en büyük sorunumuz, bölgedeki müttefiklerimiz” demeyi de ihmal etmedi.
Biden’a göre, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Esad’ı devirmekte o kadar kararlıydılar ki Esad’a karşı savaşan her kim olursa, yüz milyonlarca dolar ve on binlerce ton silah yağdırdılar ve bir manada, Sünni-Şii vekâlet savaşını başlattılar.”
Joe Biden, gönderilen para ve silahların IŞİD gibi, Nusra Cephesi gibi aşırılıkçılara gittiğinin ortaya çıkmasıyla ilgili “böyle bir politikanın sonuçları gitgide daha görünür oluyor” tespitini de yaptı.
Doğrusu dünyada pek tersini düşünen de yok gibi gözüküyor.
xxxxxxxxxxxxxx
Biden’in şikâyet ettiği Türkiye, Suudi Arabistan ve BAE, kısacası Suriye’deki rejimi devirmeye kalkan ‘Sünni Blok’ ise geçen hafta ilginç bir şekilde kendi arasında kapıştı.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler toplantısında yaptığı konuşmada Mısır cumhurbaşkanını ve darbecilere verilen desteği eleştiren sözlerine Mısır’dan sonra BAE’den de tepki geldi.
BAE Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM’de yaptığı konuşmanın şaşkınlıkla karşılandığı belirtilerek, Erdoğan’ın Mısır’a saldırmak için BM platformunu suiistimal ettiği öne sürüldü.
Açıklamada, Erdoğan’ın Mısır hükümetini ve halkını taciz etmeyi durdurması istendi, BAE’nin aynı zamanda bölgenin güçlü ülkesi ‘Suudi Arabistan’ın sesi’ olduğuna işaret eden diplomatik çevreler ise BAE’nin Erdoğan’a yönelik bu çıkışını çok anlamlı buldular. “Bu tepki, aynı zamanda Suudi Arabistan’ın da Erdoğan’a yönelik tepkisi olarak değerlendirilmeli” dediler.
Erdoğan’ın şahsında Sünni-Müslüman dünyasının halifeliği rüyası gören siyasal iktidar, Birleşik Arap Emirlikleri ile doğrudan, Suudi Arabistan ile dolaylı olarak itişip kakışmaya başlayıp yalnızlığını biraz daha artırmayı da başardı.
xxxxxxxxxxxxxxxxxx
Bu yeni itiş kakışta beni en çok eğlendiren ise Dışişleri Bakanlığı’nın BAE’ye yönelik açıklamasındaki ‘dış politika’ tanımıydı.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, ‘Türkiye’nin, halkların meşru taleplerini esas alan bir dış politika yürüttüğü’ ve ‘uluslararası forumlarda da bu politikasını tutarlı bir şekilde dile getirdiği’ söylenmekteydi.
Mısır’da Sisi Darbesi’ne karşı çıkıp da kendi ülkesindeki 27 Nisan askeri müdahalesini yargılamaktan kaçınan bir şark kurnazlığının nasıl ‘tutarlı’ bir politika olduğunu sormanız bile aslında yeterli, ancak ben bundan daha çok Türkiye’nin ‘demokratik ilkelere’ dayalı bir politika güttüğü iddiasına bakarak eğlendim.
BAE’ye karşı bu iddia seslendirildiği hafta Anayasa Mahkemesi, iktidarın ülkeyi karanlık bir faşizme götürmeğe çalıştığı çok karanlık yasaların önemli bir kısmını iptal etti.
Onların içindeki özellikle bir tanesi zaten bu hükümetin ‘demokrasi ve hukuk’ anlayışını çok açık bir şekilde sergiliyor. Bu siyasal iktidar, ‘mahkeme kararlarını iki yıl uygulamamak’ kabilinden bir yasa çıkarmaya kalktı.
Anayasa Mahkemesi de bozdu.
‘Mahkeme kararlarının uygulanmamasını’ yasalaştırmaya kalkan çok ürkütücü bir anlayış var iktidarda.
Şimdi Dışişleri Bakanlığı’nın kalkıp da ‘demokratik ilkelere, uluslararası hukuka ve vicdani değerlere dayalı’ politikalardan bahsetmesini ciddiye almak mümkün mü?
‘Hukuka ve vicdana dayalı politika’ söz konusu ise ‘Deniz Feneri, 17-25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet süreci, Roboski katliamının failleri ne oldu’ diye sorulmaz mı?
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
İçerde demokrasiden, hukuktan, meşruiyetten kopan, hırsızlığa, yolsuzluğa bulaşan ve zorbalığı artırarak bunların üzerinden geleceğini sanan bir siyasal anlayışın dış politikada başarılı, saydam, tutarlı olmasına imkân var mı? Tabii ki yok…
Bu Çarşamba yayımlanacak AB İlerleme Raporu’nun da tüm bu karanlık çöküşü teyit edeceğinin işaretleri veriliyor.
Avrupa Birliği Komisyonu’nun hazırladığı 80 sayfalık taslak raporda, AKP hükümetine seçimler, yargı, yolsuzlukla mücadele, hukukun üstünlüğü ve basın hürriyeti konularında ciddi uyarılar yapılıyor… AB, iktidarın yolsuzluk iddialarına yaklaşımının yargı bağımsızlığını zayıflattığını, kamu idaresinin etkinliğinde endişelere yol açtığını vurguluyor.
Hatta Türkiye’nin 1993 yılında eski sosyalist ülkelerin demokrasiye geçişini sağlayan ön şartları içeren Kopenhag kriterleriyle ilgili eksiklikleri bulunduğu söylenmekte.
xxxxxxxxxxxxxxxxxx
Şimdi bu yapıya, sınırın sıfır noktasında Kürtleri katletmeye kalkan eli kanlı terör örgütü IŞİD’e karşı tutarlı bir politika oluşturup oluşturamayacağını sorduklarında ortalık karışıyor.
Soru karşısında çelişkili mesajlar veriliyor.
Sınır ötesi harekât yetkisi veren tezkerenin içeriği de bu çelişkili, itici, ürkütücü, garip durumu anlatıyor. Tezkerede IŞİD adı yalnızca bir kez, ‘Suriye rejimi’ tanımlaması ise defalarca geçiyor.
Tezkere siyasal iktidarın neyi amaçladığını netleştirmiyor.
Ancak, Kürtler ve Esat rejimi de sürpriz hedeflermiş gibi duruyor.
Koalisyon IŞİD’i hedef almışken, AKP iktidarının ‘Halifelik rüyasıyla Esat rejimini devirmeyi; PKK ile müzakere ediyor gibi yapmasına rağmen Rojava’daki yönetimi yok etmeyi planladığı’ söylentisi ayyuka çıkmış durumda.
Ancak cumhurbaşkanı ve enerji bakanının ‘IŞİD ile PKK aynı şeydir’ demeleri de kuşkuları artırıyor.
Eğer PKK ile IŞİD aynı ise PKK önderi Abdullah Öcalan ile neden görüşüyorsunuz?
Ya da bu beyanlar ‘IŞİD ile de müzakere masasına otururuz’ manasına mı geliyor?
Militanları kafa keserken siz IŞİD’le ‘barış sürecini’ başlatmayı mı düşünüyorsunuz?
‘IŞİD ile PKK aynı şeydir’ ne demek? Ne anlama geliyor?
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Düne kadar Amerika, Türkiye’nin kara savaşı da dâhil IŞİD karşısında fiilen ve ağırlıklı bir şekilde yer almasını istiyordu.
Son resim bu arzuyu zayıflatmış gibi duruyor.
‘Almanya, İngiltere, Rusya, Irak, İran, Türkiye’nin sınırı aşmasına razı değil’ deniyor.
Ankara’ya güven sıfırlanmış gibi gözüküyor, o nedenle durduğu yerde durmasını daha evla kabul ediyorlar anlaşılan.
Erdoğan’ın konuştuğu BM Genel Kurul Salonu’nun boş koltukları, bu iktidara duyulan güven ve ilginin hangi düzeyde olduğunu somutlaştırmıştı zaten.
xxxxxxxxxxxxxxx
İçerde karmakarışık bir faşizme koşan bir siyasal iktidar dışarıda doğru dürüst, saydam, demokratik, evrensel hukuka uygun bir dış politika uygulayamaz.
Müzakere için birlikte masaya oturduğu PKK ile IŞİD’in aynı şey olduğunu söyleyebilen pusulasını şaşırmış bir iktidar bu.
İlkesiz, tutarsız, hukuktan ve yargıdan ödü patlamış, Sünni liderlik hayalleri görürken daha da yalnızlaşan bir yönetim var karşımızda…
Bayramınız kutlu olsun ama bu adamların yönettiği ülkede bayram nasıl sevinçle kutlanabilir, o da ayrı bir soru…
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
7.01.2026
6.01.2026
5.01.2026
3.01.2026
26.12.2025
27.11.2025
25.09.2025
17.09.2025
10.09.2025