Mehmet TIRAŞ
Bürokrasi ‘ büro’ sözcüğünden türetilmiş bir kavramdır yani bürodan, yeni adı ‘ofis’ olan, oturduğun yerden işleri organize eden yer demektir,yönetene de bürokrat deniliyor.
Sanayi devrimini tamamlamamış, demokrasiden de nasibini almamış,adem-i merkeziyetçiğe geçememiş, temel hak ve özgürlüklerin bürokratların iznine bağlı,bireyin özgür olmadığı toplumlarda yönetim nasıl olursa olsun,o ülkelerde tam bir “bürokrasi cennetti” vardır..
Ülkenin gündeminin belirleyen Kürt sorununu da bürokrasi boyutunda ele almalıyız.
Kürt sorunu çözülürse “bürokrasi” saltanatı yok olacak mı?
Asker ve sivil bürokrasi değil mi,Kürt sorunu bu duruma getiren ve bir iç sorunu olan Kürt sorununu siyasilere çözdürmeyip,bölgesel olmaktan da çıkartıp küresel bir sorun haline getirmedi mi?
Bunları çok tartıştık bu konuyu enine boyuna ama değişmedi ancak taşı yerinden oynattık.. Kürt sorununu çözersek diğer sorunlarımızın başında gelen “Ermeni ve Kıbrıs” meselelerinin önünde engel bürokrasi değil mi?
Yaşadığım kentte devletin bir sosyal tesisine gittim ve bir siteye yazı geçeceğim sekreterin odasına girdim kimse yok,müdürün odasının kapsını çaldım müdür de yerinde değil, odaya şöyle bir göz attım tam bir küçük saray yavrusu,bir sosyal tesisin müdürünü odası böyleyse artık generalin,valinin,kaymakamın makamını gözümde canlandırmak istedim,bu ülke adam olmaz,bürokrasiyi alt etmeden bir yere varılamaz,diye kendi kendime sitem ettim.
Askeri darbelerin eserleri değil mi,ordu evleri,öğretmen evleri,polis evler,hakim evleri?
Bu yerler neden vatandaşın yerleri olamıyor?
Çok bilinen bir söz var ”sistemden beslenenler sistemi değiştirmezler” diye..
Devlet kapısında iş arayan işe girdikten sonra devletin bürokratik kadrosunda kendine artık bir yer aramanın peşine düşüp, siyasilerin desteğiyle bürokrasi de bir yere gelmenin uğraşı içinde oluyorlar.
Bir makam,bir sekreter, bir araba ve şoförü birde buna lojman eklendi mi,tutana aşk olsun artık.
Her bürokrat kendi çapında küçük ölçekli bir iş veren oluyor bizim ülke de.
550 milletvekilinin her birinin bir sekreteri,bir şoförü bir de danışmanı var,bilinen bunlar gerisi teferruat. TBMM, Türkiye’nin en büyük KİT’i olarak biliniyor parlamentoda çalışan insan sayısı 5 bin kişi.
Ordu da vatan hizmeti diye 120 bin asker garsonluk yapıyor,binlercesi patates-soğan soyuyor,subayların emrinde kaç asker vatan-toprak -bayrak adı altında hizmet veriyor o da belirsiz.
Milli piyangonun bir sloganı var bunu sık yazar ve her ortamda sistemi okumak anlamında örnek olarak ta gösteririm;”bir gün sana da çıkabilir” diyor ya…Bu sistemi özetleyen bir slogan..
Bir AKP’li bakanla bir yüksek yargı mensubunun başkanın açıklamasını okumuştum gazetelerde.
Bakan şöyle diyordu:”Ben bir işçi emeklisinin oğluyum bir emekli memurunda damadıyım,bu sistem bakın beni bakan yaptı,bu ülke de herkes istediği yere gelebiliyor.” yeter ki sıranı bekleme ve sabır göster diye mesaj veriyordu.
Yüksek yargı mensubu da:”Ben köy kökenli Anadolu da yaşayan bir fırıncının oğluyum, bakın ülkenin en büyük yargısının başında, devlet protokolünün de dördüncü sırasındayım, devlet temsil anlamında” diye sisteme methiyeler düzüyordu.
Bunları okuyunca içimden bir ses çıktı irademin dışında, sanki bu memlekette herkes bakan veya yüksek yargı mensubu olamadığından yakınıyor da, bizim haberimiz mi, yok dedim.
Bu açıklamaları yapan,Bakan ve yargı bürokratı bu sistemi yıllarca sorguladılar ideolojik anlamında ama kendileri bu sistemden beslenince sistemden şikayetçi olmanın bir anlamı yok,amiyane tabirle çeşme akarken destini dolduracaksın sözü yerini buluyor.
Sözü çok uzatmadan mutlaka çevrenizde bir tanıdığınız bir bürokrat vardır o kişinin devlet bürokrasisinde yer almadan önceki mal varlığıyla sonraki ekonomik gücünü bir araştırın veya soruşturun uçurum vardır.
Bu siyasetimizde de geçerli onun için herkes belediye başkanı veya milletvekili olmak için canhıraş mücadele veriyorlar.Milletvekili veya belediye başkanlığı yapıp ta yoksullaşan birine rastladınız mı hiç?
Dünyanın hiçbir ülkesinde bir dönem milletvekilliği yapan ömür boyu dört bin dolar maaş bağlanan bir ülke yok ,bu sistemi okuyup anlatmaya yetmiyor mu, siyaset anlamında.
Ya belediye başkanlarının ellerinde dönen rantı anlatmanın bir anlamı olmasa gerek.
Biz Kürt sorununu tartışıp duruyoruz yukarıda da dile getirdim önemli de ama bu sorun çözülürse bürokratik yapı değişecek mi?
Valilerin,generallerin,yargı mensuplarının maaşlarını öğrene bilecek miyiz?
Onun için demokratikleşme,saydamlık,katılım,denetim önemli,onun için AB standardında bir demokrasi diyoruz.
AB ülkelerinde bürokratların ve siyasilerin böyle bir saltanatı var mı?Yok.
Niçin AB’ye karşı olanları anlamışınızdır.En çok AB’ye bürokrasi ve sistemden beslenen siyasilerdir ve işçi sendikaları,siyasette ikbal ve mal varlığı elde etmek isteyen gazete patronu ve kalemşorlarıdır.
Kürt sorunu çözülürse Kürtler Bürokrasiyle yönetilmeyecek mi?
Uludurede 34 Kürt vatandaşını savaş uçaklarıyla bombalayarak öldürenler silahlı bürokratlar değil mi?
Neden aydınlatılamıyor?Bu sorunu aydınlatamayan siyasi erk devasal Kürt sorununu nasıl çözecek çok merak ediyoruz?
Darbelerin kurumları ve anti demokratik yasların varlığını koruduğu yerde, nasıl toplumsal sorunları çözeceksiniz.
Sorun Türkiye’nin evrensel bir hukukla yönetilecek demokratik acil bir anayasaya ihtiyacı var .
Kimse vali ,kaymakam,general olmak için çaba sarf etmiyor insanca yaşayabileceği bir özgürlük ve ekonomik talep ediyor.
Bürokrasinin güçlü olduğu yerde demokrasinin kuvvetler ayrılığı devre dışı kalır.
Bu Cumhuriyetin yarım asırdan fazla bir askeri darbe geleneği var bu unutulmamalı!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları



















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
2.02.2026
26.01.2026
19.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
22.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
1.12.2025