Merve Şebnem Oruç
ABD'nin Orlando şehrinde Afgan kökenli Amerikan vatandaşı Ömer Metin bu hafta yanına bir otomatik tüfek, bir tabanca ve yalancı bomba düzeneği alarak bir eşcinsel barına gitti ve bol aksiyonlu birHollywood filminden fırlamış gibi 50 kişiyi öldürdü.
Bu olay üç açıdan tartışılıyor. Birincisi, elbette IŞİD ve İslamofobi. Batı'nın aşırı sağcıları için, bu olay İslam karşıtı eleştirilerini ve İslam ve terör eşitlemelerini daha yüksek sesle dile getirmeleri için zemin oluşturdu. Bu saldırının Başkanlık yarışında Hillary Clinton karşısında Donald Trump'a avantaj kazandırdığı anketlerden anlaşılıyor. Ancak Ömer Metin'in saldırı öncesinde 911'i arayarak 'IŞİD'e gönülden bağlı olduğunu' ilan etmesinin bize anlatması gereken detay, daha önce Batı'daki bazı IŞİD saldırılarında olduğu gibi, böyle kanlı eylemlere imza atanların artık sadece IŞİD üyeleri değil, aynı zamanda salt sempatizanları da olabilmesi. Yani terör saldırıları için illa ki emir almak, eğitim almak, örgüt üyesi olmak gerekmiyor, gönüllülük yetiyor. Bu da IŞİD'i daha öngörülemez yaparken tüm Müslümanları da potansiyel IŞİDli olarak etiketlenmeye biraz daha yaklaştırıyor.
Orlando'nun tartışıldığı ikinci açı, Ömer Metin'in katliamı gerçekleştirdiği yerin bir eşcinsel barı olması. Eşcinsel evliliğin geçen yıl yasallaştığı ABD ve Batı'nın kalanında liberaller saldırıyı bu yönüyle eleştirerek 'İslam'ın tahammülsüzlüğü' üzerine tepki gösteriyor. Amerikan Başkanı Obama da bu katliamı hem terör hem de nefret saldırısı olarak tanımladı. IŞİD'in bir eşcinsel barına saldırmasında şaşırılacak bir şey yok, zira bugüne kadar Yezidilerden ateistlere ve eşcinsellere doğmuş olduğu coğrafyada çok sayıda azınlığı öldüren IŞİD'in, sadece 'kafir' ve 'sapkın' olarak nitelediklerine değil aynı zamanda 'mürtet' olarak etiketleyip kendi çizdiği sınırların dışına çıkan Müslümanlara da, sayıları ne kadar çok olursa olsun, neler yaptığı ortada.
Üçüncü açı ise, ABD'de silah satın alabilmenin bankadan kredi almaktan kolay olması. Ömer Metin saldırıyı gerçekleştirmesinden önce iki kere terör bağlantıları nedeniyle soruşturulmuş; ancak buna rağmen kolaylıkla yasal yollardan bir otomatik tüfek, bir tabanca ve bolca mermi satın alabilmiş. Silah lobileri, silah yasasının ABD'de vites düşürmeyen kanlı saldırılarla doğrudan bağlantısının olmadığını iddia ediyor; ama patlayıcı maddelerin güçlendirilmesinde kullanıldığı için nitrat içeren gübrenin dahi satış ve sevkiyatına yasak getirmek zorunda kalmış bir ülkenin vatandaşları olarak bizim bu rahatlığı anlamamız zor.
Ancak bu üç açının ötesine geçmeyen tartışmalar, esas meseleyi görmemizi engelliyor. O da son bir ayda IŞİD'e karşı küresel seferberlik seviyesindeki mücadelede vites yükseltilmesinin IŞİD tehdidini zayıflatmaktan uzak olduğu gerçeği. Son dönemde, IŞİD'in Irak, Suriye ve Libya'da büyük kayıplar verdiği yönündeki haberleri sizler de takip etmektesinizdir. Hatta öyle ki, Suriye ve Irak'ta Menbiç, Rakka ve Felluce üçgenine sıkışan IŞİD'in lideri Ebu Bekir el Bağdadi'nin öldüğü yönünde iddialar dahi gündeme geldi. Hal böyle olunca, okuyucu da 'IŞİD terörü bitti bitecek' zannediyor.
IŞİD, Türkiye sınırına yakın olan ve Rakka'ya yönelik sevkiyatlar açısından kritik öneme sahip olan Menbiç'te ABD'nin desteklediği YPG öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri karşısında sıkışıp kalırken kuzeyde Türkiye tarafından top atışlarıyla vuruluyor, Halep'in kuzeyinde ise muhalifleri geçemiyor. Kendine alan açmaya çalıştığı noktalardaysa, Rusya, rejim güçleri ve İran'la karşı karşıya kalıyor. Irak'ta, Musul operasyonlarına karşı Bağdat'a yönelik terör saldırılarını artırmasının bir sonucu olarak IŞİD, Felluce'de karadan İran'ın, havadan Irak'ın destek verdiği Irak ordusu ve Şii milislerle mücadele ediyor. Libya'da ise, IŞİD'in kalesi olarak görülen Sirte, Libya güçleri tarafından geri alınmış durumda. Özetle IŞİD, kaosun hüküm sürmesi nedeniyle en güçlü olduğu üç ülkede ciddi anlamda alan ve kan kaybediyor. Fakat yine de binlerce kilometre ötedeki ABD'de bile, yetkililere göre Amerika'nın en çok can kaybıyla sonuçlanan silahlı eylemine, üstelik de sadece bir gönüllü, bir fan sayesinde, imza atabiliyor.
Öte taraftan Fransa'da, çalışma yasası nedeniyle süregelen protestolar ve düşmeyen tansiyon, 2016 Avrupa Şampiyonası ve buna bağlı olarak artan holigan şiddeti nedeniyle geri plana düşse de IŞİD tehdidi kendini gösteriyor. Futbol holiganlarının Fransa sokkalarında ellerinde içki şişeleriyle 'IŞİD neredesin?' diye bağırarak çağırdığı IŞİD, Paris yakınlarındaki Magnanville'de Salı günü ortaya çıktı. Bir polis şefi ve yardımcısı, Larossi Abballa tarafından evlerinde öldürüldü. Fransız vatandaşı olan Abballa'nın iki polisi öldürdüğü yerde Facebook'tan canlı olarak video mesajı yayınlaması ve IŞİD sözcüsü Ebu Muhammed el Adnani'nin 21 Mayıs'taki çağrısına cevap verdiğini ilan etmesi, yakında canlı yayında IŞİD fanlarının gerçekleştirdiği bir katliamı bile izleyebileceğimiz şüphesini de beraberinde getiriyor.
Ömer Metin'in 12 Haziran'daki Orlando katliamı, Larossi Abballa'nın 14 Haziran'daki Magnanville cinayetleri bize gösteriyor ki, Irak, Suriye ve Libya'da cephede askeri savaş veren, Bağdat'tan Brüksel'e, Ankara'dan Riyad'a terör saldırılarına dönen IŞİD, cephede sıkıştığında kanlı eylemlerini silahlı saldırı, cinayet gibi metotlarla çeşitlendirebilen ve bunu kendisine gönül verenlere toplu mesaj göndermek suretiyle başarabilen bir örgüt. Üstelik IŞİD gönüllüleri 911'i arayarak ya da Facebook'ta video mesajı yayınlayarak saldırılarını şaşaalı bir şekilde ilan etmekten de geri kalmıyor. Bu da IŞİD'in yok olmaktan çok uzak olduğunu, aksine bir terör örgütünden beklenmeyecek derecede esnek, kıvrak ve çok yönlü bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor.
Yazarlar
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları

























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.02.2020
4.02.2020
5.01.2020
29.12.2019
8.02.2019
29.07.2018
22.07.2018
15.07.2018
12.07.2018
5.02.2018