Mesut YEĞEN
Öncekiler kadar sinsi, öncekiler kadar pervasızdı. Öncekiler kadar gaddar da. Öncekilerden farklı olarak beceriksiz ve sakildi. Siyasetçiler ve kalabalıklar kararlı bir biçimde direnince hızla beceriksizleşip, sakilleşti, daha doğrusu. Böylece, darbeler ya gerçekten sona erdi ya da en azından büyükçe ve süreklileşecek bir iç çatışma riskini göze almadan darbe yapmanın imkansız olduğu ortaya çıktı.
Her büyük siyasi olay gibi 15 Temmuz da bazı şeyleri belirginleştirirken başka bazı şeyleri bulanıklaştırdı. 15 Temmuz’la beraber Türkiye siyasetinin kimi yanları eskisine göre daha netken, kimi yanları eskisinden de bulanık. Belirginleşen, netleşen ilk yan cemaatin hacmi ve akıbetiyle ilgili. 17-25 Aralık’ta, HSYK seçimlerinde biraz anlaşılmıştı ama 15 Temmuz Gülen Cemaatinin operasyonel kapasitesinin ne kadar büyük ve ürkütücü olduğunu gösterdi. Öte yandan, 15 Temmuz Cemaatin akıbetini de tayin etti. Daha doğrusu 15 Temmuz’da Cemaat akıbetini kendisi tayin etti. Cemaat 15 Temmuz’da intihar etti.
15 Temmuz’un polisiye fotoğrafı henüz netleşmediğinden kalkışmanın bütünüyle bir cemaat prodüksüyonu olup olmadığı şimdilik belirsiz. Ama bu belirsizlik halinde bile şunu tespit etmek mümkün görünüyor: TSK’nın önemlice bir kısmı 28 Şubat havasından uzak ve darbe işlerinin akıbetine dair daha gerçekçi bir vizyona sahip.
15 Temmuz’un netleştirdiği başka bir iş de Türkiye siyasetinin partiler ve siviller kısmına ilişkin ve hayırlı bir duruma işaret ediyor. Kalkışmanın ilk saatlerinden itibaren hem siyasi partilerin hem de yurttaşların bu zelil duruma itibar etmediği belli oldu. Darbenin hedefindeki Erdoğan’ın ve Ak Parti hükümetinin destekleyicileri aktif olarak darbeye direnirken, darbecilerin sokağa dökülmesini umduğu kalabalıklar darbeden heyecan duymadı ve destek vermedi. Hem de sosyal medyada yapılan onca kışkırtmaya, onca dedikoduya rağmen. Son senelerin gerilimli havası düşünüldüğünde bu durumu kıymetli bir gelişme olarak kaydetmek gerekiyor.
15 Temmuz’la beraber netleşenler olduğu gibi bir de belirsizliğini koruyanlar ve yeni belirsizlikler var. Yeni belirsizliklerin ilki 15 Temmuz darbesinin yarattığı kolektif kabarma halinin Erdoğan’ın kızıl elması başkanlığa erişmek ya da daha otoriter bir siyasi durum tesis etmek için kullanılıp kullanılmayacağıyla ilgili. 15 Temmuz, darbeye verilmeyen toplumsal desteğe bakılıp Türkiye siyasetinde yeni fırsatların, yeni uzlaşmaların vesilesi olarak mı kullanılacak, yoksa 15 Temmuz’a karşı gösterilen güçlü toplumsal dirençten kuvvet alınıp, “dem bu demdir” denilerek başkanlık ya da daha otoriter bir Türkiye işinin peşine mi düşülecek? Türkiye siyasetinin en önemli belirsizliği bu. Erdoğan’ın şimdiye kadarki üslubu ilk ihtimali kuvvetli kılsa da, yaşanan tecrübenin dramatikliği ikinci ihtimalin kıymetinin idrak edilmesine vesile olabilir.
İkinci belirsizlik Kürt meselesinin akıbetiyle ilgili. Cemaati devletten temizlemenin verdiği güven Kürt meselesinde çözüm işlerine dönmek için vesile mi edilir, yoksa hükümet etrafındaki desteğin büyümüş ve pekişmiş olması Kürt meselesinde daha sert bir siyaset için araç mı kılınır? Türkiye siyasetinin ikinci önemli belirsizliği bu. Burada da ilk ihtimal daha kuvvetli görünse de yaşanan tecrübenin korkunçluğu Kürt meselesinde aklı selimin önünü açacak bir etki de yapabilir.
Son bir belirsizlik de uluslararası siyasetle ilgili ve az önemli değil. 15 Temmuz, kimi Ak Parti mensuplarının düşündüğü üzere bütünüyle bir Batı komplosu olarak kodlanıp uluslararası ve bölgesel siyasette NATO ve AB harici bir pozisyonun mu peşine düşülür, yoksa hem Türkiye’nin hem de başkalarının gücünü kuvvetini gerçekçi bir biçimde tanıyan dengeli bir siyasete mi meyledilir? Bir önemli belirsizlik de bu. Ak Parti’nin kimi isimlerine bakılacak olursa Türkiye hızla Avrasyacılığa çekilecek gibi görünürken, Erdoğan’ın ve Başbakanın açıklamaları daha dengeli bir tutum alınacağını gösteriyor.
15 Temmuz bir büyük siyasi olay olarak kimi siyasi ihtimalleri tarih kılarken, yeni ihtimalleri sahneye davet etmiş bulunuyor. Hülasa, hayat da siyaset de devam ediyor. Hepimiz için.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTBir kongrenin düşündürdükleri… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUBahçeli’nin ortağını sürece ikna etme vakti… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen Çalıkuşu5 Aralık tecavüzü… 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTepki oylarını yönetmek başka, iktidar olmak başka 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan‘Terörsüz Türkiye’ye evet ama mış gibi yaparak mümkün mü? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet Berkanİnsanlığın yüzlerce yılda oluşturduğu birikime ne oldu? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİTürkiye Yüzyılı okullarda zorbalığı niye durduramıyor? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİşte faturalar: Şirketi kurduğu gibi ESK ile anlaştı! ‘Genç boğalar’ hep ondan alınmış 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANZor ve kırılgan sürece girdik! 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolAdaletsizliğin böylesi 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUBu ne dünya kardeşim böyle… 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciErdoğan ne zaman iktidara gelecek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergil“Hakikat Sonrası” dünya: “Post-truth” ne demek? 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA"Demokrasinin Beşiği Olmak!" "İmralı Artık Tecrit Değil, Barış ve Demokratik Toplumun Çözüm Adasıdır 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENBahçeli–Öcalan görüşse... 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNETaha Parla’dan kalan ayak izleri 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURÇözüm Süreci’nde top MİT’ten Meclis’e geçti 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselIMF’in siyaseten can sıkıcı tavsiyeleri 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayBireysel borçluluk gerçekten düşüyor mu? 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTrump’ın karnesi ve dünyanın kaderi… 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezBüyüme Buysa Niçin Şikâyet Ediyorlar? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUHaksızlık mı dediniz? 2.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞReel politika, pragmatizm, ilkesizlik, oportünizm batağında AKP 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇNifak ve münafık 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEKürt olmak 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTers köşe... 1.12.2025 Tüm Yazıları
































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.10.2025
5.09.2025
24.08.2025
9.08.2025
19.07.2025
13.07.2025
29.06.2025
15.06.2025
1.06.2025
18.05.2025