Muharrem Sarıkaya
Salonun bu kadar doluluğuna ender zamanlarda tanıklık ettim…
Bundan 25 yıl önce ayda birkaç kez Ankara’ya gelmeden edemeyen, ancak son dönem neredeyse hiç uğramayan Güneri Bey (Civaoğlu), Hıncal Ağabey (Uluç) de hemen önümdeki sırada yerlerini almıştı.
İstanbul’dan ne kadar tanıdık bildik varsa salondaydı…
Bu kadar çok sayıda gelmelerinin nedeni de Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin ilk kez dünya prömiyerini sergilediği Troya Operası’nı izlemekten başka neden değildi.
Şunu baştan belirteyim, Opera’da Paris rolünü oynayan Genel Müdür Murat Karahan’ın sesi tenorların en iyisi denilmesini hak ediyordu…
Helen’i oynayan soprano Seda Ayazlı da çok daha fazla övgüye layıktı.
Hektor karakteriyle sahne alan Tan Sağtürk ise 12 yıl aradan sonra fena değildi.
Eserde dikkat çeken sahne de bir süre önce geçirdiği trafik kazasında yürüme yetisini kaybeden Bora Acar Zöngür’ün kendi için tasarlanmış savaş arabası içinde rol almasıydı…
Eser de seyirci de mükemmeldi…
SALONDAKİ ALKIŞ
Ancak bütün bunların ötesinde beni en çok etkileyen daha perde açılmadan önce yaşananlardı.
Perdeye önce “Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır…” sözü yansıtıldı.
O andan itibaren 3 bin 600 kişiyle hınca hınç dolu salonda alkış tufanı koptu…
Ardından ekrana görüntüsü geldi…
Bir bankanın reklam kuşağı şeklinde hazırlanmış, O'nu anlatan filmi takip etti…
Birkaç kişiyi boş verirsek, bütün bu süreçlerde dakikalar boyunca, salon elleri patlayana kadar O’nu alkışladı; minnettarlığını, sevgisini, saygısını gösterdi…
Bu sadece Opera’nın sergilendiği salonda değil, dün Anıtkabir’de de kendini gösterdi.
Her yıldan çok daha kalabalıktı…
Beşevler’den başlayan, Anıtkabir’e kadar uzanan genç, yaşlı, çocuktan oluşan insan seli, O’na olan saygısını göstermek için yollardaydı…
BAŞKA KİM KALDI?
Gelin şimdi şu sorunun yanıtını arayalım…
Mustafa Kemal Atatürk aramızdan ayrılalı tam 80 yıl oldu.
Yani bir insan ömrü kadar önce Hak yoluna yürüdü…
Üzerinden neredeyse iki nesil geçti…
Bana bırakın bu coğrafyayı dünyada O’nun dışında bu kadar sevgisini diri tutan, herhangi bir etkiye uğramadan saygı gösterilen kaç kurucu lider sayabilirsiniz?
Lenin mi? Stalin mi? Jivkov mu? Çavuşesku mu? Hafız Esad mı? Muhammed Rıza Pehlevi mi? Kral Faysal mı? Cemal Abdülnasır mı? Enver Sedat mı?
Birçoğunun bırakın gönüllerdeki yerini, heykelleri kaidelerinde dahi kalmadı…
Hepsi hafızalardan silindi gitti.
Bugün bir tek O yaşıyor; hem de her geçen gün daha da yücelerek…
Çünkü egemenliğini halkına verdi, Cumhuriyeti birlikte onların istediği şekilde kurdu, önderlik etti, demokratik bir sistem için mücadelesini verirken, yine halkının içindeydi.
Hafızalardan adının silinip, hakkında en çirkin propagandaların yapıldığı dönemlerde dahi silinemedi.
Çünkü halkının ruhuna, gönlüne işledi; genetik koda dönüştü…
Bugün de nesillerde yaşıyor ve yaşayacak…
***
Bir Bondsteel de Suriye’ye mi?
“Hazar petrollerini korumak için, bize karşı kırılgan olmayan yerlerde yeni askeri üslere ihtiyacımız var…”
Bundan 20 yıl önce ABD merkezli gazetelerde Washington yetkililerinin ağzından bu yönde cümlelere rastlanıyordu.
Hatta yer de belirtilip, Balkanlar, Karadeniz ve Ortadoğu’da birbirini destekleyen yeni üslere ihtiyaç olduğuna işaret ediliyordu.
Bunların konuşulduğu dönemde önce Yugoslavya iç savaşı başladı…
ABD'nin “kurtarıcı” edasıyla 1999’da Yugoslavya’ya girdiğinde kontrolü altına aldığı ilk yer, anlamsız bir şekilde çatışmanın sorunsuz doğu bölgesi Kosova sınırları içindeki Presova vadisi oldu.
Neden bu bölgeye gidip yerleştiğine dönük tartışmalar sürerken, gerekçesi ABD ordusundan Albay L. McClure’un “Mühendislik Bülteni” dergisinde, “Bu üssün planı daha ilk bombanın atılmasından aylar önce hazırlandı” açıklamasıyla anlaşıldı.
“21. Yüzyılın Silah Deposu” diye de bilinen ve “Bondsteel” adı verilen Kosova’daki 460 dönümlük ABD üssünü ziyaret eden eski Dışişleri Bakanı Rica da son noktayı koydu:
“İncirlik üssünün yerini alabilir…”
Bugün NATO Barış Gücü ve KFOR askerleri arasında, “Uzaydan görülebilen yeryüzündeki iki şey ne? Biri Çin Seddi, diğeri Bondsteel…” esprisine de sahne kamp…
Avrupa’nın en donanımlı hastanesinin de kurulu olduğu Bondsteel, Romanya’nın Köstence bölgesinde Karadeniz kıyısında kurulan, Mihail Kogalniçeanu adı nedeniyle kısaca MK Kampı diye anılan askeri üssün de geri desteklenmesini sağlıyor.
YENİ ÜS YARATIYOR
Başlıktan yola çıkarak “Bütün bunların Suriye ile ne alakası var?” diyebilirsiniz.
Ben de Prof. Dr. Ali Çağlar ile sohbet edene kadar ikisi arasında bağ kurmayı aklımdan geçirmezdim.
AGİT Kosova Misyonunda da görev yapan, göç ve güvenlik çalışanlar arasında Türkiye’nin tanınmış isimleri arasında yer alan Prof. Çağlar, bu noktada durmadı, ABD’nin PKK’nın üç üst düzey yöneticisinin başına ödül koymasıyla da konuyu ilişkilendirdi…
Bölgeyi ve ABD’nin gelecek planlamalarına ilişkin açık verileri de bildiğinden dolayı bir noktanın altını çizerek söze girdi:
“Yugoslavya’ya bomba düşmeden, üs bölgesi planlamış ABD, Suriye’de de aynı yönde neden davranmasın? Yugoslavya stratejisinin aynını burada da hayata geçiriyor; yeni bir Bondsteel yaratıyor…”
PKK ADIMININ GEREKÇESİ
Nedenlerini de her zamanki sakin üslubuyla anlattı.
Örnek olarak da ABD’nin Almanya’daki üssünü gösterip ekledi:
“Almanlar sorun çıkarıyor; üstüne de kira istiyor. İncirlik, Mısır, Pakistan, Suudi Arabistan’daki üslerin durumu da farklı değil. Hiç para ödemeyip, başına da dert açmadan Kosova’da bölgenin en gelişmiş üssünü kurdu. Kafkaslardan Kuzey Afrika, Ortadoğu’ya kadar uzanan halkayı kontrolüne aldı.”
Bunun benzerini Ortadoğu’da kurmanın uzun yıllardır yolunu aradığını da belirtip devam etti:
“Araplar sürekli sorun üretiyor. Oysa Körfez savaşı da gösterdi ki Kürtler kendileri açısından bu denli sorun olmuyor. Ayrıca, Türkler, Acemler, Araplarla da sorunlu bir halk; dolayısıyla aynen Kosova’daki gibi, onlara hamilik yapıyor görüntüsüyle bölgede kalıcı hale geliyor, yeni üssünün yerini belirlemiş bulunuyor…”
Bununla PKK’nın üç yöneticisinin ilişkisinin ne olduğunu da açıkladı:
“PKK, özünde Marksist kökenden geliyor; toprağı saydığı zeminde emperyalist gücün üs kurmasını uzun vadede istemez. ABD’de de bunu bildiği için ileride potansiyel sorun çıkaracak olanı şimdi ayıklamak istiyor; gözdağı veriyor.”
AKDENİZ’İ DE KORUR
ABD’nin bölgeye bu kadar çok silah yığınağı yapmış olmasının nedeni de Bondsteel benzeri yeni bir kamp oluşturma çabasına bağlıyor.
Burada kurulacak bir üssün sadece Ortadoğu’yu değil, enerjinin yeni kaynağı Doğu Akdeniz ile İsrail’in korunması için de önemli bir merkez olacağına dikkat çekti.
Bugüne kadar ortaya konulan gerekçelerin çok daha ilerisinde ve gerçekçi bir bakış ortaya koydu.
Aslında, ABD’nin Suriye zemininde oluşturduğu üslerin sayısına bakıldığında, haklılığı da görülüyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları







































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
20.08.2021
26.07.2021
21.07.2021
13.07.2021
28.06.2021
15.05.2021
12.05.2021
11.05.2021
3.05.2021
28.04.2021