Mümtazer TÜRKÖNE
Sözün kendisi kadar söyleyen kişi ve söylendiği yer de önemli. Haşim Kılıç, malûmu ilâm etti.
Hepimizin bildiği ve tekrarladığı şikâyetleri bir konuşma içinde insicamlı biçimde sıraladı. İktidarın hukuksuzluğuna isyan etti, yargı üzerinde kurduğu tahakkümü teşhir etti ve haklara, özgürlüklere sahip çıktı. Mesele bu sözlerin doğrudan hukuku ihlâl eden, yargıyı paspasa çeviren güç ve iktidar sahiplerinin önünde, onların gözlerinin içine baka baka söylenmesi. Haşim Kılıç kürsüde, diğerlerinden daha yukarıda. İşin püf noktası bu göreli üstünlükte.
Başbakan, 17 Aralık’tan beri akla zarar sözleri büyük bir hiddetle sıralıyor. Yağıyor, gürlüyor, racon kesiyor, ayar veriyor, fırça çekiyor; bağıra-çağıra herkesi tek tek tehdit ediyor. İktidara itiraz eden herkes ‘paralel’, ‘casus’, ‘alçak’, ‘vatan haini’ yaftasını gecikmeden yiyor. Hükümet etme ayrıcalıkları ve vasıtaları ile emrindeki medya gücü birleşince, tehditler hedefini tutturuyor; lafla kocaman balonlar havalanıyor. Yukarılarda, çok yükseklerde gezen bu balonlara söz yetiştirmek mümkün değil. Attığımız oklar hedefe ulaşamıyor; sözün ve yazının tesiri olmuyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı ise protokol gereği tam önünde oturan Cumhurbaşkanı’nı, Başbakan’ı, Meclis Başkanı’nı muaheze ve muhakeme ediyor. Arada sadece birkaç metre var. Hüküm yerine ulaşıyor; koca balonlar o uzun konuşmada tek tek patlıyor ve bütün foyalar meydana çıkıyor.
Kılıç, konuşmasında yer yer polemiğe varan ve hukuk sınırlarını aşan çok sert mesajlar verdi. Ortalıkta iktidara dizgin vuracak hiçbir güç kalmayınca, bu kadar şiddetli olması kaçınılmazdı. Yanlış bir şey var mıydı? Olmadığına göre önemli olan sonucu: Başbakan’ın tehdit ve baskı ile oluşturduğu kara bulutlar dağıldı, iktidarın meşruiyeti sarsıldı. Karizma fena şekilde çizildi.
Dün, hükümet medyasının ve sözcülerinin verdiği tepkiler ‘sonkale’nin saldırıyı püskürttüğünü gösteriyor. Hiçbir şey tesadüf değil. Adalet Bakanı, hazır bir metin üzerinden konuşmayı sıcağı sıcağına eleştirirken Başbakan muhatap olmuyor; ağır silahlardan biri olarak Arınç cepheye sürülüyor.
Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik temel stratejisi yerel seçimlerle aynı. Cemaat’i düşman ilan ederek sonuca gitmeye çalışacak. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın karşısına çıkması bu yüzden tatsız bir durum. Muhalefet eden herkesi itibarsızlaştırmaya çalışırken bütün yumurtalar aynı sepete giriyor. Haşim Kılıç’ı erken bir algı operasyonu ile yok etmeye kalktıklarında kullanabilecekleri ‘paralel’ iddiasını kendi elleriyle yok ettiler. Bir kişi hem İBDA-C mensubu hem de ‘paralel’ olamayacağına göre?
İktidar, devletin egemenliğini kullanan bütün kurumları ele geçirilmesi veya hiç olmazsa enterne edilmesi gereken kaleler olarak görüyor. Yolsuzlukları yargı takibatından kaçırılan Hükümet’in karşısında son kale gerçekten Anayasa Mahkemesi. Bu kale direnme gücünü sadece haklılığından alıyor. Hak ve özgürlükleri koruyan ve hukuka sahip çıkan başka kurum kaldı mı?
Haşim Kılıç’ın konuşması içinde hepimize çok ciddi uyarılar var. Ülkede hukukun toptan yoklara karıştığını veciz bir şekilde ifade etti. Hükümet’in yargıya yönelik saldırıları, yargıyı böldü, dağıttı, kendi içinde güvensizliğe itti. ‘Vicdan yolsuzluğu’ ifadesi, hukuk fakültelerinde hukuksuzluğun ve yargı üzerinde kurulacak siyasî vesayetin karşılığı olarak literatüre girmiş oldu. “Kral çıplak” deyişi, herkesin ittifak ettiği yanlışların kolayca teşhir edilmesini anlatır. Bu sefer namus ve ahlaktan dem vurmaktan bitap düşen hükümetimize siyasal hukuku uygulayan Anayasa Mahkemesi “kral vicdansız” demiş oldu.
Türkiye, bir ara dönemden geçiyor. Hukuk askıya alındı ve yargı erki kilitlenmiş ve iş yapamaz vaziyette. Sürdürülemeyecek bir durum olduğu için, bu kuralsızlık hali geçici. Ne zaman hakka ve hakikate avdet edeceğiz? Anayasa Mahkemesi ‘son kale’ olarak hâlâ hak ve hakikatin muhafaza altında olduğunu beyan etti ve tekrar hüküm süreceği günlerin yakın olduğunu haber verdi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025