Mümtazer TÜRKÖNE
Ezanın Türkçe okunduğu, din eğitiminin yasaklı olduğu Tek Parti Dönemi’ne ait garip bir paradoks: İsmet İnönü’nün aslında dinle-dindarlıkla bir problemi yoktur, eşi Mevhibe Hanım’ın beş vakit namazını aksatmadan kıldığı rivayet edilir.
Din, her devirde bir “devlet kurumu” olarak görülmüş, bu kurum bazen ihmale uğramış bazen de el üstünde tutulmuştur. Bu değişimi belirleyen ise yöneticilerin dindarlığı değil, devletin ve tabii zamanın icaplarıdır. Demirel’in Rahmetli Ecevit’ten daha dindar olduğunu düşünen var mı?
Erdoğan’ın din ve diyanetle ilişkisi ile İnönü’nünki arasında bir nitelik farkı var mı? Niceliği bir kenara bırakın ve sadece niteliğe odaklanın. İnönü’nün ve Erdoğan’ın gözünde “din kurumu”nun devlet nezdindeki karşılığı açısından en küçük bir fark bile yok. Sıralayalım: Din, Diyanet İşleri Başkanlığı aracılığıyla ve devlet memuru sıfatı taşıyan din görevlisi kadrolarıyla devletin rakipsiz tekeli altında olmalıdır. Din eğitimi sadece devlet tarafından verilmeli, içeriği ve miktarı devlet tarafından belirlenmelidir. İsterse allame-i cihan olsun, devletin “müftü” veya “ilahiyat profesörü” unvanı vermediği hiç kimse din konusunda fikir yürütme salâhiyetine sahip değildir. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir Müslüman, doğumundan ölümüne, hatta sonrasında mezara konulmasına kadar sadece devletin verdiği din hizmeti ile dinini yaşayabilir. “Azdı, çoktu” tartışması bir kenara, Tek Parti dönemi ile bugün arasında fark var mı? Bu arada Alevîlerin fark etmesi gereken bir hinlik: Alevî inancı Tek Parti döneminde devlet karşısında nerde duruyorsa bugün yine aynı yerde durmaktadır. Alevilerin taleplerinin tamamı, aslında Aleviliğin devlet karşısındaki konumuna dairdir.
Merak edenler Erdoğan’ın Din Şurası’nda yaptığı konuşmanın benzerlerini, 1940’ların Türkiye’sinde bulabilir. Erdoğan’ın davudî sesiyle vurguladığı “sahte din adamları”, “din adamı maskesi takan şarlatanlar”, “dini sinsice çarpıtmaya çalışanlar” ibarelerinin aynısını, valilerin aynı zamanda Cumhuriyet Halk Fırkası başkanı olduğu yıllarda verdikleri nutuklarda bulabilirsiniz. Fazladan bugün çokça tekrarlanan “ihanet şebekeleri” edebiyatını da. Değişen sadece nicelik. Bugün Erdoğan’ın “sayıları yüz bin olan din adamı” ile övünmesi, o gün çok az sayıdaki “aydın din adamı” içindi; tabii onlar da devlet memuruydu.
Muhafazakâr siyasetin ikiyüzlü dünyası ile karşı karşıyayız. Dün dindarlık, halkı yönetimin uzağında tutmanın gerekçesi idi. Bugün sandıktan çıkan zorbalar, devlet tekelindeki din ile kendilerini garantiye alıyorlar. Din, dün elitlerin yönetme ayrıcalığını sürdürmek için sıkı bir devlet kontrolüne alınmıştı, bugün “dindar” bir Cumhurbaşkanı devlet tekelindeki dini basit ve sıradan bir iktidar sopası olarak kullanıyor, hepimizi terbiye etmeye kalkıyor. Her iki durumda da din siyasete kurban ediliyor; ulviyetinden uzaklaştırılıyor.
Devletin, dolayısıyla Erdoğan’ın sevmediği, karaladığı bir din ve dindarlık biçimi mevcut. Kibre, yolsuzluğa, ayırımcılığa, siyasîleşmeye itiraz eden ve cemaatler-tarikatlar içinde yaşanan dindarlık bu. Çoğul ve birbirleriyle tatlı bir rekabet içindeki bu cemaat yapılarından hiçbirinin arası Erdoğan’la iyi değil. Yakıcı soruyu şu şekilde sorduğunuz zaman, Erdoğan’ın “devlet dini”nin nerede durduğuna dair sağlam bir fikir edinebilirsiniz: Selefî radikalizm ile “Devletin yüz bin din adamı ve din eğitimi” mi, yoksa bu cemaatlerin tevazu içinde işleyen hizmet ve muhabbet gayretleri mi baş edebilir?
Erdoğan bir ideolojik çatışma ekseni oluşturmaya çalışıyor. Geleneksel ilerici-gerici çatışmasını, kendi ifadesiyle “200 yıllık tarih”ten çıkartıp diriltmeye çalışıyor. Amerika’yı bunun için yeniden keşfediyor, Osmanlıca’yı bunun için pazarlıyor. Ancak yine de sık kullandığı kendi ifadesiyle “camileri ahır yapan CHP”nin durduğu yerde duruyor. Devlet zoruyla bize doğru ve yanlışı belletmeye çalışıyor. Devlet gücünü arkasına alıp, toplumun geleneklerine, biriktirdiklerine, dinamiklerine savaş açıyor. Din, devlet tarafından kamulaştırılıyor. Böylece hükümranlık alanı genişleyen devlet, Erdoğan’a yolsuzlukların, adaletsizliklerin bile sarsamayacağı bir iktidar alanı açmış oluyor.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları





















































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.01.2026
13.01.2026
9.01.2026
31.12.2025
30.12.2025
28.12.2025
24.12.2025
23.12.2025
21.12.2025
21.12.2025