Murat AKSOY
Türkiye “başkanlık sistemi” tartışmasında hayli mesafe almış görünüyor. Alınan bu mesafe ne yazık ki, başkanlık sisteminin muhtevasına, işleyişine ve bir sistem olarak ne olup olmadığı üzerine değil. Alınan bu mesafe, kamusal alanda başkanlığın geçmişe oranla daha rahat, daha açık ifade ediliyor olması noktasında.
Bu mesafe alışın olumlu olduğunu söylemek koşullar açısından mümkün görünmüyor.
Biraz geriye gidelim. 2011 seçimlerine giderken tüm partiler mevcut anayasanın değişmesi konusunda büyük ölçüde mutabıktı.
AKP’NİN BAŞKANLIK DAYATMASI
Nitekim, TBMM’de kurulan Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nun (AUK) yeni anayasa için gerçekleştirdiği çalışmalarda, partilerin temel konularda siyasal farklılaşma dışında temel ayrım başkanlık sistemi üzerine oldu.
AKP, AUK’ndabaşkanlık sistemini öne sürerken, diğer üç parti buna muhalefet etti. AUK’nun 2 yıldan fazla süren çalışmalarının kadük kalmasında en önemli etken kuşkusuz bu, sistem tartışması oldu. Anayasanın yürütme, yargı, yasama gibi önemli başlıklarının “sisteme” göre yazılacağı gerçeğini düşündüğümüzde sistemüzerinde bir uzlaşma olmadan, ilgili başlıkların yazılması, bu konularda mesafe alınması mümkün olmadı.
HEDEF YENİ ANAYASA DEĞİL BAŞKANLIK
Bu açıdan 2011’de başlayan yeni anayasa sürecini sonlandıran, AUK’nun çalışmalarını kadük bırakan; yeni anayasa süreci başlarken değil çalışmaların ortasında başkanlık sistemini gündem getiren AKP’dir.
AKP, bugün yaptığı gibi 2011’de başlayan yeni anayasa sürecinde de e başkanlık sistemini bir başlangıç noktası, sürecin olmazsa olmazı olarak ortaya koymuş olsaydı, AUK’nun yol haritası da, çalışması da, süreç de daha farklı olabilirdi.
Bugün geldiğimiz noktada,Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın almış olduğu mesafe bu farktır. Bu aynı zamanda bir özgüvendir.
2011’deki başlayan tartışmada öncelik yeni anayasa iken şimdi başlatılmak istenen çalışmada hedef başkanlık sistemidir.
1 KASIM STRATEJİSİYLE BAŞKANLIK
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu özgüveninin nedeni, 1 Kasım seçimlerinde test edilen ve başarılı olan stratejidir. Erdoğan başkanlık sistemi içinde aynı stratejiyi izliyor.
Bu strateji, devlet eliyle yaratılan şiddet ve terör ortamını üzerinden toplumu korkutup, sindirerek kendi vesayetindeki AKP’ye mahkum etmekti. 1 Kasım’da bu başarılı oldu.
Şimdi aynı strateji ile toplumu kendine yani başkanlığa mahkum etmeyi hedefliyor.
Nitekim Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun başladığı turlarda, 2011’den farklı olarak yeni anayasadan çok başkanlık sisteminin öne çıkması bunun işaretidir. CHP ve MHP ile yapılan görüşmelerde bir üst başlık olarak masaya gelen başkanlık, Erdoğan’ın yeni anayasadan çok başkanlık sisteminin anayasal zemine kavuşturulması arzusunun yansımasıdır.
İLAN EDİLMEMİŞ SAVAŞA DEVAM
Güneydoğu’da 20 Temmuz’dan sonra ilan edilen adı konulmamış savaş halinin devamı bu stratejisinin en önemli parçasıdır.
Bu strateji işe yaramış görünüyor ki, toplumda başkanlık sistemine olan destek artmış görünüyor.
Toplumda başkanlık sistemine olan destek, demokratik bir tartışma, açık kanallarda ikna süreçleri ile değil daha çok ölüm, daha çok sindirme, korku, şiddet ve terör ile olmaktadır. Erdoğan, Türkiye’ye “ölümü gösterip sıtmaya razı ederek” başkanlığı topluma dayatmaktadır.
BAŞKANLIKTA BU ISRAR NEDEN?
Görünen, Erdoğan savaş, şiddet, terör üzerinden toplumu başkanlığa razı etme yolunda belli ki sonuna kadar gidecek.
İnsan kendine şu soruyu soramadan edemiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan mevcut sistem ile yapamadığı ne var ki, başkanlıkta bu kadar ısrar ediyor? Bugün alamadığı hangi kararı başkan olduğunda alacak?
Bu ve bu gibi soruların cevabı var. Cumhurbaşkanı Erdoğan partili cumhurbaşkanı olarak her şeyi yapma imkanına sahipken, başkanlık sisteminde ısrarının tek bir nedeni var: Bugüne kadar siyasi olarak sorumlu olduğu, normal demokrasilerde hukuk dışı tüm iş ve işlemlerden ebediyen kurtulmak.
Yaşanan tüm çılgınlıkların, bu da olmaz denilenlerin, akıl tutulmasının tek nedeni bu.
MURAT AKSOY / HABERDAR
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları























































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.02.2019
23.11.2018
20.11.2018
16.11.2018
13.11.2018
10.11.2018
6.01.2018
3.01.2018
30.10.2018
26.10.2018